Temmuz 9, 2009

Bingöl’ün Yedisu ilçesi nüfusuna kayıtlı olan ve Avrupa’da yaşayan vatandaşlar kendi aralarında topladıkları para ile köylerine Cem Evi ve Kültür Merkezi yaptırıyor.
Bingöl’ün ilk Cem Evi ve Kültür Merkezi Yedisu ilçesi Güzgüllü köyünde yaptırılıyor. Güzgüllü köyü nüfusuna kayıtlı olan ve Avusturya’da ikamet eden vatandaşlar tarafından yaptırılan Cem Evi ve Kültür Merkezi inşaatının 2 ayda tamamlanmasının hedeflendiği belirtildi. İnşaat çalışmaları 1 hafta önce başlatılan Cem Evi ve Kültür Merkezi’nin yaklaşık 150 bin liraya mal olacağı belirtildi.
Avrupa’da yaşayan Türk işçiler adına inşaat çalışmalarını yürüten Hüseyin Enes, köylerinde böyle bir ibadethaneye ihtiyaç olduğu için arkadaşları arasında para toplayarak bu inşaatı yapmaya karar verdiklerini söyledi. Enes, izinli olarak Avusturya’dan Yedisu ilçesine gelip inşaat çalışmalarını yürüttüğünü belirterek, “Köyümüzde böyle bir ibadethaneye ihtiyaç vardı. Avrupa’da yaşayan Güzgüllü köylüleri olarak bu inşaatı yaptırmaya karar verdik. Cem Evi ve Kültür Merkezi’mizin yaklaşık olarak 150 bin liraya mal olacağını tahmin ediyoruz. İnşaat çalışmalarının yaklaşık 2 ay sonra tamamlanacağını düşünüyoruz” dedi.
Temmuz 8, 2009
Sivas katliamının yıldönümü nedeniyle gazetesinde yayınlanan bir haberde, Sivas’ta meydana gelen katliam şu iki cümleyle özetleniyordu: …
Geçen hafta Zaman’ın genel yayın yönetmeni Ekrem Dumanlı, henüz yayınlanmamış hikâyelerini, “Bak bakalım, beğenecek misin” diye gönderdi bana…
Bir çırpıda okudum…
Gerçekten güzel yazılmış, edebiyat zevki veren, damardan hikâyelerdi okuduklarım…
Bir adam edebiyata gönül indirmişse, ondan korkma!
Zaten Ekrem, ayıptan, günahtan, utanma duygusundan nasip almış bir gazete yapmaya çalışarak bu tezi kanıtlamaya çalışan bir gazete yöneticisidir.
Fakat gelin görün ki…
Sivas katliamının yıldönümü nedeniyle gazetesinde yayınlanan bir haberde, Sivas’ta meydana gelen katliam şu iki cümleyle özetleniyordu:
“2 Temmuz 1993’te gerçekleştirilen Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Madımak Oteli’nde yangın çıkmış, aralarında otel görevlilerinin de bulunduğu 37 kişi ölmüştü”.
Ne kadar acımasız bir anlatım bu… Sanki yangın, elektrik kontağından çıkmış…
Bu konuda bir şey yazmadım… Bekledim ki bir düzeltme, bir özür yayınlansın gazetede… Yoktu… Dedim ki “Herhalde Ekrem, bu düzeltmeyi, pazartesi günü medyaya nizamat verdiği köşesine bıraktı.” Dün baktım, orada da değinmemiş.
Hadi Ekrem Dumanlı…
Yazdığın hikâyeler aşkına… Edebiyat aşkına… Sevdiğin filmler aşkına… Bırak politikayı da yüreğinin götürmesi gerektiği yere git…
Ahmet HAKAN
HÜRRİYET – 7 Temmuz 2009
Temmuz 7, 2009
Yorumlar Kapalı
1. Acelenin meyvesi yanlışlıktır.
2. Aç kalmak, alçalmaktan hayırlıdır.
3. Açık kalpli, mert düşman, içinden pazarlıklı dosttan iyidir.
4. Adalet için en büyük talihsizlik, devleti idare edenin zalimliğidir.
5. Adalet, halkın dirliği ve düzeni, idarecilerin ise süsü ve güzelliğidir.
6. Adalet ve eşitliği gözetme, siyasetlerin en iyisidir.
7. Adil ol, kudretin sürekli olsun.
8. Adilane davranış siyasetlerin (yönetimlerin) en iyisidir.
9. Affedilmeyecek günah, insanların bir birlerine olan zulmüdür.
10. Affetmekten utanmayın. Cezalandırmada acele etmeyin. Emriniz altında bulunanların hataları karşısında hemen öfkelenip kendinizi kaybetmeyiniz.
11. Ahdini bozmak Allah’ı ve halkı gazaplandırır.
12. Ahmak, her lafın başında yemin eder.
13. Akıl, gurbette yakın bulmaktır; ahmaklık vatanda gurbete düşmektir.
14. Akıl gibi mal, iyi huy gibi dost, edep gibi miras, ilim gibi şeref olmaz.
15. Akıl gibi zenginlik cehalet gibi yoksulluk yoktur. Edebe uymak bir kazanç, danışmak bir güçtür.
16. Akıllı bir insan fakir olabilir. Fakat o hiç kimsenin sadakasına muhtaç değildir.
17. Akıllı kişi, tecrübelerden ibret alan kimsedir.
18. Akıllı olan kemal, cahil olan mal ister.
Temmuz 6, 2009
Aleviler ve namaz konusunu bir kaç boyutuyla ele almak gerekiyor. Çünkü Alevilerin sürekli olarak maruz kaldığı soruların başında “neden namaz kılınmıyor” sorusu geliyor. Hem neden namaz kılınmadığını –basta inançsal boyut olmak üzere- açıklamak gerekiyor hem de böylesi bir soru sorma hakkının nerden doğduğunu irdeleyip netleştirmek durumundayız.Her Alevi mutlaka ömrünün birden fazla döneminde “siz Aleviler neden namaz kılmıyor, camiye gitmiyorsunuz?” sorusuyla karşılaşmıştır. Aslında anında tür kişilere verilmesi gereken cevap tereddütsüz “siz Sünniler neden cem evine gelip cem ibadeti etmiyorsunuz?” karşı sorusu olmalıdır. Ancak ne var ki asırların getirdiği iktidar özgüveni ile Sünni inançlı kişi istifini hiç bozmadan Alevilere yönelik iğrenç iftiraları “soru” biçiminde dile getirerek devam eder. Ne yazık ki asırlardır baskı altında yasayan Alevi sinmiş bir şekilde, soruyu iade etmek ve gereken reaksiyonu göstermek yerine susar veya anlamsız cevaplarla geçiştirmeye çalışır.“Siz Aleviler neden camiye gidip namaz kılmıyorsunuz?” sorusu öyle masum bir soru değildir.
Alevi inançlı kişi çıkıp diyemiyor ki, “size ne bundan. İnancımı sorgulama hakkini nerden aldınız? Siz kim oluyorsunuz ve ne hakla benim inancımı sorguluyorsunuz? Ben sizin inancınızı sorguluyor muyum? Ben sizin inancınız sorgulamıyorum ama siz ısrarla benim inancımı sorguluyor, aşağılıyor, alay ediyor, fırsatını buldu mu da fetva verip katlediyorsunuz. Ne sizin ne de başka kimsenin benim ibadet seklini, tarzını, biçimini, içeriğini sorgulama hakki yoktur”. Ancak bu tür cevaplar verilmiyor.
Temmuz 6, 2009
Kerbela olayı (680) meydana geleli beri, 1327 yıldır tüm Şia-i Ali kolları, özellikle Aleviler, bitmek nedir bilmeyen, acısı dinmeyen bir yası sürdürmektedirler. Bu aynı zamanda inanç ve ibadetin de belirleyici bir öğesi ve ilkesi haline gelmiş. Her yılın Muharrem ayında 12 günden az olmamak üzere, yer yer 15 güne varan bir süre, yas tutulur. Hazret-i Hüseyin başta olmak üzere, Kerbelâ şehitlerine, Oniki İmamlar’a olan bağlılık duyguları daha da canlanır, belirtilen sürenin her anı şehitleri anmakla, onlarla ilgili bilgileri yinelemekle, kitap ve mersiyeler okumakla geçer.
Hazret-i Hüseyin, Kerbela şehitleri ve Oniki İmamlar’ı anmayan Alevi ve Şii şair ve düşünür yok gibidir. Doğrudan Kerbela faciasını konu alan mersiyelerin kimileri Muharremiye diye de adlandırılır. Dünyada, hakkında çeşitli dillerde en çok mersiye (ağıt) yazılan kişi, hiç kuşkusuz ki Hz. Hüseyin’dir. Şiir ve deyiş edebiyatımızın köşe taşlarından birini oluşturan “Düvazde İmam”larda O ve bütün İmamlar veciz bir şekilde anıla gelmiş ve Cem Ayını’nın vazgeçilmez kesitlerinden biri durumuna gelmiştir. Cem, Kerbela’da Ehl-i Beyt mazlumlarına yaşatılan susuzluğu, açlık ve eziyetleri, inanç ve doğruluk konusunda gösterilen kararlılığı ifade eden çeşitli motiflerle donatılmış, bu nedenle akıtılacak olan gözyaşları işlenecek sevabın kaynağı olarak kabul edilmiştir.
Hz. Hüseyin, askeri anlamda, Kerbela’da yenilmiş; ancak sergilediği tutum ve kararlılık, Emevi baskı ve hileleri sonucu sönmeye yüz tutan Hak-Muhammed-Ali yolunun şahlanışı bakımından da tarihte eşine az rastlanan bir büyük zaferin öncüsü, önderi ve kahramanı olmuştur. Bu sadece Aleviler için değil, başka mazlumlar için de ciddi bir örnek oluşturmuş, ezilenlerin cesaret ve iman kaynağı olmuştur.
Temmuz 6, 2009
Sivas Madımak Oteli’nde 37 kişinin yanarak ölümüyle sonuçlanan olayların 16. yıldönümünde düzenlenen anma töreninde bir kişinin taşıdığı “Gülerek yaktın, donarak öldün” ifadelerinin yer aldığı pankart nedeniyle BBP Sivas İl Başkanlığı tarafından suç duyurusunda bulunulacak.
BBP Sivas İl Başkanı Zeki Haral, “Aklıselim olan ve insanlık onuru taşıyan hiçbir kişi, kurum ve kuruluşumuz da bu ölüm tacirlerinin tahriklerine göz yummamıza ne de sessiz kalmamıza asla razı olmayacaktır” dedi.
“YAZICIOĞLU, SİVAS OLAYLARINDA 33 KİŞİNİN CANINI KURTARMAK İÇİN ÇALIŞMIŞTI”
İl binasında basın toplantısı düzenleyen Büyük Birlik Partisi (BBP) Sivas İl Başkanı Zeki Haral, pankart hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını belirterek, “Sivas üzerinde oynanan oyunları çığırından çıkartacak boyutlara getirme gayretlerine de müsaade etmeyeceğiz” dedi. Haral, “Hiçbir karalama faaliyeti, yapılan her türlü ajitasyonlar, alçakça tertiplenen provokeler, şer güçlerin, bölücü ve yıkıcı emeller taşıyanların gayretleri bu mübarek şehir, bu sultan şehir, bu destan şehir Sivas’ımızı ve aziz hemşerilerimizi hedef alarak adice, süfli emellerine malzeme yapmaya yetmeyecektir.
16 yıl önce yaşanan çok vahim ve asla tasvip edilemez haince tezgahlanan olay üzerinden yıllarca adeta bir kan emici vampir gibi her türlü rant oluşturmaya çalışanlar; bu sene de haklı ve masumane bir anma haklarını kullanma yerine yine karanlık yüzleriyle ortaya çıkmışlardır” diye konuştu.
Temmuz 6, 2009
Dört Kapi Kirk Makam seklindeki Kamil (olgun) insan olma ilkelerini Hünkar Haci Bektas Veli’nin tespit ettigine inanilir.Haci Bektas “Kul Tanri’ya kirk makamda erer, ulasir, dost olur.” buyurmuslardir. Bu ilkeler asama asama insani olgunluga ulastirir. Bir baska yoruma göre ise seriat anadan dogmak, tarikat ikrar vermek, marifet nefsini bilmek, hakikat Hakki özünde bulmak yollaridir.
Dört Kapı şunlardır:
1.Seriat
2.Tarikat
3.Marifet
4.Hakikat
Her kapının on makamı vardır.
Seriat kapısının makamları:
1. Iman etmek,
2. Ilim ögrenmek,
3. Ibadet etmek,
4. Haramdan uzaklasmak,
5. Ailesine faydali olmak,
6. Cevreye zarar vermemek,
7. Peygamberin emirlerine uymak,
8. Sefkatli olmak,
9. Temiz olmak ve
10.Yaramaz islerden sakinmak.
