Şubat 14, 2010

Yorumsuz

Hz Ali Halifemizin Nasil Şehit Düştüğü

HZ. ALİ’NİN ŞEHADETİ VE GERCEK ÖLÜMÜ…

Hicret’in 40. yılı Ramazan ayı gelmişti. Hz.Ali, Muâviye’nin üzerine yürümek için hazırlık yapmakla meşguldü. Taberi ve İbn’ül-Esir, Hz.Ali’nin şehâdet sebebini şöyle anlatır: Mülcemoğlu, Haccâc ve Temim boyundan Amr; “Halkın kurtulması için, Hz.Ali’nin, Muâviye’nin ve Âsoğlu Amr’ın ortadan kaldırılması” gerekli olduğu kanâatine vardılar. Bu işi yapacak kişilerin üçüde Hâricîlerdendi. Mülcemoğlu Hz.Ali’yi, Haccâc Muâviye’yi, Amr da Âsoğlu Amr’ı, öldürmeye karar verdiler. Ramazan ayının 18. günü sabah ibadetinde işlerini başaracaklardı. İbn-i Mülcem Kûfe’ye geldi, mezhepdaşlarıyla buluştu; fakat yapacağı işi kimseye açmadı. Mülcemoğlu bir gün, mezhepdaşlarından birinin evinde pek güzel bir kadın gördü, vuruldu adeta. Kadına evlenme teklifinde bulundu. Kuttame adındaki kadın: “Benim mehrim pek ağır” dedi. “Üçbin dirhem vermedikçe bir köle ve halayık satın alıp bağışlamadıkça ve Ali’yi öldürmedikçe sana varmam ben” demişti. Mülcemoğlu: “İlk iki şartı kabul ederim” dedi; “Fakat Ali’yi öldürmek elimden gelmez benim.” Kadının; babası ve kardeşi, Nehrevan da öldürülen Hâricîlerdendi. “İmkânı yok” dedi. “Ali öldürülmedikçe yüreğim soğumaz benim. Ben sana yardımcı bulurum.” dedi. Mülcemoğluna, Şebib ve Verdan’ı tanıştırdı; bunlar da Mülcemoğluna yardım edeceklerdi. Mülcemoğlu, daha önce Hz.Ali’ye bey’at edilirken, bey’at etmek istemiş, Hz.Ali onu iki kere reddetmişti. Hz.Ali, üçüncüsünde mübarek elleriyle başlarına ve sakallarına işaret buyurarak; “Buradan akacak kanla şunu boyayacak kişiyle ne işim var benim” demiş ve şu iki beyiti okumuşlardı: “Ölüm gelip çatınca kuşan kemerini sen; seninle buluşunca telâşa düşme, dayan. Ölüm, mahallene kondu mu, acıklanma, sızlanma dayan.” Hz.Ali, zaten yaşamaktan bıkmıştı. “Allah’ım, sen beni bunlardan hayırlısıyla buluştur, bunlara da kötü birini musallat et” diye duâ etmişti. Hz.Ali, bir gece Hz.İmâm Hüseyin’in, bir gece Cafer-i Tayyâr oğlunun evinde kalıyor, üç lokmadan fazla bir şey yemiyor; “Allah’ıma boş karınla temiz olarak kavuşmam daha sevimlidir bence” diyordu. Ramazan ayının 18. günü, Hz.Ali evden çıkarken Hz.İmâm Hasan ve Hz.İmâm Hüseyin’e hediye olarak getirilmiş olan ördekler gagalarıyla eteğini tutmuşlardı. Hz.Ali, onları kovalayanlara; “Bırakın” buyurmuştu; “Onlar ağlayanlardır; seher çağında da kader, yerini bulur.” Hz.Ali; “O gece Hz.Resûlullah’ı rûyada gördüğünü” de bildirmiş, şehâdete tam hazırlanmıştı. Mescide giren Hz.Ali: “Salat salat” diye uyuyanları uyandırmağa başlamıştı ki; Şebib bir kılıç salladı; fakat kılıç mescidin kapısına geldi. Bunun üzerine önceden gelip mescide gizlenen Mülcemoğlu: “Yâ Ali! Hüküm ancak Allah’ındır” diye bağırarak Hz.Ali’nin mübarek başlarına bir kılıç vurdu. Kılıç, Hendek savaşında Amr’ın yaraladığı yere geldi; imâme yarılmış, kılıç mübarek başlarına gömülmüştü. Yere düşmüştü Hz.Ali; “Andolsun Kâ’be’nin Rabbine” buyurmuştu. “Kurtuldum” dedi. Suikastçılar kaçıyorlardı; kaçarken de bağırıyorlardı: “Emîr’ül-mü’minin şehit edildi!…” Şebib’i birisi yakaladı, kılıcını elinden aldı; fakat o, atik davrandı, kurtulup evine sığındı. Sesi duyan halk birbirine karışmıştı. Şebib’in amcasının oğlu, o gece Şebib’de konuktu. “Hâricî” değildi bu zât. Şebib’in telaşını görünce; “Yoksa” dedi, “Mü’minler emîrini sen mi öldürdün?” Şebib: “Hayır” diyecekken “Evet” dedi; o da kılıcını çekip Şebib’i öldürdü. Mülcemoğlu’nu da birisi yakaladı, sürüyerek mescide götürdü. Hz.İmâm Hasan ve Hz.İmâm Hüseyin ile yakınları mescide girdikleri zaman, Hz.Ali’yi mihrabın önünde yerden toprak alıp; “Ondan yarattık sizi, yine oraya iâde edeceğiz; ordan çıkaracağız bir kere daha sizi” meâlindeki âyeti okuyup, yarasına basıyor buldular. (Tâhâ 55. âyet) Hz.Ali’yi yaralı halde eve götürdüler. Yaranın şiddetinden, evdekilerin kimi kendinden geçiyor, kimi kendine geliyordu. Hz.Ali bir aralık mübarek gözlerini açıp başucundakilere bakarak şöyle buyurdu: “En güzel, en yüce arkadaşa, en hayırlı konağa, en güzel huzûr ve istirahat yerine gidiyorum.” Sonra Mülcemoğlu’nu, elleri bağlı olarak Hz.Ali’nin yanına getirdiler. Hz.Ali: “Ey Allah’ın düşmanı” dedi, “Ben sana iyilik etmedim mi?” Mülcemoğlu: “Evet” dedi, “İyilik ettin.” Hz.Ali: “Peki” dedi, “Bu yaptığın ne?” Mülcemoğlu: “Kılıcımı kırk sabah biledim, Allah’tan, onunla halkın en kötüsünü öldürmesini diledim.” dedi. Hz.Ali: “Sende onunla öldürüleceksin; halkın en kötüsü, görüyorsun ki sensin” buyurdu ve yanındakilere dedi ki: “Bunu götürün, hapsedin, eziyet etmeyin, aç bırakmayın; siz ne yiyor, içiyorsanız buna da onu verin. Ben sağ kalırsam ne yapacağımı bilirim; ölürsem, o bana bir kılıç vurdu; siz de onu bir vuruşta öldürün; ama Allah’ın sizi bağışlamasını da istemez misiniz?” Hak’ka kavuştuğu gece Hz.Ali’ye bir bardak süt sunmuşlardı. Yarısını içtikten sonra bardağı verdi; “Bunu” dedi; “O esirinize götürün, onu sakın aç bırakmayın.” Sütü Mülcemoğlu’na götürdüler; “Zehirlidir” diye içmedi. Bu olayda, adâletle-zulüm, îmanla-îmansızlık, yücelikle-alçaklık, fazîletle-hıyânet; bir bardak sütle tarihe, insanlık tarihine geçti. Hz.Ali Emîr’ül-mü’minîn, Ramazan ayının 21. gecesine kadar yaşadılar. Hz.Ali bu fânî dünyadan göçmeden önce, oğlu Hz.İmâm Hasan ve Hz.İmâm Hüseyin’i yanına çağırdı; onlara vasiyyetini yazdırdı ve imâmlık emanetlerini Hz.Hasan’a teslim etti. Hz.İmâm Ali, Hicret’in 40. yılı (Milâdi 661) Ramazan ayının 21. gecesi, Hak’ka vuslat etmiştir. Hz.Ali Hak’ka kavuştuğunda 63 yaşında idi. Türbesi Necef şehri-IRAK’tadır.

Şubat 14, 2010

Yorumsuz

İmam Muhammed Bakir

admin

İmam Muhammed bakir. Ali (a.s),
lakabı Bakır’dır. Bakır, Peygamber-i Ekrem (s.a.a) tarafından kendisine verilen lakaptı ve ilimleri yarıp açan anlamına gelir.O hazret dördüncü imamın oğludur. Hicretin 57. yılında dünyaya gelmiştir. Kerbela vakıasında bulunduğunda dört yaşındaydı. Babasından sonra Allah’ın emri ve geçen imamların vasiyeti üzerine imamet makamına ulaştı. 104. ya da 107. yılında (Şia rivayetlerine göre Emevi halifesi Hişam’ın kardeşi oğlu İbrahim b. Velid b. Abdulmelik’in vasıtasıyla zehirletilerek) şehit edildi.
Beşinci imamın devrinde bir yandan Ümeyye oğullarının zulümleri, İslam topraklarının her bir köşesinde çeşitli kıyamlara ve savaşlara neden olmuştu. Diğer taraftan da Ümeyye oğullarının kendi arasında çeşitli anlaşmazlıklar meydana geldi ve bunlar hükümeti kendisine meşgul etmiş ve Ehl-i Beyt’e taarruz etmekten biraz da olsa alıkoymuştu.Kerbela vakıasının meydana gelişi ve Ehl-i Beyt’in mazlumiyeti -ki o dönemde Ehl-i Beyt’i temsil eden dördüncü imamdı- insanlara Ehl-i Beyt’i sevdirmiş ve onlara aşık kılmıştı. Bu etkenler el ele vermiş, milleti özellikle Şia toplumunu sel gibi Medine’ye ve beşinci imamın huzurlarına akıtmıştı. Böylece beşinci imam için geçen imamların hiç birinin zamanında meydana gelmeyen İslami gerçekleri ve Ehl-i Beyt’in öğretilerini yayma imkanı ve ortamı oluştu. Beşinci imamdan nakledilen sayısız hadisler, rical kitaplarında ve fihristlerinde yazılı çeşitli İslami konular dalında o hazretin mektebinde eğitilen ve yetişen sayısız Şii bilginleri ve alimleri sözümüzün açık tanığıdır

Şubat 3, 2010

Yorumsuz

Hz Ali Diyorki

admin

Hz.Ali (ra) diyor ki: And olsun Allah’a O’nu ilk gerçekleyen kişiyim ben (ilk iman eden) .

Nehc’ul Belaga Hutbe 37.

Hz.Ali (ra) diyor ki:Bilin ki Allah’ın salâtı O’na ve soyuna olsun Muhammed’in soyu gökteki yıldızlar gibidir; bir yıldız yitti mi öbürü doğar; Allah’ın lütuflarının size verildiğini görüyorum ben; size de umduğunuzu gösterecektir.

Nehc’ul BelagaHutbe:100

Hz.Ali (ra) diyor ki: “Biziz nübüvvet ağacı vahyin indiği mahal; meleklerin inip çıktıkları yer. Biziz ilim mâdenleri hikmetlerin kaynakları. Bize yardım eden bizi seven rahmeti bekler; bize düşman olan bize buğzeden azâbı bekler.”

Nehc’ul BelağaHutbe:109

Hz.Ali (ra) diyor ki:”Peygamberini hak üzere gönderen halktan seçen Allah hakkı için bu sözü gerçek olarak söylemedeyim; Allah’ın Rasûlü bütün bunları bana haber verdi; helâk olacak herkesi bildirdi; ne yüzden neden helâk olacağını anlattı. Kurtulacak herkesi de söyledi kurtuluş yerini haber verdi ve bu işi açıkladı; başıma gelecek her şeyi de kulağıma söyledi bildirdi.”

Nehc’ul BelağaHutbe:175

Hz.Ali (ra) diyor ki:”Yeryüzündeki hücceti tanımayana muhâcir adı verilemez mutlak; kim onu tanırsa odur muhâcir ancak. Kendisine hüccetin tanıtıldığı kişi mâzûr olamaz; kulağı duyan gönlünde bilgi edinen kişinin özrüne bakılamaz.”

Nahc’ul BelağaHutbe:189

“Sözlerimizi emin gönüller kabûl eder o sözler metin akıllara gider.”

Nehc’ul BelağaHutbe:189

Hz.Ali (ra) diyor ki:“Allah’ın salâtı O’na ve soyuna olsun Rasûlullâh vefat ettiği zaman başı benim göğsümdeydi; ağzının yârı (kanı) elime akmıştı; ben de onu yüzüme sürmüştüm.”

Nehc’ul BelağaHutbe:197

Hz.Ali (ra) diyor ki:“Onu yıkamaya kalktım melekler yardımcımdı. Evde çevresinde feryat yücelmişti. Meleklerin bir bölüğü inmedeydi bir bölüğü çıkmada. Onu yatacağı yere koyuncaya dek onların sesleri onların salavat getirişlerinin namaz kılışlarının ünleri kulağımdan gitmemişti.”

Nehc’ul BelağaHutbe:197

Hz.Ali (ra) diyor ki:“Ona hayâtında da memâtında (ölümünde) da benden daha yakın halifeliğine benden daha lâyık kim var?”

Nehc’ul BelağaHutbe:197

Hz.Ali (ra) diyor ki:“Zekât sadaka biz Ehlibeyte harâm edilmiştir”

Nehc’ul BelağaHutbe:224

Hz.Ali (ra) diyor ki:“Allah’a isyân etmek için bana yedi iklimi ve bu iklimlerin altlarındaki ülkeleri verseler gene kabûl etmem ben.”

Nehc’ul BelağaHutbe:224

Hz.Ali (ra) diyor ki:“Çünkü ilmi rivâyet edenler çoktur; ona riâyet edenlerse pek o kadar yoktur.”

Nehc’ul BelağaHutbe:239

Hz.Ali (ra) diyor ki:“Bilin ki bizden olup da ölen ölü değildir diridir”

Nehc’ul BelağaHutbe:87Hz Ali (R.A) den Sözler