<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hz Ali &#187; Hz Ali</title>
	<atom:link href="http://www.hzali.net/category/hz-ali/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.hzali.net</link>
	<description>HzAli Hz Ali Hazreti Ali Hz. Ali</description>
	<lastBuildDate>Sun, 14 Feb 2010 10:34:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Hz Ali Halifemizin Nasil Şehit Düştüğü</title>
		<link>http://www.hzali.net/hz-ali/hz-ali-halifemizin-nasil-sehit-dustugu-2.html</link>
		<comments>http://www.hzali.net/hz-ali/hz-ali-halifemizin-nasil-sehit-dustugu-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Feb 2010 10:33:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz Ali]]></category>
		<category><![CDATA[]]></category>
		<category><![CDATA[ac adamin dini olmaz hz.Ali]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilikte vaftiz]]></category>
		<category><![CDATA[ali]]></category>
		<category><![CDATA[ali net bu]]></category>
		<category><![CDATA[ali.net]]></category>
		<category><![CDATA[alinin museviler]]></category>
		<category><![CDATA[andolsun ki hz ali]]></category>
		<category><![CDATA[Cafer-i Sadik Necef Hz. Ali]]></category>
		<category><![CDATA[de hz ali]]></category>
		<category><![CDATA[Dualar - Hz Ali (r a)]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek zülfikar kılıcı]]></category>
		<category><![CDATA[h]]></category>
		<category><![CDATA[H Z ALİ YAZILI KILIÇ RESMİ]]></category>
		<category><![CDATA[h.z ali]]></category>
		<category><![CDATA[h.z alinin sözleri]]></category>
		<category><![CDATA[h.zali]]></category>
		<category><![CDATA[h.zali sözleri]]></category>
		<category><![CDATA[haz ali]]></category>
		<category><![CDATA[hazireti ali]]></category>
		<category><![CDATA[haziretiali]]></category>
		<category><![CDATA[hazret ali]]></category>
		<category><![CDATA[hazreti ali]]></category>
		<category><![CDATA[hazreti ali isa]]></category>
		<category><![CDATA[HAZRETİ ALİYİ KİM ÖLDÜRDÜ ADI NEDİR]]></category>
		<category><![CDATA[hazreti huseyin nasil sehit edildi]]></category>
		<category><![CDATA[hazreti net]]></category>
		<category><![CDATA[hazretin anlam]]></category>
		<category><![CDATA[hazrti alı]]></category>
		<category><![CDATA[hz]]></category>
		<category><![CDATA[hz aıi]]></category>
		<category><![CDATA[hz ali anlami]]></category>
		<category><![CDATA[hz ali as]]></category>
		<category><![CDATA[Hz ali as sozler]]></category>
		<category><![CDATA[hz ali diyorki]]></category>
		<category><![CDATA[hz ali emir]]></category>
		<category><![CDATA[hz ali forum]]></category>
		<category><![CDATA[hz ali gelecek]]></category>
		<category><![CDATA[hz ali gibi]]></category>
		<category><![CDATA[hz ali isa]]></category>
		<category><![CDATA[hz ali iyilik etmedim ki]]></category>
		<category><![CDATA[hz ali melekler]]></category>
		<category><![CDATA[hz ali muaviye]]></category>
		<category><![CDATA[hz ali muhsin]]></category>
		<category><![CDATA[hz ali nehcul belaga kendini anlatması]]></category>
		<category><![CDATA[hz ali nin ogullari]]></category>
		<category><![CDATA[hz ali nin ülkesi]]></category>
		<category><![CDATA[hz ali nin zülfikar kılıcına sözleri]]></category>
		<category><![CDATA[hz ali ra nedir]]></category>
		<category><![CDATA[hz ali soyu]]></category>
		<category><![CDATA[hz ali tanrı]]></category>
		<category><![CDATA[hz ali.net]]></category>
		<category><![CDATA[HZ ALIIIII]]></category>
		<category><![CDATA[hz alinin diğer adı]]></category>
		<category><![CDATA[hz alının katlıamı]]></category>
		<category><![CDATA[hz isa hz ali mi]]></category>
		<category><![CDATA[hz isa nın kılıcı]]></category>
		<category><![CDATA[hz omer kader]]></category>
		<category><![CDATA[hz ömer-yahudi]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Ali]]></category>
		<category><![CDATA[hz. Ali hicret]]></category>
		<category><![CDATA[hz. ali için]]></category>
		<category><![CDATA[hz. ali incil]]></category>
		<category><![CDATA[hz. ali zulfikar]]></category>
		<category><![CDATA[hz. davutu kılıç üzerindeki yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[hz. ömer yahudi musa]]></category>
		<category><![CDATA[hz.ali gayb]]></category>
		<category><![CDATA[hz.ali kilic]]></category>
		<category><![CDATA[hz.ali soyundan gelen isimler]]></category>
		<category><![CDATA[hz.ali ve allah]]></category>
		<category><![CDATA[hz.ali ve melekler]]></category>
		<category><![CDATA[hz.ali yi kim oldurdu]]></category>
		<category><![CDATA[hz.ali.com]]></category>
		<category><![CDATA[hz.aliı]]></category>
		<category><![CDATA[hz.alinin sözleri]]></category>
		<category><![CDATA[hz.alinin zülfikar kılıcı orjınal]]></category>
		<category><![CDATA[hz.isa ali]]></category>
		<category><![CDATA[hz.isa-hz.ali]]></category>
		<category><![CDATA[hzali ve melekler]]></category>
		<category><![CDATA[hzali.net]]></category>
		<category><![CDATA[HZalinin tanrı olması]]></category>
		<category><![CDATA[i hz ali]]></category>
		<category><![CDATA[imam ali orjinal indir]]></category>
		<category><![CDATA[incil]]></category>
		<category><![CDATA[incil de hz. alinin adı]]></category>
		<category><![CDATA[incil hz.ali]]></category>
		<category><![CDATA[incilde hz ali]]></category>
		<category><![CDATA[incilde hz alinin ismi]]></category>
		<category><![CDATA[info:hzali.info]]></category>
		<category><![CDATA[inilde hz ali]]></category>
		<category><![CDATA[Ishak isimli kisiler]]></category>
		<category><![CDATA[kader haz ali]]></category>
		<category><![CDATA[kilic hazret ali anlami]]></category>
		<category><![CDATA[levi soyu mesih]]></category>
		<category><![CDATA[muhammed bakır tevrat]]></category>
		<category><![CDATA[Mülcemoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[mülcemoğlu kim]]></category>
		<category><![CDATA[Mülcemoğlu kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[musevilere göre vaftiz]]></category>
		<category><![CDATA[necef hz ali]]></category>
		<category><![CDATA[orjinal zülfikar]]></category>
		<category><![CDATA[ricalul gayb duasi]]></category>
		<category><![CDATA[sehadet kelimesi]]></category>
		<category><![CDATA[ttp://www.hz-ali.tk]]></category>
		<category><![CDATA[vaftizin anlamı]]></category>
		<category><![CDATA[verdan hz ali]]></category>
		<category><![CDATA[www hazireti ali]]></category>
		<category><![CDATA[www.com muhammed as orjınal mezarı]]></category>
		<category><![CDATA[WWW.H.Z.ALİ.COM]]></category>
		<category><![CDATA[www.hz]]></category>
		<category><![CDATA[www.hz aıi]]></category>
		<category><![CDATA[www.hz ali.com]]></category>
		<category><![CDATA[www.hz davut]]></category>
		<category><![CDATA[www.hz.ali]]></category>
		<category><![CDATA[www.hz.bu/]]></category>
		<category><![CDATA[www.hzali]]></category>
		<category><![CDATA[www.hzali.com]]></category>
		<category><![CDATA[www.hzali.net:]]></category>
		<category><![CDATA[yahudiliğe neden ahit dini denilir]]></category>
		<category><![CDATA[z]]></category>
		<category><![CDATA[zülfikar kılıç orjinal h.z ali]]></category>
		<category><![CDATA[zülfikar kılıç satan yer]]></category>
		<category><![CDATA[zülfikar kılıcı sözleri]]></category>
		<category><![CDATA[zülfikarın orjinal resmi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hzali.net/?p=202</guid>
		<description><![CDATA[HZ. ALİ’NİN ŞEHADETİ VE GERCEK ÖLÜMÜ… Hicret’in 40. yılı Ramazan ayı gelmişti. Hz.Ali, Muâviye’nin üzerine yürümek için hazırlık yapmakla meşguldü. Taberi ve İbn’ül-Esir, Hz.Ali’nin şehâdet sebebini şöyle anlatır: Mülcemoğlu, Haccâc ve Temim boyundan Amr; “Halkın kurtulması için, Hz.Ali’nin, Muâviye’nin ve Ã‚soğlu Amr’ın ortadan kaldırılması” gerekli olduğu kanâatine vardılar. Bu işi yapacak kişilerin üçüde Hâricîlerdendi. Mülcemoğlu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>HZ. ALİ’NİN ŞEHADETİ VE GERCEK ÖLÜMÜ…</p>
<p>Hicret’in 40. yılı Ramazan ayı gelmişti. Hz.Ali, Muâviye’nin üzerine yürümek için hazırlık yapmakla meşguldü. Taberi ve İbn’ül-Esir, Hz.Ali’nin şehâdet sebebini şöyle anlatır: Mülcemoğlu, Haccâc ve Temim boyundan Amr; “Halkın kurtulması için, Hz.Ali’nin, Muâviye’nin ve Ã‚soğlu Amr’ın ortadan kaldırılması” gerekli olduğu kanâatine vardılar. Bu işi yapacak kişilerin üçüde Hâricîlerdendi. Mülcemoğlu Hz.Ali’yi, Haccâc Muâviye’yi, Amr da Ã‚soğlu Amr’ı, öldürmeye karar verdiler. Ramazan ayının 18. günü sabah ibadetinde işlerini başaracaklardı. İbn-i Mülcem KÃ»fe’ye geldi, mezhepdaşlarıyla buluştu; fakat yapacağı işi kimseye açmadı. Mülcemoğlu bir gün, mezhepdaşlarından birinin evinde pek güzel bir kadın gördü, vuruldu adeta. Kadına evlenme teklifinde bulundu. Kuttame adındaki kadın: “Benim mehrim pek ağır” dedi. “Üçbin dirhem vermedikçe bir köle ve halayık satın alıp bağışlamadıkça ve Ali’yi öldürmedikçe sana varmam ben” demişti. Mülcemoğlu: “İlk iki şartı kabul ederim” dedi; “Fakat Ali’yi öldürmek elimden gelmez benim.” Kadının; babası ve kardeşi, Nehrevan da öldürülen Hâricîlerdendi. “İmkânı yok” dedi. “Ali öldürülmedikçe yüreğim soğumaz benim. Ben sana yardımcı bulurum.” dedi. Mülcemoğluna, Şebib ve Verdan’ı tanıştırdı; bunlar da Mülcemoğluna yardım edeceklerdi. Mülcemoğlu, daha önce Hz.Ali’ye bey’at edilirken, bey’at etmek istemiş, Hz.Ali onu iki kere reddetmişti. Hz.Ali, üçüncüsünde mübarek elleriyle başlarına ve sakallarına işaret buyurarak; “Buradan akacak kanla şunu boyayacak kişiyle ne işim var benim” demiş ve şu iki beyiti okumuşlardı: “Ölüm gelip çatınca kuşan kemerini sen; seninle buluşunca telâşa düşme, dayan. Ölüm, mahallene kondu mu, acıklanma, sızlanma dayan.” Hz.Ali, zaten yaşamaktan bıkmıştı. “Allah’ım, sen beni bunlardan hayırlısıyla buluştur, bunlara da kötü birini musallat et” diye duâ etmişti. Hz.Ali, bir gece Hz.İmâm Hüseyin’in, bir gece Cafer-i Tayyâr oğlunun evinde kalıyor, üç lokmadan fazla bir şey yemiyor; “Allah’ıma boş karınla temiz olarak kavuşmam daha sevimlidir bence” diyordu. Ramazan ayının 18. günü, Hz.Ali evden çıkarken Hz.İmâm Hasan ve Hz.İmâm Hüseyin’e hediye olarak getirilmiş olan ördekler gagalarıyla eteğini tutmuşlardı. Hz.Ali, onları kovalayanlara; “Bırakın” buyurmuştu; “Onlar ağlayanlardır; seher çağında da kader, yerini bulur.” Hz.Ali; “O gece Hz.ResÃ»lullah’ı rÃ»yada gördüğünü” de bildirmiş, şehâdete tam hazırlanmıştı. Mescide giren Hz.Ali: “Salat salat” diye uyuyanları uyandırmağa başlamıştı ki; Şebib bir kılıç salladı; fakat kılıç mescidin kapısına geldi. Bunun üzerine önceden gelip mescide gizlenen Mülcemoğlu: “Yâ Ali! Hüküm ancak Allah’ındır” diye bağırarak Hz.Ali’nin mübarek başlarına bir kılıç vurdu. Kılıç, Hendek savaşında Amr’ın yaraladığı yere geldi; imâme yarılmış, kılıç mübarek başlarına gömülmüştü. Yere düşmüştü Hz.Ali; “Andolsun Kâ’be’nin Rabbine” buyurmuştu. “Kurtuldum” dedi. Suikastçılar kaçıyorlardı; kaçarken de bağırıyorlardı: “Emîr’ül-mü’minin şehit edildi!…” Şebib’i birisi yakaladı, kılıcını elinden aldı; fakat o, atik davrandı, kurtulup evine sığındı. Sesi duyan halk birbirine karışmıştı. Şebib’in amcasının oğlu, o gece Şebib’de konuktu. “Hâricî” değildi bu zât. Şebib’in telaşını görünce; “Yoksa” dedi, “Mü’minler emîrini sen mi öldürdün?” Şebib: “Hayır” diyecekken “Evet” dedi; o da kılıcını çekip Şebib’i öldürdü. Mülcemoğlu’nu da birisi yakaladı, sürüyerek mescide götürdü. Hz.İmâm Hasan ve Hz.İmâm Hüseyin ile yakınları mescide girdikleri zaman, Hz.Ali’yi mihrabın önünde yerden toprak alıp; “Ondan yarattık sizi, yine oraya iâde edeceğiz; ordan çıkaracağız bir kere daha sizi” meâlindeki âyeti okuyup, yarasına basıyor buldular. (Tâhâ 55. âyet) Hz.Ali’yi yaralı halde eve götürdüler. Yaranın şiddetinden, evdekilerin kimi kendinden geçiyor, kimi kendine geliyordu. Hz.Ali bir aralık mübarek gözlerini açıp başucundakilere bakarak şöyle buyurdu: “En güzel, en yüce arkadaşa, en hayırlı konağa, en güzel huzÃ»r ve istirahat yerine gidiyorum.” Sonra Mülcemoğlu’nu, elleri bağlı olarak Hz.Ali’nin yanına getirdiler. Hz.Ali: “Ey Allah’ın düşmanı” dedi, “Ben sana iyilik etmedim mi?” Mülcemoğlu: “Evet” dedi, “İyilik ettin.” Hz.Ali: “Peki” dedi, “Bu yaptığın ne?” Mülcemoğlu: “Kılıcımı kırk sabah biledim, Allah’tan, onunla halkın en kötüsünü öldürmesini diledim.” dedi. Hz.Ali: “Sende onunla öldürüleceksin; halkın en kötüsü, görüyorsun ki sensin” buyurdu ve yanındakilere dedi ki: “Bunu götürün, hapsedin, eziyet etmeyin, aç bırakmayın; siz ne yiyor, içiyorsanız buna da onu verin. Ben sağ kalırsam ne yapacağımı bilirim; ölürsem, o bana bir kılıç vurdu; siz de onu bir vuruşta öldürün; ama Allah’ın sizi bağışlamasını da istemez misiniz?” Hak’ka kavuştuğu gece Hz.Ali’ye bir bardak süt sunmuşlardı. Yarısını içtikten sonra bardağı verdi; “Bunu” dedi; “O esirinize götürün, onu sakın aç bırakmayın.” Sütü Mülcemoğlu’na götürdüler; “Zehirlidir” diye içmedi. Bu olayda, adâletle-zulüm, îmanla-îmansızlık, yücelikle-alçaklık, fazîletle-hıyânet; bir bardak sütle tarihe, insanlık tarihine geçti. Hz.Ali Emîr’ül-mü’minîn, Ramazan ayının 21. gecesine kadar yaşadılar. Hz.Ali bu fânî dünyadan göçmeden önce, oğlu Hz.İmâm Hasan ve Hz.İmâm Hüseyin’i yanına çağırdı; onlara vasiyyetini yazdırdı ve imâmlık emanetlerini Hz.Hasan’a teslim etti. Hz.İmâm Ali, Hicret’in 40. yılı (Milâdi 661) Ramazan ayının 21. gecesi, Hak’ka vuslat etmiştir. Hz.Ali Hak’ka kavuştuğunda 63 yaşında idi. Türbesi Necef şehri-IRAK’tadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hzali.net/hz-ali/hz-ali-halifemizin-nasil-sehit-dustugu-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz.Ali&#039;den Öz Deyişler(*)</title>
		<link>http://www.hzali.net/hz-ali/hz-aliden-oz-deyisler.html</link>
		<comments>http://www.hzali.net/hz-ali/hz-aliden-oz-deyisler.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Jul 2009 12:24:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz Ali]]></category>
		<category><![CDATA[aleviler]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[HZ.Ali\'nin özdeyişleri]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[özdeyişler]]></category>
		<category><![CDATA[sünnet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hzali.net/?p=150</guid>
		<description><![CDATA[1. Acelenin meyvesi yanlışlıktır. 2. Aç kalmak, alçalmaktan hayırlıdır. 3. Açık kalpli, mert düşman, içinden pazarlıklı dosttan iyidir. 4. Adalet için en büyük talihsizlik, devleti idare edenin zalimliğidir. 5. Adalet, halkın dirliği ve düzeni, idarecilerin ise süsü ve güzelliğidir. 6. Adalet ve eşitliği gözetme, siyasetlerin en iyisidir. 7. Adil ol, kudretin sürekli olsun. 8. Adilane davranış siyasetlerin (yönetimlerin) en iyisidir. 9. Affedilmeyecek günah, insanların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: x-small; font-family: verdana,geneva;">1. Acelenin meyvesi yanlışlıktır.<br />
2. Aç kalmak, alçalmaktan hayırlıdır.<br />
3. Açık kalpli, mert düşman, içinden pazarlıklı dosttan iyidir.<br />
4. Adalet için en büyük talihsizlik, devleti idare edenin zalimliğidir.<br />
5. Adalet, halkın dirliği ve düzeni, idarecilerin ise süsü ve güzelliğidir.<br />
6. Adalet ve eşitliği gözetme, siyasetlerin en iyisidir.<br />
7. Adil ol, kudretin sürekli olsun.<br />
8. Adilane davranış siyasetlerin (yönetimlerin) en iyisidir.<br />
9. Affedilmeyecek günah, insanların bir birlerine olan zulmüdür.<br />
10. Affetmekten utanmayın. Cezalandırmada acele etmeyin. Emriniz altında bulunanların hataları karşısında hemen öfkelenip kendinizi kaybetmeyiniz.<br />
11. Ahdini bozmak Allah’ı ve halkı gazaplandırır.<br />
12. Ahmak, her lafın başında yemin eder.<br />
13. Akıl, gurbette yakın bulmaktır; ahmaklık vatanda gurbete düşmektir.<br />
14. Akıl gibi mal, iyi huy gibi dost, edep gibi miras, ilim gibi şeref olmaz.<br />
15. Akıl gibi zenginlik cehalet gibi yoksulluk yoktur. Edebe uymak bir kazanç, danışmak bir güçtür.<br />
16. Akıllı bir insan fakir olabilir. Fakat o hiç kimsenin sadakasına muhtaç değildir.<br />
17. Akıllı kişi, tecrübelerden ibret alan kimsedir.<br />
18. Akıllı olan kemal, cahil olan mal ister.</span></p>
<p><span style="font-size: x-small; font-family: verdana,geneva;"><span id="more-150"></span></span></p>
<p><span style="font-size: x-small; font-family: verdana,geneva;">19. Akıllı, düşmanınsa bile danış, bilgisiz dostun fikrini geç.<br />
20. Akıllı insan edeple öğüt alır. Dayaktan başka bir şeyle terbiye edilemiyenler hayvanlardır.<br />
21. Akıllı, insanların en mutlusudur.<br />
22. Akıllının dili kalbindedir, ahmağın dili ise ağzındadır.<br />
23. Akıllının tahmini, cahilin kesin bilmesinden daha doğrudur.<br />
24. Akıllı insanlar az konuşur. Çok söyleyenler, yalnız ahmaktırlar.<br />
25. Akil kişi, kemâl taleb eder.<br />
26. Akraba düşmanlığı, akrep sokmasından beterdir.<br />
27. Alçak gönüllülük, ilimin meyvesidir.<br />
28. Alçak gönüllülük, en büyük şereftir.<br />
29. Aleyhine kesin delil olmayan kişiyi mazur tutun; o kişi benim.<br />
30. Alışkanlık, insana musallat olur ve onu kontrolu altına alır.<br />
31. Alışkanlık insanın ikinci tabiatı gibidir.<br />
32. Amellerin en zoru üçtür. Bunlar; nefsin hakkını verebilmek, her halde Allah’u Teâlâ’yı hatırlayabilmek, kardeşine bol bol ikramda bulunabilmektir.<br />
33. Amelsiz sevâb dileyen, yaysız ok atmaya kalkan kişiye benzer.<br />
34. Aptallığın en büyüğü medh ve zemde ifrada kaçmaktır.<br />
35. Allah dostları o kişilerdir ki, insanlar dünyanın görünüşüne baktıkları zaman, onlar dünyanın iç yüzünü görürler.<br />
36. Allah katında insanların en kötüsü, hayatında midesini ve şehvet güdüsünü doyurmaktan başka hedefi olmayan kismedir.<br />
37. Allah seni özgür yaratmışken, başkasının kölesi olma.<br />
38. Allah’ın hışmından kurtulmuş olan, bir tek zâlim yoktur.<br />
39. Allah’ü Teâlâya yemin ederim ki, beni yalnız mü’min sever ve bana yalnız münafık buğzeder.<br />
40. Arkadaşın hayırlısı, sana doğru yolda iyi delil olandır.<br />
41. Asıl yetimler, anadan ve babadan yoksun olanlar değil, akıldan yoksun olanlardır.<br />
42. Aslını inkar eden haramzadedir.<br />
43. Aş verirsen doyur.<br />
44. Aşağılık insanlarla yakınlaşmaktan kaçın, onlar ki yapmacık sevgilerini gösterip içlerinde kötülüğü sakladılar. Onları hoşnut tuttuğun sürece sana sevgi duyarlar verili olmaktan geri kalırsan sana zehirlerini akıtırlar.<br />
45. Aşırılık gösterme sevgide. Çünkü insan ne zaman o sevgiden hoşnut kalmayacağınızı bilemez. Hoşnutsuzluk duyar da insana nefret duyarsan, nefretinde de aşırılık olmasın. Nefretinden ne zaman döneceğini bilemezsin.<br />
46. Atamalarda araştırma yapmayı ihmal etmeyiniz.<br />
47. Ayıbın en büyüğü, ona benzer bir ayıp sende de varken, başkasını ayıplamandır. 48. Ayılması çok güc olan zenginlik sarhoşluğunda Allah”a sığınınız.<br />
49. Aynı Anadan babadan doğanlar, senin miras kardeşlerin, uzak yerlerden gelen, huyu suyu sana benziyenler ise senin öz kardeşlerin sayılırlar.<br />
50. Az ilmi olup da onunla amel eden, çok ilmi olup da amel etmeyenden hayırlıdır.<br />
51. Az ibadet edip çok çalışmak, çok ibadet edip az çalışmaktan üstündür.<br />
52. Az yemek yemek sağlıktır.<br />
53. Azarlamada aşırılık inat ateşini alevlendirir.<br />
54. Azim ve sebat, insanların en büyük yardımcısıdır.<br />
55. Azgınlığın sonu ya rezil veyahut yok olmaktır.<br />
56. Azla yetinen kimse zengindir.<br />
57. Babana saygılı ol ki, oğlun da sana saygılı olsun.<br />
58. Babana riyet edersen, sende oğlundan hürmet ve riayet bekleyebilirsin.<br />
59. Bağışlamak, büyüklüğün şanındandır.<br />
60. Bâtıla yardım eden, Hak’ka zûlmeder.<br />
61. Başa kakmak suretiyle iyiliğini boşa giderme.<br />
62. Başkalarına kulluk etme; Allah seni hür yaratmıştır.<br />
63. Başkalarını çekiştireni, ister Hakk üzere olsun, ister batıl yalanlayınız.<br />
64. Başkalarını ıslah etmek istiyor isen önce kendini ıslah etmelisin. Kendin fasid olduğun halde başkalarını ıslah etmeye kalkışman en büyük ayıplardandır.<br />
65. Başkalarının felaketinden hisse kapanlar, geçmiş musîbetlerden ders alanlar, cidden bahtiyar insanlardır.<br />
66. Başkalarının iyi hareketlerini takdire çalışınız. Derhal dostlarınızın çoğaldığını göreceksiniz.<br />
67. Başkasında gördüğün fena bir huyu hemen nefsinde ara ve ondan kaçın.<br />
68. Beceremeyeceğin bir iş için söz verme.<br />
69. Ben Cehennem’in taksimcisiyim, Kıyamet Günü’nde Cehennem’e bu senin, bu da benim diyeceğim.<br />
70. Ben konuşan Kur’anım.<br />
71. Ben mü’minlerin emîriyim; onların en yoksulunun geçindiği gibi geçinmek zorundayım.<br />
72. Benim 3 türlü Dostum vardır. Benim Dostlarım, Dostlarımın Dostları ve Düşmanlarımın düşmanı.<br />
73. Benim izzet ve ikramım yemin ederim ki atalardan mirastır ve onlar benden önceliklidir.<br />
74. Bencillik kimde olursa, helak olur.<br />
75. Bedenin orucu, irâde ve ihtiyarla azaptan korkup sevâba girmeyi, ecre nâil olmayı dileyerek yemekten kesilmektir. Nefsin orucu, 5 duyuyu öbür suçlardan çekmek, kalbi de bütün şer sebeplerinden ayırmaktır. Kalbin orucu, dil orucundan; dilin orucu, karnın orucundan hayırlıdır.<br />
76. Bırak bu içindeki ikililiği atıl ateşe, sönmeye yüz tutsa da onu alevlendir.<br />
77. Bildiği halde susmak, bilmediği halde konuşmak kadar çirkindir.<br />
78. Bilge insan çalışmasına, bilgisiz de boş hayallerine güvenir.<br />
79. Bilgi gibi hazine olamaz.<br />
80. Bilgi, tükenmeyen bir hazinedir; akıl eskimeyen, yıpranmayan bir elbisedir.<br />
81. Bilgin bir söz ehli olamıyorsan, hiç olmazsa dikkatli bir dinleyici ol.<br />
82. Bilgin kişinin rütbesi rütbelerin en üstünüdür.<br />
83. Bilgin ölü olsa bile diridir. Cahil ise diri olsa bile ölüdür.<br />
84. Bilgin ölse de yaşar; cahil ise yaşarken de ölüdür.<br />
85. Bilginlerin toplantısı mutluluk getirir.<br />
86. Bilgisiz, bilmediğini sormaktan utanmasın. Alim, içinden çıkamayacağı bir meselede en iyisini Allah’u Teâlâ bilir’ demekten sakınmasın.<br />
87. Bilgisiz kişiyi bir işte, bir düşüncede ya pek ileri gitmiş görürsün, ya da pek geri kalmış.<br />
88. Bilgiyi ehli olmayana veren, o bilgiye zulmetmiştir.<br />
89. Bilgiyle dirilen ölmez.<br />
90. Bilmediğiniz sözü söylemeyin, çünkü gerçeğin çoğu, inkâr ettiğiniz şeylerdir.<br />
91. Bilmediğin şey hakkında konuşmayı ve üzerine düşmediği halde söz söylemeyi terk et.<br />
92. Bilmiyorum demeyi bırakan kişi, öleceği yerden yaralanır, gider.<br />
93. Bin defa mazlum olsan da bir defa zalim olma.<br />
94. Bin kere mazlum olmak, bir kere zalim olmaktan iyidir.<br />
95. Bin kapıdan, yüz bin kaleden içeri girebilirsin de küçücük bir gönülden içeri giremezsin.<br />
96. Babanın, çocuğu için bıraktığı en iyi miras onu güzel edeble yetiştirmesidir.<br />
97. Bir devletin başı, sahip olduğu iktidardan; bilgin, ilimden; iyilik sever, yaptığı iyiliklerden; ihtiyar da yaşından ötürü saygı görür.<br />
98. Bir devletin çökmesi şu dört sebebe bakar: Esas prensiplerinden ayrılma, ikinci planda olan şeylere önem verme, aşağılık kimselerin ön safa geçmesi ve erdemli kişilerin arka plana atılması.<br />
99. Bir gerceği savunurken, ona önce kendimiz inanmalıyız sonrada başkalarını inandirmaya çalışmalıyız.<br />
100. Bir hikmet ve hakikatı bulmak, müminler için büyük bir ganimettir.<br />
101. Bir insana başkaları yanında verilen öğüt, öğüt değil, hakarettir.<br />
102. Bir insanda güzel bir huy varsa o huya benzer başka huylarını da bekleyin.<br />
103. Bir işi yapmadan önce tedbir almak, insanı pişmanlıktan kurtarır.<br />
104. Bir sanat eserini yıkmak, cinayetlerin en büyüğüdür.<br />
105. Bir hakikatı müdafaa ederken, ona evvelâ kendimiz inanmalıyız. Sonra da, başkalarını inandırmaya çalışmalıyız.<br />
106. Bir hata işlediğiniz vakit, onu itiraftan çekinmeyiniz. Eğer böyle yaparsanız, o hatayı görmüş olanların, aleyhinize verecekleri hükmün önüne geçersiniz.<br />
107. Birisini övmede aşırı gitmeyin ve abartmayın.<br />
108. Bir kişiyi lâyığından fazla övmek riyâdır, dalkavukluktur; lâyığından az övmek ise ya dilsizlikten ileri gelir, ya hasedden.<br />
109. Biri sana sırtını çevirirse üzülme, böylece dostunla düşmanını ayırt etmiş olursun.<br />
110. Birinin aleyhinde söylenen sözü dinleyen, o sözü söyleyen gibidir.<br />
111. Birbirine aykırı olarak çağrılan iki yoldan biri mutlaka yanlıştır.<br />
112. Birisinin suçunu bağışladıktan sonra pişman olma, Cezalandırdığın zamanda sevinme.<br />
113. Borçların çokluğu, doğru adamı yalancı, şerefli adamı da yemininden dönek yapar.<br />
114. Boş vakitlerini okumakla değerlendiren kimse, fikir rahatlığını kaybetmez.<br />
115. Bütün insanlar Allahın kuludur. Lakin hiç bir kimse, diğer bir kimsenen kulu değildir.<br />
116. Bütün varımızı sunarız sadece, ekmek ve sirke olsa da.<br />
117. Büyük günahların kefareti, zulme düşünlere yardım etmek, acze düşünleri ferahlandırmaktır.<br />
118. Büyüklere karşı saygılı olun ki çocuklar da size karşı saygılı olsunlar.<br />
119. Cahil dosttan ziyade akıllı düşmanına güven.<br />
120. Cahil ile sakın Latife (şaka) etme. Dili zehirli olduğundan gönlünü yaralar.<br />
121. Cahil, ne kendi eksiğini görür, ne de öğütlere kulak asar.<br />
122. Cahilden uzak kalmak, akıllıya yaklaşmakla eşittir.<br />
123. Cahiller çoğalınca bilginler garip olurlar.<br />
124. Can gözü kör olunca, gözle görüşün bir yararı yoktur.<br />
125. Cehaleti ilimle geri çevirin.<br />
126. Cehalet ve gaflet alimin kalbinde olmaz. Fakat alimler, zengin cahillerin karşısında, ancak ilim sayesinde yükselirler.<br />
127. Cenabı Hak, Kibir edenleri bayağı ve aşağılık kılar.<br />
128. Cimri zengin, cömert yoksuldan daha yoksuldur.<br />
129. Cimri, her zaman aşağılıktır, kıskanç olan her zaman işkencededir.<br />
130. Cimrinin dostu bulunmaz.<br />
131.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hzali.net/hz-ali/hz-aliden-oz-deyisler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mevlana&#039;nın Dilinden Hz.Ali(&quot;Na&#039;at-ı Ali&quot;)</title>
		<link>http://www.hzali.net/hz-ali/mevlananin-dilinden-hzalinaat-i-ali.html</link>
		<comments>http://www.hzali.net/hz-ali/mevlananin-dilinden-hzalinaat-i-ali.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Jun 2009 21:26:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz Ali]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[hzali nergiz]]></category>
		<category><![CDATA[meryem ve alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[mevlana]]></category>
		<category><![CDATA[nergiz]]></category>
		<category><![CDATA[www.hz.ali hz.meryem alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[wwwhz]]></category>
		<category><![CDATA[wwwhz ALI.de]]></category>
		<category><![CDATA[wwwhz mevlana]]></category>
		<category><![CDATA[wwwhz.meyrem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hzali.net/?p=72</guid>
		<description><![CDATA[O açıklayıcı imam, o Tanrı velisi safa ehlinin vücut güneşidir. Yerde, gökte, mekanda, zamanda Hak&#8217;la duran o imamın zatı, iç ve dış temizliği ile vasıflanmak vaciptir. Çünkü küfürden, ikiyüzlülükten kurtulmuştur, temizdir&#8230; Onun toprağı birlik alemidir. O, insanın hakikati ve canı gibiydi. Herşey fanidir, fakat can yaşar, ölmez. Onun hareketi kendinden diri olan ezeli varlıktandır. Beka [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>O açıklayıcı imam, o Tanrı velisi safa ehlinin vücut güneşidir. Yerde, gökte, mekanda, zamanda Hak&#8217;la duran o imamın zatı, iç ve dış temizliği ile vasıflanmak vaciptir. Çünkü küfürden, ikiyüzlülükten kurtulmuştur, temizdir&#8230;</p>
<p>Onun toprağı birlik alemidir. O, insanın hakikati ve canı gibiydi. Herşey fanidir, fakat can yaşar, ölmez. Onun hareketi kendinden diri olan ezeli varlıktandır. Beka çevresinde döner dolaşır, yaratıkları yaratanın zatı gibi O bakidir. Hakkın yüksek sıfatları Ali&#8217;nin vasfıdır. Hakk&#8217;ın sıfatları zaten ayrı değildir. O, Tanrı&#8217;nın zatına yapışmış &#8220;O&#8221; olmuştur. Hani duyduğun lahutun gizli hazinesi yok mu; işte o odur. Çünkü o, Hak&#8217;tan Hak&#8217;la görünmüştür. O hazinenin nakdi, tükenmez ilimdi. İşte o ilimden maksat, yüce Ali&#8217;dir. Hakkın hikmetini ondan başka kimse bilemez. Zira o hakimdir, herşeyin bilginidir.</p>
<p>İptidasız evvel o idi, sonsuz ahir de o olur. Peygamberlere yardım eden o idi, velilerin gören gözü de hakikaten odur. Yüzünün nurlu parıltısı, kendi ziyasından bir güneş yarattı. O, Hak iledir; Hak ondan görünür. Hakka ki, o Hak ile ebedidir.</p>
<p><span id="more-72"></span></p>
<p>Ademin toprağı onun nurundan idi, o sebeple meleklerin tacı oldu; Allahın isimleri ondan belirdi. O temiz ve yüce imamın ilmi sayesinde Adem, herşeyi anladı. O nur tek olan yaratanın nuru olduğu içindir ki, melekler onun huzurunda secde ettiler. Evet, muhakkak ki, Adem, O imamın nuru ile bütün ilahi isimleri bildi&#8230;</p>
<p>Şit, kendinde Ali&#8217;nin nurunu gördü ve yüksek alemi öğrendi. Nuh, kendini yüksek menzile ulaştırıncaya kadar, istediğini hep ondan buldu. Gene ondandır ki kurtuluşa eren Nuh, dehirde gayret tufanını buldu da beladan kurtulmuş oldu. Halil peygamber, dostlukla onu andı da, ateş ona al lale oldu. Nemrudun ateşi, o Allahın dostuna hep gül, nesrin, lale oldu. Gene o idi ki, keyfiyle kendi koyununu İsmail&#8217;e kurban etti. Yusuf kuyuda onu andı da, o saltanat mülkünü süsleyen tahtı buldu. Yakup, onun önünde birçok inledi de Yusuf&#8217;un kokusunu alıp gözleri açıldı. İmran&#8217;ın oğlu Musa, onun nurunu gördü de uzun geceler hayran kaldı. Kırk gece kendinden geçti; kavuşma ve görüşme zevkine daldı. Sonra dedi ki: &#8220;Yarabbi! Bana bu lutfundan bir alamet ver.&#8221; Hak ona: &#8220;İşte sana nurlu eli verdim&#8221; dedi. Gene Ali&#8217;nin vergisidir ki, Meryem&#8217;e arkadaş oldu da İsa vücuda geldi&#8230;</p>
<p>O, şeriatte ilim şehrinin kapısıdır. Hakikatte ise iki cihanın beyidir. İki cihanın sultanı Muhammed, hakka yakınlık gecesinde, Allaha kavuşmanın harem yerinde onun sırrını gördü. Ali&#8217;nin nutkunu, Ali&#8217;den dinledi. Ali ile birleşilen o yerde Ali&#8217;den başka bulunmaz.(1)</p>
<p>Allah yolunda gidenler isteyicidirler; Ali istenilendir. Söyleyenler söylerler, susarlar. O, susmaz, söyler. Ebedi ilim, onun göğsünde parlayıp göründü. Vahyolunanların sırlarını, o hakikat olarak bildi ve bildirdi. Ümmetlere haykırdı:<br />
-Allah yolunda Ali, sizin kılavuzunuzdur.</p>
<p>Allah&#8217;a içi doğru olanlar yüzlerini ona çevirmişlerdir. Zira o şahtır, doğru yolu gösterendir, efendidir&#8230;</p>
<p>O, bütün peygamberlerin sırrında idi. Cenabı Mustafa:<br />
-Benimle açıkça beraber bulundu, dedi.(2)</p>
<p>Dinde evvel, ahır o idi. Allah ile içli dışlı o idi&#8230;</p>
<p>İşte bunları söyledim ki, bu yüksek mananın nüktesini öğrenesin de yüksek velayete eresin. Sence apaçık bilinsin ki, hakikatte yüce olan O&#8217;dur.</p>
<p>Ey efendi, benimle boşuna kavga etme. Bu böyledir. Hakikat budur ki, hepimiz bir zerreyiz, güneş odur. Biz hepimiz damlayız, deniz O&#8217;dur.</p>
<address><span class="dipnotYazi">Divan-ı Kebir&#8217;den Seçme Şiirler, Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları 1148, Cilt I, s. 3-4-5 (1989, İstanbul)</span></address>
<address></address>
<address>(1) Çünkü Tanrı Kur&#8217;an&#8217;da kendini Ali diye vasfediyor.<br />
(2) &#8220;Tanrı Ali&#8217;yi her paygambere gizli gönderdi, benimle ise açık gönderdi&#8221; hadis-i şerifinden alınmıştır.</address>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hzali.net/hz-ali/mevlananin-dilinden-hzalinaat-i-ali.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz.Ali&#039;nin Vecizeleri</title>
		<link>http://www.hzali.net/hz-ali/hzalinin-vecizeleri.html</link>
		<comments>http://www.hzali.net/hz-ali/hzalinin-vecizeleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Jun 2009 21:23:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz Ali]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[hz alıden özdeyişler]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hzali.net/?p=69</guid>
		<description><![CDATA[Akil kişi, kemâl taleb eder. Akıllı insanlar az konuşur. Çok söyleyenler, yalnız ahmaktırlar. Allah dostları o kişilerdir ki, insanlar dünyanın görünüşüne baktıkları zaman, onlar dünyanın iç yüzünü görürler. Allah’ın hışmından kurtulmuş olan, bir tek zâlim yoktur. Amelsiz sevâb dileyen, yaysız ok atmaya kalkan kişiye benzer. Az ibâdet edip çok çalışmak, çok ibâdet edip az çalışmaktan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<li>Akil kişi, kemâl taleb eder.</li>
<li>Akıllı insanlar az konuşur. Çok söyleyenler, yalnız ahmaktırlar.</li>
<li>Allah dostları o kişilerdir ki, insanlar dünyanın görünüşüne baktıkları zaman, onlar dünyanın iç yüzünü görürler.</li>
<li>Allah’ın hışmından kurtulmuş olan, bir tek zâlim yoktur.</li>
<li>Amelsiz sevâb dileyen, yaysız ok atmaya kalkan kişiye benzer.</li>
<li>Az ibâdet edip çok çalışmak, çok ibâdet edip az çalışmaktan efdâldir.</li>
<li>Azim ve sebat, insanların en büyük yardımcısıdır.</li>
<p><span id="more-69"></span></p>
<li>Başkalarının felaketinden hisse kapanlar, geçmiş musîbetlerden ders alanlar, cidden bahtiyar insanlardır.</li>
<li>Bâtıla yardım eden, Hak’ka zûlmeder.</li>
<li>Bedenin orucu, irâde ve ihtiyarla azaptan korkup sevâba girmeyi, ecre nâil olmayı dileyerek yemekten kesilmektir. Nefsin orucu, beş duyuyu öbür suçlardan çekmek, kalbi de bütün şer sebeplerinden ayırmaktır. Kalbin orucu, dil orucundan; dilin orucu, karnın orucundan hayırlıdır.</li>
<li>Bir hakikatı müdafaa ederken, ona evvelâ kendimiz inanmalıyız. Sonra da, başkalarını inandırmaya çalışmalıyız.</li>
<li>Bir hata işlediğiniz vakit, onu itiraftan çekinmeyiniz. Eğer böyle yaparsanız, o hatayı görmüş olanların, aleyhinize verecekleri hükmün önüne geçersiniz.</li>
<li>Bir kişiyi lâyığından fazla övmek riyâdır, dalkavukluktur; lâyığından az övmek ise ya dilsizlikten ileri gelir, ya hasedden.</li>
<li>Birinin aleyhinde söylenen sözü dinleyen, o sözü söyleyen gibidir.</li>
<li>Bu ümmetin en hayırlıları hakkında bile Allah’ın azâbından emin olmamalısın; çünkü yüce Allah; «Allah azâbından emin olanlar ancak zarara uğramış topluluklardır» buyurmuştur. (A’raf 99. âyet)
<p>Bu ümmetin en kötüsü hakkında bile Allah’ın rahmetinden ümit kesmemelisin; çünkü yüce Allah; «Allah’ın rahmetinden kâfir olan topluluktan başka kimsecikler ümit kesmez» buyurmuştur. (Yûsuf 87. âyet)</li>
<li>Can gözü kör olunca gözle görüşün faydası yoktur.</li>
<li>Cömertlik, istemeden vermektir. İstendikten sonra vermekse utançtandır ve kötüdür.</li>
<li>Dil yırtıcıdır; yuları bırakıldı mı salar, parçalar.</li>
<li>Dilinizi dâimâ iyi kullanınız. O sizi saadete götürdüğü gibi, felâkete de götürebilir.</li>
<li>Dost, kardeşini üç hâlde korumadıkça tam dost olamaz. Düşkünlüğünde, kendisi bulunmadığı vakit, ölümünden sonra.</li>
<li>Dostunu ihtiyâtla sev, olabilir ki bir gün sana düşman olur; düşmanınla da ihtiyâta riâyet ederek düşmanlıkta bulun, olabilir ki bir gün sana dost kesilir.</li>
<li>Dünyada açları doyurmak kadar büyük iyilik yoktur. Bunu yapanlar, âhirette mutlaka mükafatını bulur.</li>
<li>Eğer giriştiğin herhangi bir davada haklı isen korkma. Hakkı müdafaa edenin yardımcısı Allah’tır.</li>
<li>Eğer hayırlı bir iş görmek istersen, bugünün işini yarına koyma. Çünkü, yarına kadar ne olacağı belli değildir. Fena bir işe başlayacağın zaman da acele etme. Belki hayırlı bir düşünce, sana o fenalıktan gelecek olan tehlikeye mani olur.</li>
<li>En kuvvetli kişi, kendi nefsine galip olan kişidir.</li>
<li>Evlâtlarınızı yaşayacakları zamana göre, terbiye ediniz.</li>
<li>Ey Âdemoğlu, ihtiyacından fazla kazandığın şeyi, başkası için biriktirmedesin.</li>
<li>Fazîlet sahibinin kıymetini, ancak fazîlet sahibi bilir.</li>
<li>Hain kişilere vefâda bulunmak, Allah’a hıyânette bulunmaktır; hainlere gadretmekse, Allah’a vefâ etmek demektir.</li>
<li>Hakiki dost; sıkıntılı zamanlarda, senin gurur ve izzet-i nefsini kırmadan, sana yardım edenlerdir.</li>
<li>Haksızlık önünde eğilmeyiniz. Çünkü, haksızlıkla beraber, şerefinizi de kaybedersiniz.</li>
<li>Hayatın, karşısına çıkardığı müşkül hadiselere sabır ve tahammül et. Onları, hiç kimseden bilme ve hiç kimseye karşı kalbinde bir buğz ve adâvet besleme; hiç kimseye hiddet ve şiddet gösterme. Bu suretle hareket edersen, en büyük müşkülleri bile yenersin ve sen de “İnsân-ı kâmil” mertebesine erersin.</li>
<li>Her şeye ibretle bakınız ve gördüklerinizden ibret alınız.</li>
<li>Her şeyin sonunu uzun uzun düşünen ve bir türlü karar veremeyenlerden, şecâat ve cesaret namına, hiçbir şey beklenemez.</li>
<li>Herkes için tatlı, acı bir son vardır.</li>
<li>Hiç kimsenin hatasını yüzüne vurmayınız. O hatayı işleyene hatasını, başka birini misal göstererek anlatınız.</li>
<li>Hiçbir işte lüzumundan fazla aceleci olma. Teenni (dikkatli davranma) sahibi olanlar, kendilerini bir çıkmaza girmekten muhafaza etmiş olurlar.</li>
<li>İhtirâs; feyiz ve kemâlin en büyük düşmanıdır.</li>
<li>İlim, hiçbir servet ile satın alınamaz. Onun içindir ki, bir cahil ne derece zengin olursa olsun, en fakir bir âlim ile mukayese olunamaz.</li>
<li>İnananın yüzünde güleçlik vardır, kalbindeyse hüzün. Gönlü her şeyden geniştir, nefsi her şeyden alçak. Yücelikten nefret eder, şöhrete düşmandır, gamı gussası uzundur, düşünmesi derin, susması fazladır. Vakti yoktur, çok şükreder, çok sabreder, düşünceye dalmıştır. İhtiyacı olanları görünce, kendi ihtiyacını hatırlamaz bile. Hûyu güzeldir, geçinmesi hoş ve yumuşak. Şeref ve din bakımından serttir, hûy bakımından alçak.</li>
<li>İnsanların en acizi insanlardan kardeş edinemeyendir; ondan daha acizi ise kardeş edindikten sonra onu yitirendir.</li>
<li>İnsanların kıymeti, yaptıkları iyilikler ile ölçülür.</li>
<li>İnsanlarla öyle geçinin ki öldünüz mü ağlasınlar size; sağ kaldınız mı sevgiyle çağırsınlar sizi.</li>
<li>İyilik ediniz, onun mukabilinde fenalık göreceğinizi, katiyyen aklınıza getirmeyin.</li>
<li>Kardeşi için kuyu kazan, o kuyuya akibet kendisi düşer.</li>
<li>Kendi aybına bakan kimse ve onu ıslaha çalışan kişi, halkın ayıbına bakmaz.</li>
<li>Kendisini tanıyan kişi, Allah’ını da tanır.</li>
<li>Kim bir işte halka öncü olursa, başkasını terbiyeye kalkmadan kendisini terbiye etmeli. Bu terbiye de diliyle öğüt vermeden önce, hûyuyla öğüt vermek suretiyle olmalı. Nefsine muallim olup kendini terbiye eden kişi, insanlara muallimlik edip onları terbiye edenden daha fazla ululanmaya değer.</li>
<li>Kim; halkın ayıplarını görür, onları kınar, fakat kendisi de o işleri yaparsa, ahmağın ta kendisidir.</li>
<li>Merhamet ve ibâdetlerin en hayırlısı, gizli sadaka vermek ve inzivâ köşesinde ibâdet etmektir.</li>
<li>Mü’min, insanların ezâsına tahammül eden, fakat hiç kimsenin ondan incinmediği kişidir.</li>
<li>Mü’min, kardeşlerine karşı ululanmaya, ona güler yüz göstermemeye başladı mı ondan ayrıldı demektir.</li>
<li>Ne kadar tenha bir yerde olursa olsun bir fenalık yaparken, seni hiç kimsenin görmediğine hükmetme. Seni,mutlaka bir gören vardır. O da Allah’tır.</li>
<li>Nefsine hâkim olman, en üstün güç, kudrettir. Ona buyruk yürütmen en hayırlı emârettir.</li>
<li>Öyle bir kimseyi dost tut ki, aranızda kardeşlik husule gelsin ve senin bulunmadığın yerlerde, seni müdafaa etmek için, düşmanlarınla pençeleşsin.</li>
<li>Sabır ikidir; istemediğin, hoşlanmadığın şeye sabretmek; sevdiğin dilediğin şeye sabretmek.</li>
<li>Size beş şey vasiyyet ediyorum ki, develere binip seferlere düşseniz de onları elde etseniz değer mi değer; Hiç biriniz Rabbinizden başkasından bir şey ummasın; günahından başka bir şeyden korkmasın; hiç biriniz kendisinden bilmediği bir şey sorulunca bilmiyorum demekten utanmasın; hiç bir kimse bilmediği bir şeyi öğrenmekten çekinmesin; sabredin, çünkü sabır îmana nispetle cesetteki baş gibidir. Başı olmayan bedenden hayır, sabır olmadıkça da îmandan hayır gelmez.</li>
<li>Sorun bana beni yitirmeden; çünkü andolsun Allah’a, Kur’ân’da hiçbir âyet yoktur ki niçin ve kimin hakkında indi, nerde indi, düzlükte mi, dağlıkta mı, hepsini de en iyi bilenim ben. Gerçekten de Rabbim bana, anlayan bir akıl, söyleyen bir dil ihsân etmiştir.</li>
<li>Sükût, yalan söylemekten ve başkalarını çekiştirmekten herhâlde evlâdır.</li>
<li>Şahsınıza fenalık eden bir düşmanı affediniz. Lâkin vatanınıza ve milletinize fenalık eden bir kimseyi, asla affetmeyiniz.</li>
<li>Şer’den çekinen kişi, hayır yapana benzer; suçtan sakınan kişi, iyilikte bulunana döner.</li>
<li>Şeref ve namus, en büyük hazinedir. Onlara mâlik olanlar, hayatlarını dâimâ memnun ve mesut geçirir.</li>
<li>Tevâzu gösteriniz ki, halkın hürmet ve tekrimini (saygısını) kazanasınız.</li>
<li>Tövbe etmek elinde iken, ümidini kesene şaşarım.</li>
<li>Yalancılardan uzak bulununuz. Çünkü onlarla ülfet ve ünsiyyet ederseniz, sizde yalancı olursunuz.</li>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hzali.net/hz-ali/hzalinin-vecizeleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz. Ali&#039;nin Şehadeti</title>
		<link>http://www.hzali.net/hz-ali/hz-alinin-sehadeti.html</link>
		<comments>http://www.hzali.net/hz-ali/hz-alinin-sehadeti.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Jun 2009 21:18:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz Ali]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[be'nin altındaki noktayım]]></category>
		<category><![CDATA[hazreti alinin şehadeti video]]></category>
		<category><![CDATA[hicret]]></category>
		<category><![CDATA[hz.ali\'nin şehadeti]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Muaviye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hzali.net/?p=30</guid>
		<description><![CDATA[Hicret’in 40. yılı Ramazan ayı gelmişti. Hz.Ali, Muâviye’nin üzerine yürümek için hazırlık yapmakla meşguldü. Taberi ve İbn’ül-Esir, Hz.Ali’nin şehâdet sebebini şöyle anlatır: Mülcemoğlu, Haccâc ve Temim boyundan Amr; “Halkın kurtulması için, Hz.Ali’nin, Muâviye’nin ve Âsoğlu Amr’ın ortadan kaldırılması” gerekli olduğu kanâatine vardılar. Bu işi yapacak kişilerin üçüde Hâricîlerdendi. Mülcemoğlu Hz.Ali’yi, Haccâc Muâviye’yi, Amr da Âsoğlu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hicret’in 40. yılı Ramazan ayı gelmişti. Hz.Ali, Muâviye’nin üzerine yürümek için hazırlık yapmakla meşguldü.</p>
<p>Taberi ve İbn’ül-Esir, Hz.Ali’nin şehâdet sebebini şöyle anlatır:</p>
<p>Mülcemoğlu, Haccâc ve Temim boyundan Amr;</p>
<p>“Halkın kurtulması için, Hz.Ali’nin, Muâviye’nin ve Âsoğlu Amr’ın ortadan kaldırılması” gerekli olduğu kanâatine vardılar. Bu işi yapacak kişilerin üçüde Hâricîlerdendi.</p>
<p>Mülcemoğlu Hz.Ali’yi, Haccâc Muâviye’yi, Amr da Âsoğlu Amr’ı, öldürmeye karar verdiler. Ramazan ayının 18. günü sabah namazında işlerini başaracaklardı.<br />
İbn-i Mülcem Kûfe’ye geldi, mezhepdaşlarıyla buluştu; fakat yapacağı işi kimseye açmadı. Mülcemoğlu bir gün, mezhepdaşlarından birinin evinde pek güzel bir kadın gördü, vuruldu adeta. Kadına evlenme teklifinde bulundu.</p>
<p>Kuttame adındaki kadın:</p>
<p>“Benim mehrim pek ağır” dedi. “Üçbin dirhem vermedikçe bir köle ve halayık satın alıp bağışlamadıkça ve Ali’yi öldürmedikçe sana varmam ben” demişti.</p>
<p>Mülcemoğlu:</p>
<p>“İlk iki şartı kabul ederim” dedi; “Fakat Ali’yi öldürmek elimden gelmez benim.”</p>
<p>Kadının; babası ve kardeşi, Nehrevan da öldürülen Hâricîlerdendi. “İmkânı yok” dedi. “Ali öldürülmedikçe yüreğim soğumaz benim. Ben sana yardımcı bulurum.” dedi. Mülcemoğluna, Şebib ve Verdan’ı tanıştırdı; bunlar da Mülcemoğluna yardım edeceklerdi.</p>
<p><span id="more-30"></span></p>
<p>Mülcemoğlu, daha önce Hz.Ali’ye bey’at edilirken, bey’at etmek istemiş, Hz.Ali onu iki kere reddetmişti. Hz.Ali, üçüncüsünde mübarek elleriyle başlarına ve sakallarına işaret buyurarak; “Buradan akacak kanla şunu boyayacak kişiyle ne işim var benim” demiş ve şu iki beyiti okumuşlardı:</p>
<p>“Ölüm gelip çatınca kuşan kemerini sen; seninle buluşunca telâşa düşme, dayan.<br />
Ölüm, mahallene kondu mu, acıklanma, sızlanma dayan.”</p>
<p>Hz.Ali, zaten yaşamaktan bıkmıştı. “Allah’ım, sen beni bunlardan hayırlısıyla buluştur, bunlara da kötü birini musallat et” diye duâ etmişti.</p>
<p>Hz.Ali, bir gece Hz.İmâm Hüseyin’in, bir gece Cafer-i Tayyâr oğlunun evinde kalıyor, üç lokmadan fazla bir şey yemiyor; “Allah’ıma boş karınla temiz olarak kavuşmam daha sevimlidir bence” diyordu.</p>
<p>Ramazan ayının 18. günü, Hz.Ali evden çıkarken Hz.İmâm Hasan ve Hz.İmâm Hüseyin’e hediye olarak getirilmiş olan ördekler gagalarıyla eteğini tutmuşlardı.<br />
Hz.Ali, onları kovalayanlara; “Bırakın” buyurmuştu; “Onlar ağlayanlardır; seher çağında da kader, yerini bulur.”</p>
<p>Hz.Ali; “O gece Hz.Resûlullah’ı rûyada gördüğünü” de bildirmiş, şehâdete tam hazırlanmıştı.</p>
<p>Mescide giren Hz.Ali:</p>
<p>“Namaz, namaz” diye uyuyanları uyandırmağa başlamıştı ki; Şebib bir kılıç salladı; fakat kılıç mescidin kapısına geldi. Bunun üzerine önceden gelip mescide gizlenen Mülcemoğlu:</p>
<p>“Yâ Ali! Hüküm ancak Allah’ındır” diye bağırarak Hz.Ali’nin mübarek başlarına bir kılıç vurdu. Kılıç, Hendek savaşında Amr’ın yaraladığı yere geldi; imâme yarılmış, kılıç mübarek başlarına gömülmüştü.</p>
<p>Yere düşmüştü Hz.Ali; “Andolsun Kâ’be’nin Rabbine” buyurmuştu. “Kurtuldum” dedi.</p>
<p>Suikastçılar kaçıyorlardı; kaçarken de bağırıyorlardı:</p>
<p>“Emîr’ül-mü’minin şehit edildi!&#8230;”</p>
<p>Şebib’i birisi yakaladı, kılıcını elinden aldı; fakat o, atik davrandı, kurtulup evine sığındı. Sesi duyan halk birbirine karışmıştı. Şebib’in amcasının oğlu, o gece Şebib’de konuktu. “Hâricî” değildi bu zât. Şebib’in telaşını görünce; “Yoksa” dedi, “Mü’minler emîrini sen mi öldürdün?”</p>
<p>Şebib:</p>
<p>“Hayır” diyecekken “Evet” dedi; o da kılıcını çekip Şebib’i öldürdü.</p>
<p>Mülcemoğlu’nu da birisi yakaladı, sürüyerek mescide götürdü. Hz.İmâm Hasan ve Hz.İmâm Hüseyin ile yakınları mescide girdikleri zaman, Hz.Ali’yi mihrabın önünde yerden toprak alıp; “Ondan yarattık sizi, yine oraya iâde edeceğiz; ordan çıkaracağız bir kere daha sizi” meâlindeki âyeti okuyup, yarasına basıyor buldular. (Tâhâ 55. âyet)</p>
<p>Hz.Ali’yi yaralı halde eve götürdüler. Yaranın şiddetinden, evdekilerin kimi kendinden geçiyor, kimi kendine geliyordu. Hz.Ali bir aralık mübarek gözlerini açıp başucundakilere bakarak şöyle buyurdu:</p>
<p>“En güzel, en yüce arkadaşa, en hayırlı konağa, en güzel huzûr ve istirahat yerine gidiyorum.”</p>
<p>Sonra Mülcemoğlu’nu, elleri bağlı olarak Hz.Ali’nin yanına getirdiler.</p>
<p>Hz.Ali:</p>
<p>“Ey Allah’ın düşmanı” dedi, “Ben sana iyilik etmedim mi?”</p>
<p>Mülcemoğlu:</p>
<p>“Evet” dedi, “İyilik ettin.”</p>
<p>Hz.Ali:</p>
<p>“Peki” dedi, “Bu yaptığın ne?”</p>
<p>Mülcemoğlu:</p>
<p>“Kılıcımı kırk sabah biledim, Allah’tan, onunla halkın en kötüsünü öldürmesini diledim.” dedi.</p>
<p>Hz.Ali:</p>
<p>“Sende onunla öldürüleceksin; halkın en kötüsü, görüyorsun ki sensin” buyurdu ve yanındakilere dedi ki:</p>
<p>“Bunu götürün, hapsedin, eziyet etmeyin, aç bırakmayın; siz ne yiyor, içiyorsanız buna da onu verin. Ben sağ kalırsam ne yapacağımı bilirim; ölürsem, o bana bir kılıç vurdu; siz de onu bir vuruşta öldürün; ama Allah’ın sizi bağışlamasını da istemez misiniz?”</p>
<p>Hak’ka kavuştuğu gece Hz.Ali’ye bir bardak süt sunmuşlardı. Yarısını içtikten sonra bardağı verdi; “Bunu” dedi; “O esirinize götürün, onu sakın aç bırakmayın.”</p>
<p>Sütü Mülcemoğlu’na götürdüler; “Zehirlidir” diye içmedi. Bu olayda, adâletle-zulüm, îmanla-îmansızlık, yücelikle-alçaklık, fazîletle-hıyânet; bir bardak sütle tarihe, insanlık tarihine geçti.</p>
<p>Hz.Ali Emîr’ül-mü’minîn, Ramazan ayının 21. gecesine kadar yaşadılar. Hz.Ali bu fânî dünyadan göçmeden önce, oğlu Hz.İmâm Hasan ve Hz.İmâm Hüseyin’i yanına çağırdı; onlara vasiyyetini yazdırdı ve imâmlık emanetlerini Hz.Hasan’a teslim etti.</p>
<p>Hz.İmâm Ali, Hicret’in 40. yılı (Milâdi 661) Ramazan ayının 21. gecesi, Hak’ka vuslat etmiştir. Hz.Ali Hak’ka kavuştuğunda 63 yaşında idi. Türbesi Necef şehri-IRAK’tadır.</p>
<p>En doğrusunu Allah bilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hzali.net/hz-ali/hz-alinin-sehadeti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz Ali nin Halifelik Dönemi</title>
		<link>http://www.hzali.net/hz-ali/hz-ali-nin-halifelik-donemi.html</link>
		<comments>http://www.hzali.net/hz-ali/hz-ali-nin-halifelik-donemi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Jun 2009 20:52:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz Ali]]></category>
		<category><![CDATA[halifelik]]></category>
		<category><![CDATA[hz muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Muaviye]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[SEN SADE BEŞ VAKİTTE ALLAHI ANIYOSUN BEN HER ZAMAN]]></category>
		<category><![CDATA[Zübeyr]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hzali.net/?p=4</guid>
		<description><![CDATA[Hz.Ali, Hz.Muhammed in ebedî âleme göçüşünden 25 yıl sonra, halîfelik makamının başına geçmiştir. Hz.Ali nin halîfelik dönemi 5 yıldır. (Hicret in 35-40. yılı)
Üçüncü halîfe Osman ın katledilmesinden sonra, halîfelik makamı yedi gün boş kaldı. Bunun üzerine Hz.Ali ye başvuruldu; herkes Hz.Ali ye bey at etmek istiyordu; çünkü Hz.Ali, Muhammedî ahlâkın, doğruluğun, adâletin bir mümessiliydi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hz.Ali, Hz.Muhammed in ebedî âleme göçüşünden 25 yıl sonra, halîfelik makamının başına geçmiştir. Hz.Ali nin halîfelik dönemi 5 yıldır. (Hicret in 35-40. yılı)</strong></p>
<p>Üçüncü halîfe Osman ın katledilmesinden sonra, halîfelik makamı yedi gün boş kaldı. Bunun üzerine Hz.Ali ye başvuruldu; herkes Hz.Ali ye bey at etmek istiyordu; çünkü Hz.Ali, Muhammedî ahlâkın, doğruluğun, adâletin bir mümessiliydi.</p>
<p>Din ve adâlet; artık bir örtü, bir sığınak olmuştu. Boy gayreti, dünya serveti, yürekleri artıran gözleri ışıklandıran iki mihraktı. Dünya değişmemişti, fakat dünyadakiler değişmişti.</p>
<p><strong>Hz.Ali:</strong><br />
Size emir olmaya ihtiyacım yok, kimi isterseniz ona bey at edin, ben de râzı olurum ve Bırakın beni, benden başka birini arayın, bulun; çünkü görüyorum ben; bu işin sonunda çok işler var; çok renklere boyanacak bu iş, öyle bir hale gelecek ki yürekler dayanamayacak, akıllar almayacak. Çevre süslendi, delil inkâr edilir oldu.</p>
<p>Davetinize uyarsam, biliyorum neye uğrayacağım. Beni bırakırsanız, ben de içinizden biri gibi olurum; kimi emir yaparsanız onu dinlerim, ona itâat ederim; benim size vezir olmam, emir olmamdan daha hayırlıdır sizin için diyordu.</p>
<p><strong>Sahâbe, Hz.Ali ye bey at etmekte ısrar ediyordu. Talha ile Zübeyr de aralarındaydı, diyorlardı ki;</strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p><strong><span id="more-176"></span></strong></p>
<p>İnsanlara mutlaka bir imâm lâzım; senden başkasına râzı değiliz biz; İslâm da en öndesin; Resûlullah a yakınlıkta senden ileri yok; bu işte senden başka kimsenin hakkı olamaz.</p>
<p>Evet, hak sahibine gelmişti; Hakkı kabûl edenler vardı; nitekim sonra, Hz.Ali nin yolunda, Hak yolunda canlarını fedâ ettiler.</p>
<p>Fakat Hz.Ali ileriyi görüyordu; ona çekilmek üzere bilenmiş kılıçlar, ona atılmak için hazırlanmış oklar, kınlarından çekilmek, yaylarında gerilmek üzereydi. Ancak başka çare yoktu; Müslümanları da dağınık bırakamazdı.</p>
<p><strong>Hz.Ali ye bey at edildikten sonra, Mâlik ül-Eşter ayağa kalkmış yüksek bir sesle;</strong></p>
<p>Ey insanlar demişti; Bu vasîlerin vasîsi, Peygamberlere ait bilgilerin vârisi, pek büyük şeylerle sınanmış, zahmet ve meşakketlere katlanmış bir zâttır.</p>
<p>Tanrı kitabı, îmanına şehâdet eder, Tanrı elçisi, râzılık cennetiyle onu müjdeler. Üstünlükler, onda olgunlaşmış, toplanmıştır. İlk Müslüman oluşunda ve bilgisinde, sonra gelenlerin de bir şüphesi yoktur, evvel gelenlerin de.</p>
<p><strong>Bey at tamam olduktan sonra Hz.Ali, kalkıp Tanrı yı övmüş ve şu hutbeyi okumuştur:</strong></p>
<p>Gerçekten ulu ve üstün Allah, doğru yolu gösteren bir kitap indirmiştir; o kitapta hayrı, şerri apaçık bildirmiştir. Hayrı yapan şerri bıraksın. Noksan sıfatlardan arı olan Allah ın farzlarını yerine getirin de, cennete müstahak olun.</p>
<p>Şüphe yok ki Allah, haram olan şeyleri, kötü olduğundan haram etmiş, bu sûretle bütün Müslümanlara, bir üstünlük vermiş, Müslümanların haklarını; doğru özlü, doğru sözlü olmak ve Allah ı bir bilmekle kuvvetlendirmiştir. Bil ki Müslüman; elinden, dilinden diğer Müslümanların emin oldukları kişidir.</p>
<p><strong>Hz.Ali ye Karşı ilk Fitne Başlıyor<br />
Hz.Ali, halîfe olur olmaz Muâviye yi Şam Vâliliğinden azletti. Sonra da diğer şehirlerin Vâlilerini değiştirdi. Hz.Ali nin devlet hazinesini halka eşit olarak dağıttırması, bazılarına en ağır gelen bir işti.</strong></p>
<p>Bunlardan birisi; Ey mü minler emîri dedi. Bu, dün benim kölemdi, bugün onu âzâd ettim; ona ne verdiysen bana da onu verdin demişti.</p>
<p>Hz.Ali; Evet buyurdu; Sana ne kadar verdiysem, ona da o kadar verdim.</p>
<p>Talha, Zübeyr, Abdullah ve Mervan la Kureyş ten bazı kimseler de buna râzı olmadılar. Bunlardan birisi; Önceki halîfenin verdiği gibi vermezsen, seni bırakır, Şam a gider, Muâviye ye katılırız dedi.</p>
<p>Talha, Zübeyr ve Abdullah da memurlara; Bunu siz mi yapıyorsunuz, mü minler emîri mi? diye sordular. Memurlar; Biz dediler; Onun emri olmadan bir şey yapamayız ki cevâbını aldılar. Bunun üzerine Hz.Ali yi aradılar ve aralarında şu konuşma geçti.</p>
<p>Talha, Zübeyr, Abdullah üçü birlikte:</p>
<p>Bizim, Hz.Resûlullah a yakınlığımız var; İslâm ı ilk kabul edenlerdeniz; savaşlarda bulunduk. Senden önceki iki halîfe böyle vermezdi, bizleri üstün tutardı; sen ise bizi herkesle bir tutuyorsun.</p>
<p>Hz.Ali:<br />
-Benden önce mi Müslüman oldunuz?</p>
<p>-Hayır; sen ilk Müslümansın; ancak Resûlullah ın boyundanız, ona yakınlığımız var.</p>
<p>-Benden daha mı yakınsınız?</p>
<p>-Hâşâ, Onun senden daha yakını yok. Fakat ona uyduk, müşriklerle savaştık.</p>
<p>-Benim kadar mı savaştınız?</p>
<p>-Hâşâ, senin gibi savaşan yoktur.</p>
<p>-Andolsun Allah a, benimle işçimin arasında bile bir fark gözetmem ben buyurdular.</p>
<p>Ertesi gün üçü birlikte, paylarına düşen parayı almadılar. Hz.Ali yi kınamaya koyuldular.</p>
<p>Bu sırada Şam da Vâli olarak bulunan Muâviye, üçüncü halîfenin kanlı gömleğini mihrâba astırmış onun altında oturuyor ve eşinin kesilmiş parmaklarını Şamlılara gösteriyor; gözlerinden yaş çıkmadan hıçkırıyor, işin aslını bilmeyen Şamlıları ağlatıyor, Hz.Ali den öc almaya yeminler ettiriyordu. Böylece yeni bir Devr-i cehâlet başlıyordu.</p>
<p><strong>HALİFELİK DÖNEMİNDE YAPILAN SAVAŞLAR</strong></p>
<p><strong>Cemel Savaşı</strong><br />
Hicret in 36. yılında Cemel savaşı yapıldı. Hz.Ali, bu savaşta bizzat savaşa girmiş, saflar yarmış, erler öldürmüştü. Savaştan sonra tellâllar çıkarmış;</p>
<p>Kaçanların ardına düşülmemesini, evlere girilmemesini, kimsenin silahına, elbisesine, malına dokunulmamasını, silahını bırakanın, evine kapananın amânda olduğunu bildirmişti.</p>
<p>Bu savaşta onbin kişi ölmüştü. Hz.Ali savaştan sonra genel af ilân etti. Bu savaştan sonra Basra lılar, kendisine bey at ettiler.</p>
<p><strong>Sıffıyn Savaşı</strong><br />
Cemel savaşından sonra Hz.Ali, Hicret in 36. yılında Kûfe ye hareket ettiler. Oraya varınca bir eve konuk oldular. Biraz dinlendikten sonra mescide varıp, orada toplanan Kûfe halkına minberde; Allah a hamd-ü senâ, Resûlullah a ve soyuna salât-ü selâmdan sonra şu hutbeyi okudular:</p>
<p>Ey Kûfeliler, gerçekten de Müslümanlıkta üstünlüğünüz var; onu değiştirmediniz, bozmadınız. Sizi gerçeğe çağırdım, geldiniz; kötü işleri bırakıp iyiliğe koştunuz. Ancak hevâ ve hevesinize kapılmanızdan, elde edilmesi güç isteklere kapılmanızdan korkuyorum.</p>
<p>Hevâ ve hevese kapılmak, insanı gerçekten saptırır, olmayacak isteklere kapılmak adama âhireti unutturur. Bilin ki dünya, gittikçe elden çıkmaktadır; âhiret geldikçe yaklaşıp çatmaktadır. Her ikisinin de evlâdı var; siz âhiret evlâdı olun.</p>
<p>Bugün iyi işlerde bulunmaya fırsat var; sorgu-suâl yok. Yarın ise sorgu-suâl var; iyi işlerde bulunmaya fırsat yok. Hamdolsun Allah a ki dostuna yardım etti; düşmanını alt etti. Gerçeğe yardım edenleri yüceltti, sözünden dönenleri alçalttı.</p>
<p>Allah tan çekinin; Peygamberinizin «Ehl-i Beyt in»den olup, Allah a itaât edenlere itaât edin. Onlar Allah a itaât ettikçe, itaât edilmeye herkesten fazla lâyıktır. Oysa ki halkın bir kısmı, şerefimizle şeref bulduğu halde emrimize karşı durdular, cezalarını da gördüler; daha da görecekler. İçinizden bana yardımdan çekinenlerin, sözlerini tutmayın; onlarla görüşmeyin, görüşürseniz gerçeğe çağırın onları da, Allah bölüğüne uysunlar.</p>
<p>Hz.Ali, Kûfe ye yerleşince Muâviye ye mektuplar yazdı; elçiler gönderdi, bey at etmesini, Müslümanlar arasına nifak sokmamasını istedi, elinden geleni yaptı.</p>
<p>Fakat Arap İmparatorluğu sevdasına düşmüş olan, gözünü saltanat hırsı bürümüş, gönlünü Hâşimilere düşmanlık kini kaplamış bulunan Muâviye ye hiçbir tesiri olmadı.</p>
<p>Üveys ül-Karanî nin Hz.Ali ye Bey atı ve Şehit Oluşu<br />
İbn-i Abbâs diyor ki:<br />
Hz.Ali, Sıffıyn savaşında; Bana bugün, ölüm üzerine bey at etmek üzere Kûfe tarafından şu kadar kişi gelecek buyurdular. Onlar gelmeye, ben de saymaya başladım. Buyurdukları sayıdan bir kişi eksik çıktı. Ben düşünceye dalmıştım ki; aba giymiş, uzun boylu, güler yüzlü, elinde bir kılıç, başında keçeden bir külâh bulunan heybetli biri geldi.</p>
<p>Hz.Ali ye selâm verip, Elini uzat, bey at edeyim dedi. Hz.Ali; Ne üzerine bey at edeceksin diye sordular. Emrini dinlemek, sana itâat etmek, şehit oluncaya, yahut Allah seni üst edinceye kadar savaşmak üzere dedi.</p>
<p>Adın ne? dediler; Üveys dedi. Üveys ül-Karanî sen misin? diye sordular.</p>
<p>Evet dedi.</p>
<p><strong>Hz.Ali; Allahu Ekber buyurdular:</strong></p>
<p>Habibim Resûlullah tan işittim; Ümmetinden Üveys ül-Karanî adlı birine ulaşacağımı, onun Allah ın ve Resûl ünün bölüğünden olduğunu, benim önümde şehit olacağını, Rabîa Mudar boylarına mensûb olanlar kadar çok kişinin, onun şefâatıyla cennete gireceğini bana bildirdiler.</p>
<p>Bu sıradaydı ki, Muâviye ordusundan deveye binmiş biri, Hz.Ali nin ordusuna yaklaşıp; Üveys sizin aranızda mı? diye bağırdı. Evet dediler. Resûlullah tan duydum; «Üveys ül-Karanî, tâbilerin en hayırlısıdır» buyurmuştu deyip geldi ve Hz.Ali ye tâbi oldu.</p>
<p>Sonra Üveys ül-Karanî bir ip istedi, verdiler; o iple sıkıca belini bağladı; meydana çıktı, savaştı, şehit olup Rabbine ulaştı</p>
<p>Ondan sonra meydana çıkan Ammâr, doksan yaşını aşmış bir ihtiyardı. Ammâr, Hz.Peygamber in vefâtından sonra, Hz.Ali ye uyan dört kişiden biriydi. Ammâr, Bedir savaşında da bulunmuş ve sahâbedendi.</p>
<p>Ammâr; Bugün, bu savaştan üstün bir ibâdet bulsaydım onunla meşgul olurdum diyordu.</p>
<p>Ammâr bu arada hem düşmana hücum etmekte, hem de;</p>
<p>Rabbim uludur, gerçektir, gerçeği söylemiştir. Rabbim sen benim şehit olmamı yakınlaştır; şehit olarak ölmeyi çok isterim ben, çok severim ben demekte ve Nerde Rabbinin râzılığını dileyen? Nerde malından oğlundan geçip, Allah râzılığını isteyen? Cennete, cennete diye halkı savaşa teşvik ediyordu.</p>
<p>Savaşırken Utbe oğlu Hâşim e rastladı; Hadi Hâşim, anam babam fedâ olsun sana; hadi, hücum et düşmana dedi.</p>
<p>Sonunda Ammâr savaş meydanında savaşırken bir fırsatını bulup onu yaraladılar, yere düştü. İbn-i Cevn, mübarek başını kesip Muâviye ye götürdü. Amr oradaydı, o bile dayanamadı, çünkü Hz.Peygamber den; Ammâr ı öldüreni cehennemle müjdelerim hadîsini duymuştu ve Öldürenlere cehennemle müjde olsun dedi.</p>
<p><strong>Muâviye:</strong></p>
<p>Onu biz öldürmedik ki dedi; Onu buraya getiren Ali öldürdü.</p>
<p><strong>Bu sözü duyan Hz.Ali;</strong></p>
<p>O halde buyurmuştu; Hz.Hamza yı da Uhud savaşına götüren Hz.Muhammed, hâşâ öldürdü.</p>
<p>Ammâr ın şehâdeti gerçeği meydana çıkarmıştı; Muâviye ve kendisine uyanlar isyâncılardı. Bu yaşanılan olaylar üzerine Hz.Ali taraftarlarının mânevî kuvveti arttı, karşısındakiler de şaşkına döndüler.</p>
<p>Kur ân-ı Kerîm in Yaprakları Mızraklara Takılıyor<br />
Savaş tam kazanılmak üzere idi. Bu sırada Muâviye şaşkın bir halde Amr a:</p>
<p>Ne yapacağız? dedi.</p>
<p><strong>Amr:</strong></p>
<p>Senin adamların, onun adamlarına dayanamaz; sen de ona denk değilsin. O Allah için savaşıyor sen ise bambaşka bir maksatla dövüşüyorsun. Onları Allah kitabına çağır; bu kitap aramızda hükmetsin de; Kur ân ları mızraklara bağlat.</p>
<p>Ali ordusuna uzatsınlar; ey Iraklılar, Allah için dullara, yetimlere acıyın; bu aramızdaki Allah kitabı diye bağırsınlar; umarım ki ordusunda fikir ayrılığı çıkar dedi.</p>
<p>Muâviye hemen emretti, denileni yaptılar. Hz.Ali nin ordusunda bir gürültüdür koptu. Allah ın kitabına kılıç çekemeyiz diyenlerin sesleri yükselmişti. Hatta ilerde savaşan Mâlik ül-Eşter i çağırmasında Hz.Ali ye ısrar edenler; Çağırmazsan seni düşmanına teslim ederiz diyenler oldu.</p>
<p>Hz.Ali, Mâlik ül-Eşter e haber gönderdi. Mâlik ül-Eşter gelince; onlara acı sözler söyledi. Fakat iş işten geçmişti artık; kara taassup haksızlığa, zulme eş olmuştu; iki kara kuvvet el ele vermişti.</p>
<p>Bu sırada Muâviye den, Hz.Ali ye bir mektup geldi.</p>
<p><strong>Muâviye diyordu ki:</strong></p>
<p>Bu iş sürdü gitti, bunca kan döküldü, bundan sonra olacaklar, olanlardan da korkunç görünmede. Sen de kendini haklı görüyorsun, ben de kendimi haklı görüyorum. Bu işi Allah ın hükmüne bırakalım. Sen bir hakem tayin et, ben de bir hakem tayin edeyim; bunlar Allah kitabına göre aramızda hükmetsinler.</p>
<p><strong>Hz.Ali, bu mektuba verdiği cevapta:</strong></p>
<p>Ben, senin ne olduğunu bilirim, maksadın Allah kitabına uymak değildir; fakat sana değil, Allah’ın kitabına onun hükmüne uyuyorum diyordu.</p>
<p>Bu sıralarda sonradan Hâricî olan Kays oğlu Eş as, Muâviye nin yanına gitti, onunla görüştü; maksadını anladı. Eş as ve sonradan Hz.Ali aleyhine dönenler; Ebû Mûsâ l-Eş ari yi hakem yaptık dediler. Hz.Ali ise, Abbâsoğlu Abdullah ın hakemliğini istiyordu; bunu kabul etmediler. Bunun üzerine Hz.Ali; Eşter i gönderelim buyurdu. Eş as, Zaten bizi o ateşe attı dedi ve Hz.Ali ne dediyse kabul etmediler.</p>
<p><strong>Bunun üzerine Hz.Ali;</strong></p>
<p>Benim, beni dinlemeyenlere hükmüm yok buyurdu.</p>
<p>Bütün bu olaylardan da anlaşılacağı gibi, Hz.Ali nin yanında savaşta bulunan topluluktaki insanlar, dört bölüktü.</p>
<p>Birinci bölük: Can gözleri açık, ihlâsları tam, inançları sarsılmaz, sözleri özleriyle bir, onun derecesini ve hakkını adam akıllı bilen ve onun için can vermeyi canlarına minnet sayan kişilerdi. Fakat bunlar azdı. Eşter bunların başındaydı.</p>
<p>İkinci bölük: Yürekten ona bağlı olan, fakat hileye kanan, yaşayışa bağlanan, ölümden korkan bölüktü.</p>
<p>Üçüncü bölük: Yüreklerinde ona karşı ihlâs ve sevgi taşımayan, yalnız kalabalığa katılan, hileye kapılan kısımdı. Hâfızlar bu kısımdandı. Onlar Kur ân okuyorlar, fakat hükmünü tutmuyorlar, bilmiyorlardı. İbâdet ediyorlardı, fakat yürekleri kararmıştı, maksatları gösterişti. Bu bölükteki insanlar, yalnız Hz.Ali nin zamanında değil, her zamanda Müslümanlığa ve insanlığa en büyük kötülükleri yapan tayfa olmuşlardır.</p>
<p>Dördüncü bölük: Eş as ve onun gibi olanlar, yani münâfıklardı. Bunlar Hz.Ali ye zorla uymuşlardı. İçlerinde ise Hz.Ali ye karşı büyük bir kinleri vardı.<br />
Sıffıyn savaşı yedi-sekiz gün, gece-gündüz sürmüştü. Bu savaşa katılan Hz.Ali nin ordusu doksan bin, Muâviye nin ordusu ise seksenbeş bin kişiydi. Savaş sonucunda Hz.Ali nin ordusundan yirmibeş bin er şehit olmuştu. Muâviye nin ordusundan ise kırkbeş bin kişi öldürülmüştü. Bu savaşta Hz.Ali nin bayrağı kırmızı, Muâviye nin bayrağı siyah renkteydi.</p>
<p><strong>Hakemler Olayı</strong><br />
Hakemler Hicret in 37. yılı Şaban ayında, Dûmet ül-Cündül de bir araya geldiler. Hz.Ali tarafının hakemi olan Ebû Mûsâ, oraya dörtyüz kişiyle gelmişti. Muâviye tarafının hakemi olan Amr da dörtyüz kişiyle gelmişti. Ve görüşmeye başladılar.</p>
<p><strong>Ebû Mûsâ, Amr a:</strong></p>
<p>Bu ümmetin arasını bulmak istiyorsak dedi. Ömer in oğlu Abdullah ı halîfe yapalım; o hiçbir fitneye karışmadı.</p>
<p><strong>Amr:</strong></p>
<p>Sende biliyorsun dedi. Osman zulümle öldürüldü; onun velisi olan Muâviye kanını istemekte; bu bakımdan hilâfete en lâyık olan o.</p>
<p><strong>Ebû Mûsâ, Abdullah ın halîfe olmasında ısrar etti.</strong></p>
<p><strong>Amr:</strong></p>
<p>Öyleyse benim oğlum Abdullah ı halîfe yapalım dedi.</p>
<p><strong>Ebû Mûsâ:</strong></p>
<p>Oğlun gerçekten de dürüst bir adam; fakat sen tuttun onu, fitnenin ta içine attın. Bu işin çıkar yolu Ali yi de, Muâviye yi de halîfelikten azledelim. Müslümanlar danışsınlar, görüşsünler, kimi isterlerse tayin etsinler dedi.</p>
<p><strong>Amr:</strong></p>
<p>Tamam dedi. Re y dediğin de budur işte.</p>
<p><strong>Mescide gittiler. Amr:</strong></p>
<p>Sen Müslümanlıkta benden üstünsün; önce sen minbere çık dedi.</p>
<p><strong>Ebû Mûsâ, minbere çıktı. Halka:</strong></p>
<p>Biz dedi. Bu işe çıkar yol olarak Ali yi de, Muâviye yi de halîfelikten azletmeyi uygun bulduk. Ben Ali yi de, Muâviye yi de azlettim. Siz kimi isterseniz halîfe yapın.</p>
<p><strong>Ebû Mûsâ minberden inince, Amr çıktı ve halka dedi ki:</strong></p>
<p>Ebû Mûsâ nın sözlerini duydunuz; O, kendisini hakem tayin eden Ali yi halîfelikten azletti, ben de Ali yi azlettim. Beni hakemliğe tayin eden Muâviye, Osman ın velisidir; onun kanını istemektedir. Halk içinde onun yerine geçmeye en lâyık olan kişi Muâviye dir. Muâviye yi halîfeliğe tayin ettim.</p>
<p><strong>Ebû Mûsâ, bu sözleri duyunca:</strong></p>
<p>Ne yaptın sen dedi. Allah sana başarı vermesin, beni aldattın; sen bir köpek gibisin.</p>
<p>Amr, bu sözlere şöyle karşılık verdi:</p>
<p>Sen de kitaplar yüklenmiş bir eşek gibisin.</p>
<p>Bu olay karşısında halk birbirine karıştı; Ebû Mûsâ ya lânet edenler oldu.</p>
<p>İbn-i Abbas:</p>
<p>Ona değil dedi. Onun hakem olmasında ısrar edenlere lânet etmek gerek.</p>
<p>Hâricîler Olayı<br />
Hüküm ancak Allah ın diyorlardı.</p>
<p>Hz.Ali, bu sözü duyunca;</p>
<p>Doğru söz, ama o sözle bâtıl murâd edilmede buyurmuştu.</p>
<p>Hâricîler, Kûfe civarında toplanmışlardı. Hz.Ali, Hâricîlere nasihat etmesi için önce Abbasoğlu Abdullah ı göndermişler ve sonra da kendisi de giderek onlara öğütler vermişlerdi. Bunun üzerine bir kısmı hatasını anladı ve Hz.Ali ye katıldı.</p>
<p>Bir kısmı ise; Hakemi kabul etmekte biz yanlış hareket ettik; suç işledik, tövbe ettik; sen de tövbe edersen ne âlâ; etmezsen seninle savaşırız diyordu. Diğer bir kısmı ise Müslümanlara da insanlara da ancak Allah hükmeder diyor, başka bir emirin bulunmasını istemiyordu.</p>
<p>Hâricîler, Kûfe ye yakın Nehrevan da toplanmışlardı. Oradan bir Müslüman geçerse öldürüyorlar, bir Mûsevî yahut Hıristiyan geçerse dokunmuyorlardı. Çünkü onlarca; Müslüman olmayanlar, vergi vermekle amân altına girmişlerdi; Müslümanlar ise Müslümanlıktan çıkmışlardı.</p>
<p>Hâricîler, kendilerinden başkalarını Müslüman saymıyorlardı. Ebû Bekir le Ömer i seviyorlar, Osman ı son olaylara, Hz.Ali yi de hakemi kabûlüne kadar tanıyorlardı. Oysa ki Sıffıyn de; Hz.Ali yi hakem tayinine, Muâviye nin isteğini kabule, zorlayanlar bunlardı.</p>
<p>Bütün bu olaylar olurken Muâviye, Osman ın kanını bahane ederek, Hz.Ali aleyhine her türlü fitne ateşini alevlendiriyordu. Dahlâk adlı biri Kûfe civarına kadar geldi; Muâviye nin emriyle oraları yağma etti, yolda hacıların neleri varsa zaptetti, bazılarını öldürdü.</p>
<p>Bu olaylar üzerine Hz.Ali, tekrar Muâviye nin üstüne gitmeden Hâricîleri tenkil etmek lüzumunu duydu. Onlara adam gönderdi, öğütler verdi ve gönderdiği adamlarından biri Nehrevan da bir yere Hz.Ali nin vermiş olduğu bayrağı dikti. Bu amân bayrağıdır; altına gelen, Medine ye giden, Küfe ye dönen amândadır diye bağırttı.</p>
<p>Bayrak, Hâricîlerin mânevî kuvvetlerinin kırılmasına sebep oldu. Dağılan dağıldı; dört bin kişiydiler, iki bin sekiz yüz kişiye indiler. Ve sonunda; Gericiliğin, bilgisizliğin mücessem örnekleri olan bu Hâricîler grubu , Hz.Ali nin kılıçları altında kaldılar.</p>
<p>Yapılan bu savaşta Hz.Ali tarafından da 9 kişi şehit olmuştu. Savaş ikindiden gün batıncaya kadar sürmüştü. Hz.Ali, Hâricîler den dört yüz yaralıyı Kûfe ye gönderip, bunlara yaraları iyileşinceye kadar bakmalarını, sonra bırakmalarını emretti.</p>
<p>Bu sırada Muâviye nin emriyle gönderdiği adamlar, zulümlerini her tarafta gösteriyorlar ve geçtikleri köyleri, kasabaları yakıp yıkıyorlar, mallarını yağma ediyorlar, nerede Ali taraftarı bulursa öldürüyorlardı. Bunlardan birisi de Muâviye nin emriyle gönderdiği Büsra bin Ertat tarafından, Yemen e yapılmıştır. Bu adam gönlünde acımak duygusunu taşımayan birisiydi. Bu kişi Yemen de, Medine de, Mekke de çok ev yıkıp yakıp, nerede Ali taraftarı bulursa, Muâviye nin emriyle öldürmüştü.</p>
<p>Ehl-i Beyt ve Hz.Ali düşmanı olan Muâviye; Hicaz da, Yemen de tam otuz bin kişiyi Ali dostu , Muhammed-i Âl-i nin, «Ehl-i Beyt i»nin dostu diye öldürtmüştü.</p>
<p><strong>Hz.Ali ile Ehl-i Beyt e , bu kadar düşman olan Mûaviye hakkında kısaca bilgi vermek gerekirse:</strong></p>
<p>Muâviye nin yaptıkları olayları tarih kitaplarından okuyup görüyoruz ki, sonradan halîfeliğini ilan eden Şam Vâlisi Muâviye; akıllı, zeki, ama hilekâr, düzenbaz ve kurnaz bir adamdı.</p>
<p>Muâviye, düşmanlarını elde etmek için her türlü araca baş vuruyor ve tatlı dili, para siyâseti, memuriyet vaadi ile düşmanlarını elde etmeyi başaramayınca; onları öldürtmekten, hatta zehirletmekten hiç kaçınmaz biriydi. Diri diri toprağa gömdürmekten hiç çekinmezdi. Onun devrinde ve ondan sonra özellikle 80 yılı aşkın zaman içinde, Emevi halîfelerinin saltanatlarında hep böyle olmuştur.</p>
<p>Yalnız özel meclislerde değil; camilerde, mescidlerde bile özellikle Cuma namazlarından önce hutbelerde, cemâati müslimin karşısında; başta Hz.Ali olmak üzere Hz.Peygamber in bütün sülâlesi aleyhinde küfürler ediyor ve ettiriyordu. İtiraz edenleri kılıçtan geçiriyordu. Hz.Ali yi sevenlerin büyük bir kısmı camilerden bu yüzden uzaklaşmak zorunda kaldılar.</p>
<p><strong>Halbuki Hz.Peygamber efendimiz:</strong></p>
<p>Her kim Ali ye küfrederse bana küfretmiş olur, bana küfreden Allah a küfretmiş olur buyurmuşlar, Bu işi yapanın şirk ehli olacağını bildirmişlerdi.</p>
<p>Muâviye nin yaptıkları; küfür, zındıklık, dinsizlikten başka bir şey değildi. Ne yazık ki bazı kişiler Muâviye ye; Müctehid süsü vermişler ve cinayetlerine ictihâd etti demişlerdir.</p>
<p>Hiç şüphe yok ki bunları yazanlar tarafsız değillerdi. Bugün aklı başında, okumuş ve tarihi anlamış bir Türk, bir Müslüman hiç şüphesiz ki, onun Ehl-i Beyt e yaptıkları zûlümlerinden dolayı lânet eder.</p>
<p>Çünkü Allah, zalime lânet hakkında Kur ân-ı Kerîm deki bazı âyetler de şöyle buyuruyor:</p>
<p>Allah a kendiliğinden yalan uydurandan daha zalim kim olabilir? Bunlar Rablerinin huzûruna getirilirler, şahitler «Rableri namına yalan söyleyenler işte bunlardır» derler. Haberiniz olsun ki Allah ın lâneti zalimlerin üzerindedir. (Hûd 18. âyet)</p>
<p>İnandıktan, Peygamber in gerçek olduğuna şehâdet ettikten, kendilerine de açık hüccet geldikten sonra kâfir olanları Allah nasıl hidâyete erdirir? Allah zalim ve kâfirleri hidâyete erdirmez. (Âli İmrân 86.âyet)</p>
<p>İşte onların cezaları, Allah ın, meleklerin, bütün insanların lânetleri üzerlerine olmaktır. (Âli İmrân 87.âyet)</p>
<p>Ne yazık ki, rakibini ezmek için; yazılı fikirlerini, yalan düşüncelerini öne sürerek milleti aldatanlar her zaman olmuştur</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hzali.net/hz-ali/hz-ali-nin-halifelik-donemi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
