Temmuz 4, 2009
ŞER’İ DELİLLERİMİZ DÖRTTÜR
1-Kur’an-ı Kerim:
Müslümanların elinde bulunan Mushaf-ı Şerif’in, Yüce Allah’ın Kelamı olduğuna inanıyoruz. Onda herhangi bir tahrif ve değiştirme yoktur. “Hiç şüphe yok, o aziz bir kitaptır. Ona önünden de, ardından da batıl gelmez. Hikmet sahibi, çok övülen(Allah)’in indirdiğidir.” (Fussilet/41-42)
2-Sünnet-i Nebeviyye:
Bundan, Peygamber(as)’in sahih yolla bize aktarılan sözleri, davranışları ve onaylarını kasdediyoruz. Kur’an’dan sonra şer-i hükümlerin ikinci kaynağının sünnet olduğuna inanıyoruz. Kur’an’ın hükümlerinden birini inkar edenin kafir olacağı gibi kesin sünnetle sabit olan bir hükmü inkar edeni de kafir sayarız. Çünkü Sünnet-i Nebeviyye’nin kesinlikle Kur’an’ı Kerim ile çelişmeyeceğine inanıyoruz. Aynı şekilde Ehl-i Beyt imamlarının da sahih yolla bize aktarılan sözleri, davranışları ve onaylarını Sünnet-i Nebeviyye gibi delil kabul ederiz.
3-İcma:
İçlerinden masum imamın da bulunması itibariyle müslümanların icma ettikleri bir hükmün (Kur’an ve Sünnet’teki delilini bilmesek dahi) bizim için kesin geçerli olduğuna inanıyoruz. İcma, bu anlamıyla kesinlikle Kur’an ve Sünnet’e ters düşmez.
4-Akıl:
Akli delil, nedenler zinciriyle ilgili veya aklın tek başına hüküm verebileceği konularda geçerli bir delildir. Bu delil, bize göre fıkıhta yalnız müctehidin yararlanabileceği bir delildir. Müctehid, Şer’i hükümleri kaynaklarından çıkarma gücüne sahip olan kimseye denir. Halk da şer’i hükümlered, Hz.İmam Mehdi’den(as) gelen bir hadis uyarınca, “Nefsini (ganahlardan) koruyan, dinine sahip çıkan, nefsani tutkularına kapılmayan, Mevla’sının emirlerine uyan” bir müctehidi taklid etmelidirler.
