Temmuz 9, 2009
Dinler Tarihi’nde önemli bir yeri bulunan Yahudilik, kutsal kitaplarında Ahd’e geniş yer ayırmasından dolayı bir Ahit dini olarak da anılır. Musevi geleneğine göre tanrı Yahudi halkıyla bir ahit (antlaşma) yapmış, emirlerini ve yasalarını Tevrat şeklinde Yahudilere vermiştir. Başta İsrail olmak üzere dünyanın çeşitli yerlerinde yaklaşık 14 milyon Musevi vardır. Bu yönüyle dünyanın 11. büyük dinidir.
Ortodoks Musevilere ve dindar Musevilerin çoğuna göre İbrahim Peygamber ilk İbrani’dir. Nuh’tan sonra putperestliği reddeden ve tektanrıcılığı savunan ilk kişi olduğuna inanırlar. Tanrı İbrahim’e oğulları olacağını müjdeler (Yaradılış 15:5). İsmail ve İshak isimli iki oğlu olur. İshak, tanrının bildirdiği şekilde babasının misyonuna devam eder. Kenan Ülkesi İshak Peygamber’e tanrı tarafından vaadedilmiştir. İshak’ın oğlu Yakup Mısır’a göç eder ve zaman içerisinde halkı Mısırlıların kölesi olur. Yakup’un oniki oğlundan biri olan Levi’nin soyundan gelen Musa İsrailoğulları’nı Mısır’dan kaçırarak Sina Dağı’na getirir. Burada tanrı tarafından kendisine verilmiş olan Tevrat’ı halkına verir (M.Ö. 1313 veya Yahudi takvimine göre 2448) ve onları Kenan Ülkesi’ne götürür. Musa’nın kardeşi Harun ve onun soyundan gelen erkekler, tanrı tarafından “yüksek din adamları sınıfı” olarak atanırlar (Çıkış 28:1, 2–4).
Temmuz 9, 2009
Fikret Böcek
- Neden vaftiz oluyoruz? Vaftizin anlamını kavrıyor muyuz?
- Vaftiz aslında içimizde gerçekleşmiş olan bir şeyi dışarıdan bir işaretle göstermektir.
- Vaftizin kendisi bizi Hıristiyan yapmıyor. Hıristiyan olduğumuz için vaftiz oluyoruz.
- Vaftiz olarak Rabbimiz ve Kurtarıcımız olan İsa Mesih’in bizler için yaptıklarını ilan etmiş oluyoruz.
- Vaftiz olan bir kişi Mesih’in emrine uyarak O’nun tanıklığını yapmış olur.
- Yeni bir Hıristiyan’ın Mesih için olan ilk tanıklığı vaftiz olmak olmalıdır.
- Vaftiz olan kişi topluma ve kiliseye, artık Mesih’e ait olduğunu beyan eder.
- Şunu hiçbir zaman unutmayalım: Vaftiz kişiyi değiştirmez. Değişmiş olan kişi vaftiz olur.
- Kurtuluş için Rabbe iman etmek yeterlidir(bkz. Elçilerin İşleri 16:30-31).
Vaftiz Kelimesi ve Şekli
- Vaftiz kelimesi Grekçe Baptizo kelimesinden geliyor.
- Baptizo kelimesi tamamen suyun içerisine batırmak, bandırmak anlamına geliyor.
- İlk kilise sırasında da vaftiz olacak kişi kuru bir yer kalmayacak şekilde tamamen suyun içerisine sokularak vaftiz edilirdi.
- İlk vaftiz örneklerini Yahudi olmayan kişilerin Yahudiliğe geçtikten sonra kendi kendilerini tamamen suyun içine sokarak vaftiz etmelerinde görüyoruz.
- Burada Yahudiliğe geçeni vaftiz eden yoktu. Yahudiliği benimseyen kişi kendi kendisini tamamen suya batırarak vaftiz ediyordu.
- Yani, vaftizci yoktu, vaftiz edilen vardı. Kişi kendi kendisini suya batırıyordu.
- Vaftiz kelimesinin ikincil anlamları da var.
- Örneğin, bazen vaftiz kelimesi bir şeyin etkisi altına girmek olarak da tercüme edilebilir.
- Eğer vaftiz Kutsal Ruh’un etkisi altına girmek anlamına geliyorsa, o halde vaftizin şekli ille de suyun içerisine batırılarak olmak zorunda olmadığını söyleyenler de var.
- Batırılma şekliyle, su serpme şekliyle veya başından aşağıya doğru su dökmek şekliyle vaftizi uygulayanlar var.
Temmuz 9, 2009
- Simun (Petrus): Orjinal metinlerdeki adı “Simon” veya “Simeon”dur. Havari Andreas’ın kardeşi, Celile’li bir balıkçıdır. Kilisesini üzerine inşa edeceği kayaya ithafen “Petrus” adı İsa tarafından verilmiştir. İsa tarafından kendisine diğer havarilerin önderliği mevkiisi layık görülmüştür (Matta 16:18, Yuhanna 21:15-16). Roma’da öldürülmüştür. Roma Katolik Kilisesi’nin ilk piskoposu kabul edilir. 29 Haziran Aziz Petrus günüdür.
İsa, Romalılar ve kendisinin Mesih olduğuna inanmayan Yahudiler tarafından çarmıha gerilmek üzere yakalandığında İsa’nın Havarisi olduğunu üç defa inkar etmiştir. İnkar edeceği İsa tarafından Son Yemek’te kendisine bildirilmiştir ancak Petrus buna inanmamıştır. Dört İncil’de de bu olay aynı şekilde anlatılır.
Temmuz 9, 2009
Yorumlar kapalı
Hazır olma; kesin haber; insanın kat’i olarak bildiği bir şeyi, Yüce Allah’ın huzurunda olduğu kanaatiyle dosdoğru haber vermesi, şahitlik etme, tanıklık; açık belirti; şehîd olma, şehîdlik; yemin, bildiği şeyleri itiraf etme.
Şehâdet, arapça bir kelime olup “Şe-hi-de” fiilinden türeyen bir mastardır. Aynı zamanda, müstakil bir isim olarak da kullanılır. “Şühûd” ile eş anlamlıdır. Zıddı, “gayb”dır. Bilinen, görünen âleme şehâdet alemi dendiği gibi, görünmeyen âleme de gayb âlemi denir.
Şehâdet’in ismi faili, “şâhid” dir. O da, bir yerde bulunan, bir şeyi gören ve gördükleri ile bildikleri konusunda bilgi veren kimse, tanık, bir akdin yapılması sırasında taraflardan birinin yanında hazır bulunan, doğrulayan, ispat eden, Allah’ın birliğine şehâdet eden demektir. Şehâdet’in çoğulu, şehâdât’dır (Rağıb el-İsfâhânî, el-Müferedât, Mısır 1961, 267 vd. “şehide” mad.).
Şehâdet kelimesi, “Eşhedu en la ilâhe illâllah ve eşhedu enne Muhammeden abduhu ve resuluhu” olarak bilinen Tevhid cümlesidir. “Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Hz. Muhammed (s.a.s)’in onun kulu ve resulü olduğunu şehâdet ederim” demektir.
Bu cümle, bir nevi İslâm dinine giriş sayılır. Bu cümleyi inanarak söyleyen kişi, imân sahibi olarak kabul edilir. Şehâdet kelimesi, imân esaslarının özeti durumundadır.
Şehâdet kelimesinde, Allah ve Rasûlü hakkındaki imân ve inanç duyguları itiraf edildiği, dile getirildiği için, ona şehâdet kelimesi denmiştir.
Şehâdet parmağı ise, şehâdet getirilirken, kaldırılan baş parmaktan sonraki işâret parmağıdır.
Temmuz 9, 2009
İslam’ı anlamak ve yaşamak Hz. Peygamber’i ve O’nun hayat pratiğini bilmeyi gerekli kıldığı gibi, O’nu anlamak ve tanımak da, ancak İslamın temel inanç esaslarını doğru kavrayabilmekle mümkün olur. Bu amaçla Sonpeygamber.info’da “İslam” başlığı altında İslam’ın temel inanç esaslarını, Din nedir?, İnsan dine neden ihtiyaç duyar?, İslam’ı diğer dinlerden ayıran özellikler nelerdir? gibi soruların eşliğinde dikkatlerinize sunuyoruz. Bu bölüm İlahiyatçı Fatma Bayram tarafından hazırlanmıştır.
Tanımı
Sözlükte barış ve barış içinde olmak; teslimiyet, boyun eğme ve ihlâs; selam vermek anlamlarına gelen İslam her durumda selam ve selamet kökünden gelmektedir.
Kur’an-ı Kerim’de özel anlamda din kelimesiyle İslam kastedilmiş (Al-i İmran 3/99), İslam’la din adeta eş anlamlı iki kelime olarak kullanılmış ve bütün peygamberlerin getirdiği dinin İslam olduğu ifade edilmiştir (Al-i İmran 3/85; Nisa 4/125; Maide 5/3; Şura 42/13).
“Allah katında din şüphesiz İslam’dır”(Al-i İmran 3/19; Bakara 2/193). “Kim İslam’dan başka bir dine yönelirse, onun dini kabul edilmeyecektir, o ahirette de kaybedenlerdendir.” (Al-i İmran 3/185) ayetleri aslı itibariyle hak din olduğu halde zamanla tahrif edilmiş dinlerin artık geçerliliğinin kalmadığını vurgulamaktadır.
Kur’an dilinde İslam Allah’a bağlılık ve boyun eğmeyi ifade eder. Allahtan başkasına ve hak dışında şeylere bağlılık O’na isyan manasına gelir. Allah’a, Allah’tan gelene ve hakka bağlılıktan doğan bu vicdan diğer bir deyişle hakperestlik olarak özetlenebilir. Böyle bir vicdan hakikate, kendi açısından ve kendini merkeze alarak değil, Allah katındaki değerine göre kıymet verir. Böylesine bir hak sevgisinin yerleştiği gönüllerde ise taassuptan eser kalmaz.
Temmuz 9, 2009
Cengiz Han’ın soyunun, Hz. Hüseyin’in oğlu Hz. Zeynel Abidin’e dayandığı ve bu sülaleye (Ehlibeyt Nesli) özel bir ilgi ve saygı gösterilmesi söz konusudur.
Cengizliler’in önemli özelliklerinden biri, bütün dinlere ve inançlara eşit ve hoşgörüyle bakmalarıydı. Bugünkü anlamda tam laik bir anlayışa sahiplerdi. Bunun yanında, eski çağlardan beri, Tek Tanrı inancını bütün motifleriyle muhafaza ediyor, bu inançlara bağlılık ve büyük hassasiyet gösteriyorlardı. Cengiz’in oğlu Ögeday (Oktay), savaşlarda insanları kılıçtan geçirdiği iddiasıyla, kendisini katillikle suçlayan Papa’ya, gönderdiği mektupta: “Ben adam öldüremem. Kimim ki? İnsanı ancak ALLAH öldürebilir” diyor, olayları Tanrı’nın takdiri olarak ifade ediyordu.
Timurlular bölümünde geniş şekliyle ele aldığımız bir konuda, konumuz açısından büyük bir önem taşır. Cengizliler hareketinin batıya yöneldiği zamanlarda, aralarında rivayet edilen Moğal ananesinde, Cengiz Han’ın soyunun, Hz. Hüseyin’in oğlu Hz. Zeynel Abidin’e dayandığı ve bu sülaleye (Ehlibeyt Nesli) özel bir ilgi ve saygı gösterilmesi söz konusudur.
Temmuz 9, 2009

Bingöl’ün Yedisu ilçesi nüfusuna kayıtlı olan ve Avrupa’da yaşayan vatandaşlar kendi aralarında topladıkları para ile köylerine Cem Evi ve Kültür Merkezi yaptırıyor.
Bingöl’ün ilk Cem Evi ve Kültür Merkezi Yedisu ilçesi Güzgüllü köyünde yaptırılıyor. Güzgüllü köyü nüfusuna kayıtlı olan ve Avusturya’da ikamet eden vatandaşlar tarafından yaptırılan Cem Evi ve Kültür Merkezi inşaatının 2 ayda tamamlanmasının hedeflendiği belirtildi. İnşaat çalışmaları 1 hafta önce başlatılan Cem Evi ve Kültür Merkezi’nin yaklaşık 150 bin liraya mal olacağı belirtildi.
Avrupa’da yaşayan Türk işçiler adına inşaat çalışmalarını yürüten Hüseyin Enes, köylerinde böyle bir ibadethaneye ihtiyaç olduğu için arkadaşları arasında para toplayarak bu inşaatı yapmaya karar verdiklerini söyledi. Enes, izinli olarak Avusturya’dan Yedisu ilçesine gelip inşaat çalışmalarını yürüttüğünü belirterek, “Köyümüzde böyle bir ibadethaneye ihtiyaç vardı. Avrupa’da yaşayan Güzgüllü köylüleri olarak bu inşaatı yaptırmaya karar verdik. Cem Evi ve Kültür Merkezi’mizin yaklaşık olarak 150 bin liraya mal olacağını tahmin ediyoruz. İnşaat çalışmalarının yaklaşık 2 ay sonra tamamlanacağını düşünüyoruz” dedi.
