<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hz Ali &#187; allah</title>
	<atom:link href="http://www.hzali.net/tag/allah/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.hzali.net</link>
	<description>HzAli Hz Ali Hazreti Ali Hz. Ali</description>
	<lastBuildDate>Sun, 14 Feb 2010 10:34:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>ŞEHÂDET</title>
		<link>http://www.hzali.net/islam/sehadet.html</link>
		<comments>http://www.hzali.net/islam/sehadet.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Jul 2009 22:59:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[ayetler]]></category>
		<category><![CDATA[hz muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[islamın şartları]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an]]></category>
		<category><![CDATA[muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[şehadet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hzali.net/?p=171</guid>
		<description><![CDATA[Hazır olma; kesin haber; insanın kat&#8217;i olarak bildiği bir şeyi, Yüce Allah&#8217;ın huzurunda olduğu kanaatiyle dosdoğru haber vermesi, şahitlik etme, tanıklık; açık belirti; şehîd olma, şehîdlik; yemin, bildiği şeyleri itiraf etme. Şehâdet, arapça bir kelime olup &#8220;Şe-hi-de&#8221; fiilinden türeyen bir mastardır. Aynı zamanda, müstakil bir isim olarak da kullanılır. &#8220;Şühûd&#8221; ile eş anlamlıdır. Zıddı, &#8220;gayb&#8221;dır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="font-family: arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Hazır olma; kesin haber; insanın kat&#8217;i olarak bildiği bir şeyi, Yüce Allah&#8217;ın huzurunda olduğu kanaatiyle dosdoğru haber vermesi, şahitlik etme, tanıklık; açık belirti; şehîd olma, şehîdlik; yemin, bildiği şeyleri itiraf etme.</span></p>
<p style="font-family: arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Şehâdet, arapça bir kelime olup &#8220;Şe-hi-de&#8221; fiilinden türeyen bir mastardır. Aynı zamanda, müstakil bir isim olarak da kullanılır. &#8220;Şühûd&#8221; ile eş anlamlıdır. Zıddı, &#8220;gayb&#8221;dır. Bilinen, görünen âleme şehâdet alemi dendiği gibi, görünmeyen âleme de gayb âlemi denir.</span></p>
<p style="font-family: arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Şehâdet&#8217;in ismi faili, &#8220;şâhid&#8221; dir. O da, bir yerde bulunan, bir şeyi gören ve gördükleri ile bildikleri konusunda bilgi veren kimse, tanık, bir akdin yapılması sırasında taraflardan birinin yanında hazır bulunan, doğrulayan, ispat eden, Allah&#8217;ın birliğine şehâdet eden demektir. Şehâdet&#8217;in çoğulu, şehâdât&#8217;dır (Rağıb el-İsfâhânî, el-Müferedât, Mısır 1961, 267 vd. &#8220;şehide&#8221; mad.).</span></p>
<p style="font-family: arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Şehâdet kelimesi,<strong> &#8220;Eşhedu en la ilâhe illâllah ve eşhedu enne Muhammeden abduhu ve resuluhu&#8221;</strong> olarak bilinen Tevhid cümlesidir. &#8220;Allah&#8217;tan başka ilâh olmadığına ve Hz. Muhammed (s.a.s)&#8217;in onun kulu ve resulü olduğunu şehâdet ederim&#8221; demektir.</span></p>
<p style="font-family: arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Bu cümle, bir nevi İslâm dinine giriş sayılır. Bu cümleyi inanarak söyleyen kişi, imân sahibi olarak kabul edilir. Şehâdet kelimesi, imân esaslarının özeti durumundadır.</span></p>
<p style="font-family: arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Şehâdet kelimesinde, Allah ve Rasûlü hakkındaki imân ve inanç duyguları itiraf edildiği, dile getirildiği için, ona şehâdet kelimesi denmiştir.</span></p>
<p style="font-family: arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Şehâdet parmağı ise, şehâdet getirilirken, kaldırılan baş parmaktan sonraki işâret parmağıdır.</span></p>
<p style="font-family: arial,helvetica,sans-serif;"><span id="more-171"></span></p>
<p style="font-family: arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Şehâdet kelimesi, Kur&#8217;an&#8217;da 20 küsûr yerde geçmektedir. Aynı kökten gelen kelimelerle birlikte, 150 civarında yerde bulunmaktadır.</span></p>
<p style="font-family: arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Yüce Allah, Kur&#8217;an&#8217;da: &#8220;(O gün) şahidlik edene, şahidlik edilene (görenlere ve görülenlere) andolsun ki&#8221; (el-Bürûc, 85/3) diye buyurarak şehâdet konusu ile yemin etmiştir. Bu vesileyle, şahâdetin önemine işâret buyurmuştur.</span></p>
<p style="font-family: arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Kur&#8217;an&#8217;da, İsâ (a.s)&#8217;a tam inanan, onunla berâber Allah&#8217;ın yoluna baş koyan, bu uğurda her şeylerini fedâ eden havarilerden bahsedilirken, şöyle dua ettikleri haber verilmiştir:</span></p>
<p style="font-family: arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">&#8220;Rabb&#8217;imiz, senin indirdiğine inandık; peygambere uyduk. Bizi şahitlerle beraber yaz&#8221; (Alî İmran, 3/53).</span></p>
<p style="font-family: arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Hz. Muhammed (s.a.s)&#8217;e de tam manasıyle inanan kamil imân ehli de, aynı şekilde dua etmişlerdir ve onların da duaları Kur&#8217;an&#8217;da haber verilmiştir: Resûle indirilen Kur&#8217;an&#8217;ı dinledikleri zaman, tanıdıkları gerçekten dolayı gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. Derler ki: Rabb&#8217;imiz, inandık; bizi şâhidlerle yaz!&#8221; (el-Mâide, 5/83).</span></p>
<p style="font-family: arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Şehâdet&#8217;i çeşitli yönlerden ele alıp incelemek, üzerinde durup açıklamak mümkündür. Her şeyden önce Kur&#8217;an, şehâdeti dünya hayatından önceki, dünya hayatındaki ve âhiret hayatındaki şehâdet diye üç kısma ayırmıştır.</span></p>
<p style="font-family: arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Birincisi, Allah ile insan arasında ki ezelî mukavele sırasında, insan yaptığı şehâdettir:</span></p>
<p style="font-family: arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">&#8220;Rabb&#8217;im, Ademoğullarından, onların bellerinden zürriyetlerini almış ve onları kendilerine şâhid tutarak: Ben sizin Rabb&#8217;iniz değil miyim? (demişti). &#8220;Evet, buna şâhidiz!&#8221; dediler. Kıyâmet günü, Biz bundan habersizdik!&#8221; demeyesiniz&#8221; (el-A&#8217;raf, 7/172). Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de Yüce Allah, âhirette peygamberler ve insanların kendi vücut organlarının şehâdette bulunacaklarını haber vermiştir. Allah&#8217;ın her şeyi gördüğü, insanların yaptıkları her şeyin şahidi olduğu, çeşitli âyetlerde dile getirilmiştir. Bu âyetlerden bazılarının meâli şöyledir:</span></p>
<p style="font-family: arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">&#8220;De ki: &#8220;Ey kitâb ehli, Allah yaptıklarınızı görüp dururken neden Allah&#8217;ın âyetlerini inkâr ediyorsunuz?&#8221; (Alî İmran, 3/98).</span></p>
<p style="font-family: arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Biz onlara, ufuklarda ve kendi canlarında ayetlerimizi göstereceğiz ki o (Kur&#8217;an)&#8217;ın gerçek olduğu, onlara iyice belli olsun. Rabb&#8217;inin her şeye şâhid olması, (her şeyi görmesi sana) yetmez mi?&#8221; (Fussilet, 41/53)</span></p>
<p style="font-family: arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">&#8220;O (Allah) ki, göklerin ve yerin mülkü kendisine aittir. Allah, her şeye şâhiddir.&#8221; (el-Bürûc, 85/9)</span></p>
<p style="font-family: arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Kur&#8217;an, Allah&#8217;ı insana şah damarından daha yakın olarak tanıtmaktadır:</span></p>
<p style="font-family: arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">&#8220;Andolsun insanı biz yarattık ve nefsinin ona ne fısıldadığını biliriz. (Çünkü) biz ona şah damarından daha yakınız&#8221; (Kaf, 50/16).</span></p>
<p style="font-family: arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">İnsanlar daima Yüce Allah&#8217;ın kontrolü altında bulunduklarına, âhirette her yapılanın ortaya çıkarılacağına inanarak hareket ettikleri zaman, daima kötülüklerden uzak olurlar. Bu inançtan uzak olan bir insan, her fırsatta dilediği kötülüğü yapar. Yeryüzündeki hiç bir hükümdar, insanları her zaman ve her yerde kontrol altında tutamaz. İnsanlar tenha yerlerde, onların kontrollerinin dışında kalınca, kuralların dışına çıkar ve diledikleri gibi hareket ederler. Ama her zaman ve her yerde Allah&#8217;ın kontrolünün altında olduğuna inanan insanlar, hiç bir zaman ve hiç bir yerde, Allah&#8217;ın emir ve yasaklarına aykırı hareket edemezler. Çünkü onların, Allah&#8217;ın murakabesinin dışında hiç bir yerleri ve zamanları yoktur. Âhirette Yüce Allah&#8217;ın iyi ve kötü, her türlü hareketleri için şehâdette bulunacağına inanır ve ona göre iyi hareketlerde bulunurlar. Bu inanç, insan hayatında bu derece olumlu yönden etkili olmaktadır (Seyyid Kutub, Fi Zilâli&#8217;l-Kur&#8217;an, Beyrut 1971, VII, 555 vd).</span></p>
<p style="font-family: arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Yukarıda arzedilen âyette ifâde edildiği gibi, Yüce Allah&#8217;ın insanlara şah damarından daha yakın olduğunu düşünmek ve ona göre hareket etmek, insanı ihsan (iyilik) denilen yüce bir mertebeye de ulaştırır. İhsan, insanın Allah ile beraber olma şuuruna ulaşması demektir. Nitekim Hz. Muhammed (s.a.s)&#8217;e: &#8220;İhsan nedir?&#8221; diye sorulunca, şu cevabı vermiştir: &#8220;Allah&#8217;ı görüyormuşsun gibi O&#8217;na ibâdet etmektir. Her ne kadar sen O&#8217;nu görmüyorsan da, O seni görüyor&#8221; (Buhârî, İmân, 37; Müslim, İmân, 57; Ebû Davûd, Sünne, 16; Tirmizî, İmân, 4; İbn Mâce, Mukaddime, 9; Ahmed b. Hanbel, 1, 27, 51,53, 219, II, 107, 426, IV, 129, 264).</span></p>
<p style="font-family: arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Yüce Allah&#8217;ın başka bir âyette: &#8220;Muhakkak ki Rabb&#8217;in, her an gözetlemededir&#8221; (el-Fecr, 89/14) demesi, bu konuyu ne kadar da te&#8217;kid etmektedir!&#8230; Bu konu Kur&#8217;an&#8217;ın daha bir çok yerinde anlatılmakta ve insanlara bu inanç aşılanmaktadır (Bk. Kaf, 50/17; es-Secde, 32/6; ez-Zümer, 39/46; el-Haşr, 59/22; el-Cum&#8217;a, 62/8; el-En&#8217;am, 6/19).</span></p>
<p style="font-family: arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Bilindiği gibi, Allah&#8217;ın isimlerinden biri de &#8220;Şehîd&#8217; dir.</span></p>
<p style="font-family: arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">Yüce Allah her ümmete peygamber göndermiştir. Bu peygamberler de âhirette ümmetleri hakkında şahâdette bulunacaklardır. Bu hususu açıklayan bir âyetin meâli şöyledir:</span></p>
<p style="font-family: arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;">&#8220;Her ümmetten (inançlarının bozukluğuna, işlerinin kötülüğüne tanıklık edecek) bir şahit getirdiğimiz zaman%2</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hzali.net/islam/sehadet.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İslam Nedir?</title>
		<link>http://www.hzali.net/islam/islam-nedir.html</link>
		<comments>http://www.hzali.net/islam/islam-nedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Jul 2009 22:49:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[cibril]]></category>
		<category><![CDATA[fatiha]]></category>
		<category><![CDATA[fatiha hz. ali]]></category>
		<category><![CDATA[fatiha suresi]]></category>
		<category><![CDATA[H.z Alinin sözleri (selam vermek)]]></category>
		<category><![CDATA[hz isa nedir iman]]></category>
		<category><![CDATA[hz muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[hz.Hüseyin]]></category>
		<category><![CDATA[melekler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hzali.net/?p=167</guid>
		<description><![CDATA[İslam&#8217;ı anlamak ve yaşamak Hz. Peygamber&#8217;i ve O&#8217;nun hayat pratiğini bilmeyi gerekli kıldığı gibi, O&#8217;nu anlamak ve tanımak da, ancak İslamın temel inanç esaslarını doğru kavrayabilmekle mümkün olur. Bu amaçla Sonpeygamber.info’da &#8220;İslam&#8221; başlığı altında İslam&#8217;ın temel inanç esaslarını, Din nedir?, İnsan dine neden ihtiyaç duyar?, İslam&#8217;ı diğer dinlerden ayıran özellikler nelerdir? gibi soruların eşliğinde dikkatlerinize [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>İslam&#8217;ı anlamak ve yaşamak Hz. Peygamber&#8217;i ve O&#8217;nun hayat pratiğini bilmeyi gerekli kıldığı gibi, O&#8217;nu anlamak ve tanımak da, ancak İslamın temel inanç esaslarını doğru kavrayabilmekle mümkün olur. Bu amaçla Sonpeygamber.info’da</em> &#8220;İslam&#8221; <em>başlığı altında İslam&#8217;ın temel inanç esaslarını, Din nedir?, İnsan dine neden ihtiyaç duyar?, İslam&#8217;ı diğer dinlerden ayıran özellikler nelerdir? gibi soruların eşliğinde dikkatlerinize sunuyoruz. Bu bölüm İlahiyatçı Fatma Bayram tarafından hazırlanmıştır.</em></p>
<p><strong>Tanımı</strong></p>
<p>Sözlükte barış ve barış içinde olmak; teslimiyet, boyun eğme ve ihlâs; selam vermek anlamlarına gelen İslam her durumda selam ve selamet kökünden gelmektedir.</p>
<p>Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de özel anlamda din kelimesiyle İslam kastedilmiş (Al-i İmran 3/99), İslam&#8217;la din adeta eş anlamlı iki kelime olarak kullanılmış ve bütün peygamberlerin getirdiği dinin İslam olduğu ifade edilmiştir (Al-i İmran 3/85; Nisa 4/125; Maide 5/3; Şura 42/13).</p>
<p><em>&#8220;Allah katında din şüphesiz İslam&#8217;dır&#8221;(</em>Al-i İmran 3/19; Bakara 2/193). <em>&#8220;Kim İslam&#8217;dan başka bir dine yönelirse, onun dini kabul edilmeyecektir, o ahirette de kaybedenlerdendir.&#8221;</em> (Al-i İmran 3/185) ayetleri aslı itibariyle hak din olduğu halde zamanla tahrif edilmiş dinlerin artık geçerliliğinin kalmadığını vurgulamaktadır.</p>
<p>Kur&#8217;an dilinde İslam Allah&#8217;a bağlılık ve boyun eğmeyi ifade eder. Allahtan başkasına ve hak dışında şeylere bağlılık O&#8217;na isyan manasına gelir. Allah&#8217;a, Allah&#8217;tan gelene ve hakka bağlılıktan doğan bu vicdan diğer bir deyişle hakperestlik olarak özetlenebilir. Böyle bir vicdan hakikate, kendi açısından ve kendini merkeze alarak değil, Allah katındaki değerine göre kıymet verir. Böylesine bir hak sevgisinin yerleştiği gönüllerde ise taassuptan eser kalmaz.</p>
<p><span id="more-167"></span></p>
<p> </p>
<p>İslam kelimesi aynı zamanda barış ve selamet anlamına gelir. Bu nedenle İslam bütün mahlûkatı içine alan sevgi ve merhametin dinidir. Başkalarının hakkına saygılı olmak ve hiçbir yaratılmışa zarar vermemek gerçek mü&#8217;min olmanın şartıdır.</p>
<table style="width: 75%;" border="0" align="center">
<tbody>
<tr>
<td style="border-right: medium none; border-top: 1px solid; border-left: medium none; border-bottom: 3px solid;" width="100%" bordercolor="#b25808"><span style="color: #b25808; font-family: verdana,geneva;"><strong>İslam dini yeni bir din değil, ilk insandan bu yana yenilenerek gönderilmiş ezeli bir dindir. Kur&#8217;an&#8217;da da İslam ilk insandan bu yana gönderilen dinlerin ortak adı (ve sıfatı) olarak kullanılır. </strong><strong></strong></span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<p><strong>Özellikleri</strong></p>
<p>İslam aynı zamanda insanın yaratılış özelliklerine uygun bir dindir. Çünkü insan ve İslam, aynı kaynaktan gelmektedir. İslam insan içindir. İnsanı tüm iç ve dış yönleriyle gayet iyi tanıyan yaratıcısının insan için uygun gördüğü inanç, ahlak ve yaşam kurallarından bahseden sistemin adıdır. İnsanın her iki dünyada nasıl mutlu olabileceğinin yollarını gösterir. İnsana kalsa bilemeyeceği, gayba dair gerçekleri ona gerektiği kadar açıklayan, ilahi bilgiye dayalı evrensel bir dindir.</p>
<p>İslam dini yeni bir din değil, ilk insandan bu yana yenilenerek gönderilmiş ezeli bir dindir. Kur&#8217;an&#8217;da da İslam ilk insandan bu yana gönderilen dinlerin ortak adı (ve sıfatı) olarak kullanılır. Allah&#8217;ın ezeli dininin varlığı insanlar tanısalar da, tanımasalar da bir hakikattir. Gerçeği gerçek olarak kabul etmekte direnmek nasıl insan için çıkar yol değilse ve hakikatten yararlanmak nasıl ki ancak onu tanımakla mümkün olabilirse Allah&#8217;tan gelen ilahi irşadı (rehberlik ve yönlendirmeyi) tanımaları da insanların kendi istifadelerinedir. Cehalet nasıl ki ilmi gerçekleri ortadan kaldırmıyor, sadece cahillerin bu gerçeklerden yararlanamamasına neden oluyorsa, aynı şekilde İslam dini de böyledir. Herkes ne derse desin Allah birdir ve her şeyin yaratıcısı ve yöneticisidir.</p>
<p>İslam dini Yüce Allah&#8217;ın gönderdiği en son dindir. Ondan sonra yeni bir din gelmeyecek ve hükümleri kıyamete kadar devam edecektir. Bunun en önemli delili İslam dininin kutsal kitabı olan Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;in ilk nazil olduğu günden bugüne kadar bozulmadan gelmiş olması ve her çağda yaşayacak insanların Allah&#8217;ın insanlıktan muradının ne olduğunu öğrenebilme imkânına birinci elden sahip olabilmesidir. Ayrıca son peygamber Hz. Muhammed (sav)&#8217;in hayatı hiçbir tarihi şahsiyete nasip olmamış bir açıklık ve kesinlikle, bütün detaylarıyla bizlere kadar ulaşmış ve böylece bir peygamberin getirdiği kitapla birlikte o kitaba dair yorum ve uygulamaları da her devir insanın ulaşabileceği bir bilgi olarak muhafaza edilmiştir.</p>
<p>Bu özellikleri nedeniyle İslam evrensel bir dindir aynı zamanda. Bütün dünya milletlerine ve bütün zamanlar için gönderilmiştir. Bu özelliği de hükümlerinin yerel özellikler ve esasa dair olmayan detaylarla sınırlanmamış olmasına bağlıdır. İslam bütün insanlığın her zaman ve zeminde uygulayabileceği bir kolaylık dinidir. Aşırılıklar içermez. Getirdiği hüküm ve ilkeler hayatla çelişmediği gibi fazilet ve üstün ahlaka dair tavsiyeleri de hayatı terk etmeyi ve insan doğasına ters düşmeyi gerektirmez.</p>
<p>İnsanın Allah&#8217;ın yolunu görebilmesi, onu diğer sapkın yollardan ayırt edebilmesi ve içtenlikle ona tabi olabilmesi, her şeyden önce Yaratıcısını eşsiz, biricik tanrı olarak tanıması ve kendi üzerinde O&#8217;ndan üstün bir güç görmemesi ile mümkündür. İşte bu nedenle İslam dini tam olarak Allah&#8217;ın birliği esasına dayanır.</p>
<p><strong>Genel Olarak Mahiyeti ve İçerdiği Hükümler</strong></p>
<p>Âlemi yoktan var eden Allah, varlığın işleyişi ile ilgili kuralları da onların her birinin doğasına işlemiştir. Sadece insanı, doğasının mecbur ettiği yönlendirilişler yanında kendi seçimlerini de yapabilecek kabiliyette yaratmıştır. Biyolojik varlığının yönlendirmeleriyle ahlaki tercihleri arasında adil ve hakkaniyete dayalı bir yol tutabilmesi insanoğlunun ezeli ve ebedi sorunlarının başında gelir. Var oluşunun ilk gününden itibaren Allah&#8217;ın gönderdiği dinler, insanı, bedeni ile ruhunun isteklerini, birini ötekine feda etmeyecek dengeli bir yol tutarak karşılayabilmesi konusunda aşırılıklardan ve bunun sonucu olabilecek her türlü sapmadan koruyabilmek içindir.</p>
<p>İnsanın Allah&#8217;ın yolunu görebilmesi, onu diğer sapkın yollardan ayırt edebilmesi ve içtenlikle ona tabi olabilmesi, her şeyden önce Yaratıcısını eşsiz, biricik tanrı olarak tanıması ve kendi üzerinde O&#8217;ndan üstün bir güç görmemesi ile mümkündür. İşte bu nedenle İslam dini tam olarak Allah&#8217;ın birliği esasına dayanır. İnsanın kendi üstünde bir otorite ve sığınılacak güç olarak Allah&#8217;tan başkasını görmemesi demek olan &#8220;Tevhit&#8221; inancı İslam&#8217;ın özünü oluşturur. Bu inanç kişinin tüm benliğinde yerleşmedikçe davranışlarının (doğru bir amaç ve istikamet taşıması mümkün olamayacağından) Allah katında bir değeri yoktur. İslam&#8217;a göre din insanların icat ettiği işlerden biri olmadığı gibi peygamberlerin ilahlığı iddiası da yanlıştır. Peygamberler din koyucu değil, Allahın dinini nakil ve tebliğ eden kişilerdir.</p>
<p> Allah&#8217;a iman ve bunun etrafında oluşturulan inanç sistemi İslam dininin temelini oluşturur. Dinin ikinci unsuru olan ibadetler, Allah&#8217;a itaatin biçimsel göstergeleri sayılır. Allah inancının zihinlerde saklı kalması yeterli olmayıp bu inancın davranışlarla gösterilmesi gerekir (bu insan doğasının iki yönlü oluşunun zorunlu sonucudur). Bu davranışların nasıl olması gerektiğini, yani kendisine nasıl kulluk edileceğini Allah peygamberleri vasıtasıyla insanlara öğretmiş ve kendisine bu şekilde ibadet etmemizi emretmiştir. Dinin üçüncü unsuru olan ahlak, inanç ve ibadet yoluyla tesis edilmiş bulunan insan-tanrı ilişkisinin dünyevi planda her türlü tutum ve davranışa yansıması olarak değerlendirilir.</p>
<p>Dinin asli unsurlarından olan iman bir bakıma dinin Tanrı&#8217;yı tanıma ve bilme (marifetullah) boyutunu, ibadetler Tanrı&#8217;ya itaat boyutunu ve ahlak ise Tanrı&#8217;yı sevme (mahabbetullah) boyutunu teşkil eder. İmanın akıl ve bilgi, ibadetlerin inanç ve kanaat, ahlakın ise gönül ve duygu kaynaklı olması her birinin mahiyeti gereğidir.</p>
<p>Her şeyin başında bir müminin inanması gereken hususları belirleyen hükümlere <strong>&#8220;itikadi hükümler&#8221; </strong>denir. İnançla alakalı olmayan ve insan davranışlarının hak nazarındaki kıymetini gösteren hükümlere <strong>&#8220;ameli hükümler/şeriat&#8221;</strong> ve son olarak da inançtan doğan ve yine dönüp inancı takviye eden ve Allahın emrettiği istikameti başarmayı temin eden ahlaki alışkanlıklarla ilgili hükümlere de <strong>&#8220;ahlaki hükümler&#8221;</strong> denilmiştir.</p>
<p>İnsanı iç dünyasından kavrayan &#8220;Allah&#8217;a karşı sorumluluk duygusu&#8221;nu ve bunun sonucu olan ilahi hükümleri kabul etmeyenler toplumsal düzeni ve huzuru temin etmek için yalnızca insanın dışından gelen güçlere dayanan bir uygulamaya sığınırlar ki bu da sonuçta insanın iç dünyasındaki hukuk ve adalet duygusunu tamamen yok eder. Bu nedenle İslami hükümler Allahın hakkı, kulların hakkı ve ikisinin bir arada bulunduğu durumlar olmak üzere sınıflandırılır.</p>
<p>İslami hükümlerin içinde insan aklının ve mantığının red ve iptal edebileceği hiçbir hüküm yoktur. İnsanların icad ettiği hükümlerden en büyük farkı ise insanların aynı hükümlere zaman içinde ulaşması mümkün olsa bile bu hükümlerin beşer kalbine dini hükümler kadar nüfuz etmesinin imkânsızlığıdır.</p>
<p><strong>Fatiha Sûresi: İslam&#8217;ın Özü</strong></p>
<p>Bu sure Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;in bütün amaçlarını; getirdiği hükümleri öz olarak ihtiva etmektedir.</p>
<p>İnsan hayatını düzene koymak ve insanı her iki dünyada iyi ve güzel olana ulaştırmak Kur&#8217;an&#8217;ın en temel hedefidir. Bu hedefe ulaşmak için öncelikle bir sistem oluşturacak olan kurallara ihtiyaç vardır.  Bu ilkelerin Allah tarafından konulduğunun bilinmesi ve sonuçta insana ilahi bir karşılık olacak olan ceza ve mükâfat vaadi içermesi kuralların uygulanmasının en önemli şartlarındandır. Fatiha suresi kulluk, sorumluluk ve akıbet bilincini özet olarak ifade eden ve günlük namazların her rekatında  (bu da ortalama günde 40 kere demektir) okunarak bu bilinci canlı tutan bir suredir.</p>
<p>Bütün bu özellikleriyle İslam dininin temel ilkelerinin bir özeti olan Fatiha sûresi önce rabbimiz olan Allah&#8217;a hamd ve şükür görevimizi bize hatırlatır. Hamd ve şükür insanın mazhar olduğu ve olacağı bütün nimetlerin kaynağıdır. Allaha karşı kulluk görevlerimizin ilki ve en önemlisidir. </p>
<p>Sonra O&#8217;na nasıl ve hangi duygularla kulluk edilebileceğini gösterir. Kulluk (ibadet) daha evvel verilmiş nimetlerin bir sonucu olduğu gibi gelecekte verilecek olanlara da sebep teşkil eder. Bu da iyiliği sırf iyilik olduğu için yapacak derecede kemale ulaşamamış ortalama insanın dünyevi-uhrevi beklentiler için sadece Allaha yönelmesini temin edip kullara kulluktan kurtararak ona yine de bir seviye sağlar.</p>
<p>En son olarak da bir insanın rabbinden isteyebileceği bütün hayırları içinde toplayan bir dua ile son bulur. Dinin insanlara sağlayacağı en büyük faydanın onları Allahın nimetlerine eriştirmek olduğunu ifade ederek gösterdikleri kulluğun mükâfatlandırılacağını müjdeler.</p>
<p>Fatihanın meali:</p>
<p><em>&#8220;Rahman ve Rahim olan Allah&#8217;ın adıyla&#8230;</em></p>
<p><em>Hamd alemlerin rabbi Allah&#8217;a mahsustur. </em></p>
<p><em>Rahman ve Rahim&#8230;</em></p>
<p><em>Ödül ve ceza gününün tek hakimi&#8230;</em></p>
<p><em>(Rabbimiz!)Ancak sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz. Bizi dosdoğru yola ilet! Nimetine erdirdiklerinin yoluna; gazaba uğramışların ve sapmışların yoluna değil!&#8221;</em></p>
<p>İslam Allah inancı hususunda gerek Yahudilerin gerekse Hıristiyanların sonradan düştükleri yanlışlık ve aşırılıkları düzeltmiş, Tanrı&#8217;nın beşerileşmesini veya beşerin tanrılaşmasını reddetmiş, bu noktada Hz. Musa ve Hz. İsa&#8217;nın hakiki mesajını hatırlatarak Allah&#8217;ın bir ve benzersiz olduğunu vurgulamıştır.</p>
<p><strong>İslam Ve Diğer Dinler</strong></p>
<p>İslam dini kendinden önce gelen bütün peygamberleri ve ilahi kitapları tasdik eder. Onların zaman içinde insanlar tarafından bozulmuş olan hususlarına işaret ederek tashih eder.</p>
<p>Bugün ilahi kaynağa dayalı dinler olarak kabul edilen Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslamiyet&#8217;in temel özelliklerini ve İslam dininin diğer ikisinden farklı olduğu yönleri şu şekilde tespit etmek mümkündür:</p>
<p>İslam Allah inancı hususunda gerek Yahudilerin gerekse Hıristiyanların sonradan düştükleri yanlışlık ve aşırılıkları düzeltmiş, Tanrı&#8217;nın beşerileşmesini veya beşerin tanrılaşmasını reddetmiş, bu noktada Hz. Musa ve Hz. İsa&#8217;nın hakiki mesajını hatırlatarak Allah&#8217;ın bir ve benzersiz olduğunu vurgulamıştır.</p>
<p>Meleklerin Allah&#8217;ın oğulları ve kızları olduğu iddiasını ve beşeri şekillerdeki tasvirlerini reddederek hem Yahudi ve Hıristiyanların düştükleri yanlışı göstermiş hem de Allah&#8217;ın yüceliğini vurgulamıştır.</p>
<p>Ne Yahudiler ne de Hıristiyanlar, Allah tarafından Hz. Musa ve Hz. İsa&#8217;ya verilmiş kutsal kitapları orijinal şekilleriyle muhafaza edememişlerdir. Tevrat ve İncil zaman içinde ya kaybolmuş ve yeniden yazılmış, ya da çeşitli ilave ve eksiltmelere maruz kalmıştır. Kur&#8217;an-ı Kerim ise hem vahyedildiğinde yazıya geçirilmiş olması hem de ezberlenmek suretiyle muhafaza edilmesi yönüyle orijinal ve aslına uygun şekliyle günümüze kadar gelmiştir.</p>
<p>Yahudilik ve Hıristiyanlık sonradan tahrif edilmelerinin bir sonucu olarak peygamberlerle ilgili çeşitli iddia ve iftiralarda bulunup kendilerinden sonra gelen peygamberleri kabul etmezken İslam, hem bütün peygamberlere imanı şart koşmuş hem de onları layık oldukları güzel vasıflarla anmıştır.</p>
<p>Yahudilik dünya hayatına, Hıristiyanlık da dünyadan uzaklaşıp manevi hayata daha çok ağırlık verirken İslam her ikisi arasındaki dengeyi korumuştur. Madde-mana, dünya-ahiret dengeleri açısından en ölçülü ve kolayca yaşanabilir; çeşitli emir ve hükümlerde kolaylığı öngörmesi açısından en kolay olan din İslam&#8217;dır.</p>
<p>İslam, diğer dinlerde var olan bazı ağır dini sorumlulukları ortadan kaldırmış, insanın yaratılışına en uygun ve yaşanabilir kuralları sunmuş, böylece dini daha da ağırlaştıran ve yaşanmasını zorlaştıran din yorumcularına da önemli bir uyarıda bulunmuştur.</p>
<p>İslam dininin inanç, ibadet ve ahlakla ilgili temel prensiplerini öz olarak anlatması açısından Cibril hadisi olarak meşhur olan diyalog burada zikredilebilir. Bu diyalogda geçtiğine göre vahiy meleği Cibril, bir gün dini öğretmek üzere Hz. Muhammed (sav)&#8217;e gelmiş, ona iman, İslam ve ihsanın ne demek olduğunu sormuş ve bunları yine kendisi cevaplamıştır. Cibril imanı Allah&#8217;a, ahiret gününe, peygamberlere, meleklere, kitaplara ve kadere inanmak olarak; islam&#8217;ı şirk koşmaksızın sadece Allah&#8217;a ibadet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, zekat vermek ve haccetmek olarak; ihsanı da Tanrı&#8217;yı görüyormuşçasına ibadet etmek olarak açıklamıştır (Buhari, &#8220;İman&#8221;. 1)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hzali.net/islam/islam-nedir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cengiz Han bir Aleviydi</title>
		<link>http://www.hzali.net/alevilik/cengiz-han-bir-aleviydi.html</link>
		<comments>http://www.hzali.net/alevilik/cengiz-han-bir-aleviydi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Jul 2009 22:13:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[12 imam deyişleri sözleri]]></category>
		<category><![CDATA[12 imamlar ile ilgili özlü sözler]]></category>
		<category><![CDATA[12 imamlarla ilgili mersiyeler]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet yesevi h.z]]></category>
		<category><![CDATA[alevi]]></category>
		<category><![CDATA[alevi cem evi ışık sönme]]></category>
		<category><![CDATA[alevi deyiş mersiye sözleri]]></category>
		<category><![CDATA[alevi deyiş sözleri]]></category>
		<category><![CDATA[alevi deyişler sözleri]]></category>
		<category><![CDATA[alevi mersiye sözleri]]></category>
		<category><![CDATA[alevi sözleri]]></category>
		<category><![CDATA[alevi-mersiye nedir]]></category>
		<category><![CDATA[aleviler neden namaz kılmazlar]]></category>
		<category><![CDATA[aleviler neden namaz kılmıyor]]></category>
		<category><![CDATA[alevilerde mum söndü nedir]]></category>
		<category><![CDATA[alevilik ve bektaşilikte müzikli ayin]]></category>
		<category><![CDATA[ali cengizhan hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[anlam ifade eden alevi müzikleri ve vdeolar]]></category>
		<category><![CDATA[cem ile ilgili mersiyeler]]></category>
		<category><![CDATA[cem mersiye]]></category>
		<category><![CDATA[cengiz han]]></category>
		<category><![CDATA[CENGİZ HAN ALEVİLİK]]></category>
		<category><![CDATA[cengiz han katliam]]></category>
		<category><![CDATA[cengiz han katliamları]]></category>
		<category><![CDATA[cengiz han ve katliamlar]]></category>
		<category><![CDATA[cengiz handan özlü sözler]]></category>
		<category><![CDATA[cengiz hanın lafları]]></category>
		<category><![CDATA[cengizhan dan özlü sözler]]></category>
		<category><![CDATA[cengizhan deyisler]]></category>
		<category><![CDATA[cengizhan hz. muhammet]]></category>
		<category><![CDATA[cengizhan katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[cengizhan özlü sözleri]]></category>
		<category><![CDATA[chengiz khan dini nedir]]></category>
		<category><![CDATA[deyiş mersiye sözleri]]></category>
		<category><![CDATA[dimitri kandemir üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[dr cemal özçelik]]></category>
		<category><![CDATA[dr.zerrin özçelik]]></category>
		<category><![CDATA[ehl-i beyt]]></category>
		<category><![CDATA[ehlibeyt]]></category>
		<category><![CDATA[güzel alevi deyiş sözleri]]></category>
		<category><![CDATA[h z muhammed ve h z ali ile ilgili deyişler nefesler]]></category>
		<category><![CDATA[h.z.hüseyinin oğlu zeynelabidin]]></category>
		<category><![CDATA[haksızlık hz hüseyin in sözleri]]></category>
		<category><![CDATA[Halep Alevileri]]></category>
		<category><![CDATA[hazreti hüseyin sözleri deyisler]]></category>
		<category><![CDATA[hüseyinle ilgil sözler]]></category>
		<category><![CDATA[HÜSEYİNLE İLGİLİ GÜZEL SÖZLER]]></category>
		<category><![CDATA[hüseyinle ilgili mersiyeler]]></category>
		<category><![CDATA[hüseyinle ilgili sözler]]></category>
		<category><![CDATA[huseyınle ilgili yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[hz ali deyiş müzik]]></category>
		<category><![CDATA[hz ali deyiş sözleri]]></category>
		<category><![CDATA[hz ali siirleri]]></category>
		<category><![CDATA[hz alinin bilinmeyen deyişler nefesler]]></category>
		<category><![CDATA[hz alinin sozleri muzik esliginde]]></category>
		<category><![CDATA[hz huseyine agitlar]]></category>
		<category><![CDATA[hz hüseyinle ilgili sözler]]></category>
		<category><![CDATA[hz hüseyn sözleri]]></category>
		<category><![CDATA[HZ IMAMLAR mersiyeler]]></category>
		<category><![CDATA[hz muhammet ölmeden kime vasiyet edecekti]]></category>
		<category><![CDATA[hz. ali muhammad deyis sözleri]]></category>
		<category><![CDATA[hz.Hüseyin]]></category>
		<category><![CDATA[HZ.HUSEYİNİN AĞİDI]]></category>
		<category><![CDATA[hz.hüseyinin haksızlık üzerine sözleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hz.Zeynel Abidin]]></category>
		<category><![CDATA[hzali.net]]></category>
		<category><![CDATA[imam ali ve hz fatıma nın hayatı ve deyişler nefesler]]></category>
		<category><![CDATA[imam hüseyin agit söz]]></category>
		<category><![CDATA[imam huseyin alevi deyiş sözleri]]></category>
		<category><![CDATA[imam hüseyinle ilgili güzel sözler]]></category>
		<category><![CDATA[kalbin donusleri vardir hz ali]]></category>
		<category><![CDATA[katliam hz.ali]]></category>
		<category><![CDATA[kerbela deyişleri sözleri]]></category>
		<category><![CDATA[kerbela mersiyeler sözleri]]></category>
		<category><![CDATA[kul seyit deyişleri nefesleri]]></category>
		<category><![CDATA[mersiye sözleri]]></category>
		<category><![CDATA[mersiye ssözleri]]></category>
		<category><![CDATA[mersiyelerin sozleri]]></category>
		<category><![CDATA[oniki imamlarla ilgili deyişler]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlica-hz-ali]]></category>
		<category><![CDATA[ricalül gayb]]></category>
		<category><![CDATA[şiilerin hz hüseyne ağıt]]></category>
		<category><![CDATA[site:www.hzali.net]]></category>
		<category><![CDATA[sünni tanrı inancı]]></category>
		<category><![CDATA[www.hzali]]></category>
		<category><![CDATA[www.hzali.com]]></category>
		<category><![CDATA[yazıcıoğlu hazretleri mersiye]]></category>
		<category><![CDATA[yesevi hz sözleri]]></category>
		<category><![CDATA[Zeynel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hzali.net/?p=165</guid>
		<description><![CDATA[Cengiz Han’ın soyunun, Hz. Hüseyin’in oğlu Hz. Zeynel Abidin’e dayandığı ve bu sülaleye (Ehlibeyt Nesli) özel bir ilgi ve saygı gösterilmesi söz konusudur. Cengizliler’in önemli özelliklerinden biri, bütün dinlere ve inançlara eşit ve hoşgörüyle bakmalarıydı. Bugünkü anlamda tam laik bir anlayışa sahiplerdi. Bunun yanında, eski çağlardan beri, Tek Tanrı inancını bütün motifleriyle muhafaza ediyor, bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Cengiz Han’ın soyunun, Hz. Hüseyin’in oğlu Hz. Zeynel Abidin’e dayandığı ve bu sülaleye (Ehlibeyt Nesli) özel bir ilgi ve saygı gösterilmesi söz konusudur.</strong></p>
<p>Cengizliler’in önemli özelliklerinden biri, bütün dinlere ve inançlara eşit ve hoşgörüyle bakmalarıydı. Bugünkü anlamda tam laik bir anlayışa sahiplerdi. Bunun yanında, eski çağlardan beri, Tek Tanrı inancını bütün motifleriyle muhafaza ediyor, bu inançlara bağlılık ve büyük hassasiyet gösteriyorlardı. Cengiz’in oğlu Ögeday (Oktay), savaşlarda insanları kılıçtan geçirdiği iddiasıyla, kendisini katillikle suçlayan Papa’ya, gönderdiği mektupta: “Ben adam öldüremem. Kimim ki? İnsanı ancak ALLAH öldürebilir” diyor, olayları Tanrı’nın takdiri olarak ifade ediyordu.</p>
<p>Timurlular bölümünde geniş şekliyle ele aldığımız bir konuda, konumuz açısından büyük bir önem taşır. Cengizliler hareketinin batıya yöneldiği zamanlarda, aralarında rivayet edilen Moğal ananesinde, Cengiz Han’ın soyunun, Hz. Hüseyin’in oğlu Hz. Zeynel Abidin’e dayandığı ve bu sülaleye (Ehlibeyt Nesli) özel bir ilgi ve saygı gösterilmesi söz konusudur.</p>
<p><strong><span id="more-165"></span><br />
Bu inancın taşındığını ifade eden bilgiler ve menkıbevi anlatımlar kaydedilmiştir.</strong></p>
<p>İslami anlatımlarda, Hz. Ali ve neslinden bazılarına atfedilen bir rivayet Cengiz Han içinde anlatılır; Moğolların en eski kültürel inançlarında da bulunduğu söylenilen rivayet “müstakbel cihan fatihinin avucunda bir kan pıhtısı olduğu halde doğmak motifi, Anadolu’da Hz. Ali menkıbelerinde rastlandığı gibi, bir çok yerde anlatılan halk masallarının kahramanlarına yakıştırılır.</p>
<p>Cengizliler’in , Horasan , İran ve Anadolu’da Ehlibeyt nesline karşı özel bir ilgi ve hürmet gösterdikleri malumdur.</p>
<p>Cengiz Han, Özbekistan&#8217;daki o zaman Alevilerin (Ehlibeyt soyu) yerleştiği, “Seyyidler Şehri” Tirmiz’i aldığnda, şehri kılıçtan geçirmesine rağmen seyyidlere dokunmamıştır. Bütün şehir binalarını yıktığı halde, “Seyyidler’e ait” Ulu Cami’ye saygı göstermiş ve yalnız bu camiyi yıkmamıştır.</p>
<p>Cengiz Han zamanı (1220), Sabutay, Meşhed’e geldiğinde Meşhed etrafında büyük bir katliam ve tahribat olmuş, fakat Ali evladından (8. İmam) İmam Rıza’nın türbesine hiç dokunmamışlardır.</p>
<p>15. asırda Tirmiz’deki bu seyyidlerle, Cengiz soyundan gelen Timur ahfadi arasında da iyi ilişkiler olduğu bilinmektedir.</p>
<p>En önemlisi, bu konunun dünyaca ünlü “Cengiz Yasası”nda yer almış olmasıdır.</p>
<p>Dr. Erenjen Kora-Davan’ın, “Bir komutan olarak Cengiz Han ve Mirası” (12-14. yüzyıllarda Moğol İmparatorluğu’nun durumuna ilişkin tarihi kültürel inceleme) adlı eserinde de, Cengiz Han’ın imparator ilan edilişi ve imparatorluk teşkilatı adlı 6. bölümde ve aynı bölümün büyük yasa adlı ekinde; meşhur Cengiz Han yasasına ait bilgiler yer almış ve kaynaklarda korunmuş olan, Birlik ve Yasa başlıklı iki bölümden oluşan Yasa maddelerinin tümü bu bölümde verilmiştir.</p>
<p>Anılan eserde Cengiz Yasası’nın 10. maddesi aynen şöyledir:</p>
<p>“Madde 10: Ali Bek Talip Oğulları’ndan olan hiç kimse vergi ve haraca tabi tutulmayacaktır; keza dervişlerden, Al Kuran hafızlardan, fakihlerden, tabiplerden, ilim erbabından, münzevi hayat yaşayan ve kendini dualara vermiş ilim erbabından, müezzinlerden ve ölüleri yıkayanlardan vergi ve haraç alınmayacaktır.”</p>
<p>Ali Bek açıkça anlaşıldığı gibi, Hz. Ali’dir. Türkçe ifade edilen, “Ali Bek Talip oğlu” adının Arapça karşılığı “Hz. Ali bin Ebu Talip”dir. 13. yüzyıla ait bu yasanın insan şahsiyeti, inançları ve insan hakları açısından 21. yüzyıla, belki de ötesine hitap edebilecek yüksek bir anlayışı ifade eden, 11. ve 17. maddeleride aynen şöyledir:</p>
<p>Madde 11: Tüm dinlere (herhangi birine üstünlük tanımaksızın) eşit derecede saygı gösterilecektir. Bu Tanrı’nın hoşuna gider.</p>
<p>Madde 17: Herhangi bir mezhebe diğeri karşısında üstünlük tanımak, keza diğer kişilere hitap ederken (yüceltici) fahri ünvanlar kullanmak yasaklanmıştır; sultana ve diğer kişilere hitap edilirken, sadece adı kullanılacaktır.</p>
<p>Cengiz Han’ın Türkistan Türkleri tarafından kutsallaştırılmasına bir örnek de , Devlet Şah’ın naklettiği menkıbevi bir olaydır. Harezmşah Sultan Muhammed’in, Cengiz Han’la yaptığı savaşlarda her mağlup olması yüzünden, büyük oğlu Celaleddin babası Sultan’a şöyle bir soru yöneltir:</p>
<p>-“Sizin kahramanlığınız ve siyasetiniz alemce malumdur. Yirmi sene istediğiniz gibi bağımsız olarak İran’da hüküm sürdünüz. Şimdi de şu bir avuç dinsizden kaçıyorsun Müslümanlar’ı kafirlerin elinde rüsva ve perişan ediyorsun.”</p>
<p>Bu soru üzerine Sultan Muhammed’de şu cevabı verir:</p>
<p>-Ey oğul! Benim duyduğum şeyleri sen duymuyorsun.</p>
<p>Celalüddin bu nasıl söz dedi, Sultan devam etti;</p>
<p>- Muharebe saflarına yaklaştığım her zaman, bütün Ricalül-gayb’ın ban, “ Ey kafirler, fisku ficur çıkaranları öldürünüz.” Dediklerini duyuyorum. Gayri ihtiyari olarak bir korku, bir dehşet beni istila ediyor. Evlad, eğer beni bu konuda mazur görürsen yeridir. Din büyüklerinden ilahi sır keşfedenlerden (Eshab-ı kef) Cengiz Han’ın askerlerinin önünde Resulullah’ın ve Hızır Aleyhisselam’ın bulunduğu ve onlara rehberlik etmiş oldukları nakledilmiştir.</p>
<p>KAYNAKLAR:</p>
<p>Kızılbaş Türkler, Nihat Çetinkaya<br />
982- Kandemir Dimitri, a.g.e c.1, s. 36</p>
<p>783- Bartold, W., Cengiz Han Mad, İslam Ans, c.3, s.91</p>
<p>784- Hoca Ahmet Yesevi, Divan-ı Hikmet, Haz. ,Dr.Hayati Bice, Türkiye Diyanet Vakfı yay. ANKARA 1993, s.212</p>
<p>785- Esin,E, a.g.e, s.124</p>
<p>786- Esin,E, a.g.e, s.124</p>
<p>787- Togan, Ord. Prof. Dr. A. Zeki Velidi, Oğuz Destanı, Enderun Yay, 2. Bas., İstanbul 1982, s. 108-109</p>
<p>788- Günaltay, Yakın Şark 4. Bölüm, 2. Baskı, Türk Tarih Kurumu Yay, Ankara 1987 s.630</p>
<p>789 Günaltay, İran Tarihi, c.1, Türk Tarih Kurum Yay, Ankara 1948 s.119</p>
<p>790- Togan, Ord. Prof. Dr. A. Zeki Velidi, “Oğuz Destanı” s. 78</p>
<p>791- Togan, Umumi Türk Tarihine Giriş, s. 70</p>
<p>792- Togan, “Oğuz Destanı”, s. 84</p>
<p>793- Togan, Ord. Prof. Dr. A. Zeki Velidi, Moğollar, Çingiz ve Türkler, İstanbul 1941 s.27</p>
<p>794- Togan, a.g.e, s.7</p>
<p>795- Barthold, w. Cengiz Han mad. İslam Ans. , c.3, s.91</p>
<p>796- Roemer, R. Hans, Timurlular mad. İslam Ans. C.12/1 s.3</p>
<p>797- Mirorsky, V., Tüs, Mad, İslam Ans, c.12/2, s.127</p>
<p>798- Khora-Dovan, Dr. Erenjen, Çingis Khan kek Polkovodets ve Yega Nasiedie, Kulturno İstoriçeskiy Oçerk Mongolsky İmperii 12-14. vekov Almatı, KRAMDS Ahmet Yesevi Yayınevi, 1992, s.184-185 Birinci baskısı 1929’da Belgrad’ da yapılmıştır. Kitap’ta 13 bölüm ve 4 ek vardır. (Anılan eserden ilgili bölümü, çalışmamız için, Rusça’dan Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Türkolog Arif Dedeoğlu çevirdi.)</p>
<p>Cemal Canpolat</p>
<p><!-- / message --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hzali.net/alevilik/cengiz-han-bir-aleviydi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz.Ali&#039;den Öz Deyişler(*)</title>
		<link>http://www.hzali.net/hz-ali/hz-aliden-oz-deyisler.html</link>
		<comments>http://www.hzali.net/hz-ali/hz-aliden-oz-deyisler.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Jul 2009 12:24:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz Ali]]></category>
		<category><![CDATA[aleviler]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[HZ.Ali\'nin özdeyişleri]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[özdeyişler]]></category>
		<category><![CDATA[sünnet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hzali.net/?p=150</guid>
		<description><![CDATA[1. Acelenin meyvesi yanlışlıktır. 2. Aç kalmak, alçalmaktan hayırlıdır. 3. Açık kalpli, mert düşman, içinden pazarlıklı dosttan iyidir. 4. Adalet için en büyük talihsizlik, devleti idare edenin zalimliğidir. 5. Adalet, halkın dirliği ve düzeni, idarecilerin ise süsü ve güzelliğidir. 6. Adalet ve eşitliği gözetme, siyasetlerin en iyisidir. 7. Adil ol, kudretin sürekli olsun. 8. Adilane davranış siyasetlerin (yönetimlerin) en iyisidir. 9. Affedilmeyecek günah, insanların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: x-small; font-family: verdana,geneva;">1. Acelenin meyvesi yanlışlıktır.<br />
2. Aç kalmak, alçalmaktan hayırlıdır.<br />
3. Açık kalpli, mert düşman, içinden pazarlıklı dosttan iyidir.<br />
4. Adalet için en büyük talihsizlik, devleti idare edenin zalimliğidir.<br />
5. Adalet, halkın dirliği ve düzeni, idarecilerin ise süsü ve güzelliğidir.<br />
6. Adalet ve eşitliği gözetme, siyasetlerin en iyisidir.<br />
7. Adil ol, kudretin sürekli olsun.<br />
8. Adilane davranış siyasetlerin (yönetimlerin) en iyisidir.<br />
9. Affedilmeyecek günah, insanların bir birlerine olan zulmüdür.<br />
10. Affetmekten utanmayın. Cezalandırmada acele etmeyin. Emriniz altında bulunanların hataları karşısında hemen öfkelenip kendinizi kaybetmeyiniz.<br />
11. Ahdini bozmak Allah’ı ve halkı gazaplandırır.<br />
12. Ahmak, her lafın başında yemin eder.<br />
13. Akıl, gurbette yakın bulmaktır; ahmaklık vatanda gurbete düşmektir.<br />
14. Akıl gibi mal, iyi huy gibi dost, edep gibi miras, ilim gibi şeref olmaz.<br />
15. Akıl gibi zenginlik cehalet gibi yoksulluk yoktur. Edebe uymak bir kazanç, danışmak bir güçtür.<br />
16. Akıllı bir insan fakir olabilir. Fakat o hiç kimsenin sadakasına muhtaç değildir.<br />
17. Akıllı kişi, tecrübelerden ibret alan kimsedir.<br />
18. Akıllı olan kemal, cahil olan mal ister.</span></p>
<p><span style="font-size: x-small; font-family: verdana,geneva;"><span id="more-150"></span></span></p>
<p><span style="font-size: x-small; font-family: verdana,geneva;">19. Akıllı, düşmanınsa bile danış, bilgisiz dostun fikrini geç.<br />
20. Akıllı insan edeple öğüt alır. Dayaktan başka bir şeyle terbiye edilemiyenler hayvanlardır.<br />
21. Akıllı, insanların en mutlusudur.<br />
22. Akıllının dili kalbindedir, ahmağın dili ise ağzındadır.<br />
23. Akıllının tahmini, cahilin kesin bilmesinden daha doğrudur.<br />
24. Akıllı insanlar az konuşur. Çok söyleyenler, yalnız ahmaktırlar.<br />
25. Akil kişi, kemâl taleb eder.<br />
26. Akraba düşmanlığı, akrep sokmasından beterdir.<br />
27. Alçak gönüllülük, ilimin meyvesidir.<br />
28. Alçak gönüllülük, en büyük şereftir.<br />
29. Aleyhine kesin delil olmayan kişiyi mazur tutun; o kişi benim.<br />
30. Alışkanlık, insana musallat olur ve onu kontrolu altına alır.<br />
31. Alışkanlık insanın ikinci tabiatı gibidir.<br />
32. Amellerin en zoru üçtür. Bunlar; nefsin hakkını verebilmek, her halde Allah’u Teâlâ’yı hatırlayabilmek, kardeşine bol bol ikramda bulunabilmektir.<br />
33. Amelsiz sevâb dileyen, yaysız ok atmaya kalkan kişiye benzer.<br />
34. Aptallığın en büyüğü medh ve zemde ifrada kaçmaktır.<br />
35. Allah dostları o kişilerdir ki, insanlar dünyanın görünüşüne baktıkları zaman, onlar dünyanın iç yüzünü görürler.<br />
36. Allah katında insanların en kötüsü, hayatında midesini ve şehvet güdüsünü doyurmaktan başka hedefi olmayan kismedir.<br />
37. Allah seni özgür yaratmışken, başkasının kölesi olma.<br />
38. Allah’ın hışmından kurtulmuş olan, bir tek zâlim yoktur.<br />
39. Allah’ü Teâlâya yemin ederim ki, beni yalnız mü’min sever ve bana yalnız münafık buğzeder.<br />
40. Arkadaşın hayırlısı, sana doğru yolda iyi delil olandır.<br />
41. Asıl yetimler, anadan ve babadan yoksun olanlar değil, akıldan yoksun olanlardır.<br />
42. Aslını inkar eden haramzadedir.<br />
43. Aş verirsen doyur.<br />
44. Aşağılık insanlarla yakınlaşmaktan kaçın, onlar ki yapmacık sevgilerini gösterip içlerinde kötülüğü sakladılar. Onları hoşnut tuttuğun sürece sana sevgi duyarlar verili olmaktan geri kalırsan sana zehirlerini akıtırlar.<br />
45. Aşırılık gösterme sevgide. Çünkü insan ne zaman o sevgiden hoşnut kalmayacağınızı bilemez. Hoşnutsuzluk duyar da insana nefret duyarsan, nefretinde de aşırılık olmasın. Nefretinden ne zaman döneceğini bilemezsin.<br />
46. Atamalarda araştırma yapmayı ihmal etmeyiniz.<br />
47. Ayıbın en büyüğü, ona benzer bir ayıp sende de varken, başkasını ayıplamandır. 48. Ayılması çok güc olan zenginlik sarhoşluğunda Allah”a sığınınız.<br />
49. Aynı Anadan babadan doğanlar, senin miras kardeşlerin, uzak yerlerden gelen, huyu suyu sana benziyenler ise senin öz kardeşlerin sayılırlar.<br />
50. Az ilmi olup da onunla amel eden, çok ilmi olup da amel etmeyenden hayırlıdır.<br />
51. Az ibadet edip çok çalışmak, çok ibadet edip az çalışmaktan üstündür.<br />
52. Az yemek yemek sağlıktır.<br />
53. Azarlamada aşırılık inat ateşini alevlendirir.<br />
54. Azim ve sebat, insanların en büyük yardımcısıdır.<br />
55. Azgınlığın sonu ya rezil veyahut yok olmaktır.<br />
56. Azla yetinen kimse zengindir.<br />
57. Babana saygılı ol ki, oğlun da sana saygılı olsun.<br />
58. Babana riyet edersen, sende oğlundan hürmet ve riayet bekleyebilirsin.<br />
59. Bağışlamak, büyüklüğün şanındandır.<br />
60. Bâtıla yardım eden, Hak’ka zûlmeder.<br />
61. Başa kakmak suretiyle iyiliğini boşa giderme.<br />
62. Başkalarına kulluk etme; Allah seni hür yaratmıştır.<br />
63. Başkalarını çekiştireni, ister Hakk üzere olsun, ister batıl yalanlayınız.<br />
64. Başkalarını ıslah etmek istiyor isen önce kendini ıslah etmelisin. Kendin fasid olduğun halde başkalarını ıslah etmeye kalkışman en büyük ayıplardandır.<br />
65. Başkalarının felaketinden hisse kapanlar, geçmiş musîbetlerden ders alanlar, cidden bahtiyar insanlardır.<br />
66. Başkalarının iyi hareketlerini takdire çalışınız. Derhal dostlarınızın çoğaldığını göreceksiniz.<br />
67. Başkasında gördüğün fena bir huyu hemen nefsinde ara ve ondan kaçın.<br />
68. Beceremeyeceğin bir iş için söz verme.<br />
69. Ben Cehennem’in taksimcisiyim, Kıyamet Günü’nde Cehennem’e bu senin, bu da benim diyeceğim.<br />
70. Ben konuşan Kur’anım.<br />
71. Ben mü’minlerin emîriyim; onların en yoksulunun geçindiği gibi geçinmek zorundayım.<br />
72. Benim 3 türlü Dostum vardır. Benim Dostlarım, Dostlarımın Dostları ve Düşmanlarımın düşmanı.<br />
73. Benim izzet ve ikramım yemin ederim ki atalardan mirastır ve onlar benden önceliklidir.<br />
74. Bencillik kimde olursa, helak olur.<br />
75. Bedenin orucu, irâde ve ihtiyarla azaptan korkup sevâba girmeyi, ecre nâil olmayı dileyerek yemekten kesilmektir. Nefsin orucu, 5 duyuyu öbür suçlardan çekmek, kalbi de bütün şer sebeplerinden ayırmaktır. Kalbin orucu, dil orucundan; dilin orucu, karnın orucundan hayırlıdır.<br />
76. Bırak bu içindeki ikililiği atıl ateşe, sönmeye yüz tutsa da onu alevlendir.<br />
77. Bildiği halde susmak, bilmediği halde konuşmak kadar çirkindir.<br />
78. Bilge insan çalışmasına, bilgisiz de boş hayallerine güvenir.<br />
79. Bilgi gibi hazine olamaz.<br />
80. Bilgi, tükenmeyen bir hazinedir; akıl eskimeyen, yıpranmayan bir elbisedir.<br />
81. Bilgin bir söz ehli olamıyorsan, hiç olmazsa dikkatli bir dinleyici ol.<br />
82. Bilgin kişinin rütbesi rütbelerin en üstünüdür.<br />
83. Bilgin ölü olsa bile diridir. Cahil ise diri olsa bile ölüdür.<br />
84. Bilgin ölse de yaşar; cahil ise yaşarken de ölüdür.<br />
85. Bilginlerin toplantısı mutluluk getirir.<br />
86. Bilgisiz, bilmediğini sormaktan utanmasın. Alim, içinden çıkamayacağı bir meselede en iyisini Allah’u Teâlâ bilir’ demekten sakınmasın.<br />
87. Bilgisiz kişiyi bir işte, bir düşüncede ya pek ileri gitmiş görürsün, ya da pek geri kalmış.<br />
88. Bilgiyi ehli olmayana veren, o bilgiye zulmetmiştir.<br />
89. Bilgiyle dirilen ölmez.<br />
90. Bilmediğiniz sözü söylemeyin, çünkü gerçeğin çoğu, inkâr ettiğiniz şeylerdir.<br />
91. Bilmediğin şey hakkında konuşmayı ve üzerine düşmediği halde söz söylemeyi terk et.<br />
92. Bilmiyorum demeyi bırakan kişi, öleceği yerden yaralanır, gider.<br />
93. Bin defa mazlum olsan da bir defa zalim olma.<br />
94. Bin kere mazlum olmak, bir kere zalim olmaktan iyidir.<br />
95. Bin kapıdan, yüz bin kaleden içeri girebilirsin de küçücük bir gönülden içeri giremezsin.<br />
96. Babanın, çocuğu için bıraktığı en iyi miras onu güzel edeble yetiştirmesidir.<br />
97. Bir devletin başı, sahip olduğu iktidardan; bilgin, ilimden; iyilik sever, yaptığı iyiliklerden; ihtiyar da yaşından ötürü saygı görür.<br />
98. Bir devletin çökmesi şu dört sebebe bakar: Esas prensiplerinden ayrılma, ikinci planda olan şeylere önem verme, aşağılık kimselerin ön safa geçmesi ve erdemli kişilerin arka plana atılması.<br />
99. Bir gerceği savunurken, ona önce kendimiz inanmalıyız sonrada başkalarını inandirmaya çalışmalıyız.<br />
100. Bir hikmet ve hakikatı bulmak, müminler için büyük bir ganimettir.<br />
101. Bir insana başkaları yanında verilen öğüt, öğüt değil, hakarettir.<br />
102. Bir insanda güzel bir huy varsa o huya benzer başka huylarını da bekleyin.<br />
103. Bir işi yapmadan önce tedbir almak, insanı pişmanlıktan kurtarır.<br />
104. Bir sanat eserini yıkmak, cinayetlerin en büyüğüdür.<br />
105. Bir hakikatı müdafaa ederken, ona evvelâ kendimiz inanmalıyız. Sonra da, başkalarını inandırmaya çalışmalıyız.<br />
106. Bir hata işlediğiniz vakit, onu itiraftan çekinmeyiniz. Eğer böyle yaparsanız, o hatayı görmüş olanların, aleyhinize verecekleri hükmün önüne geçersiniz.<br />
107. Birisini övmede aşırı gitmeyin ve abartmayın.<br />
108. Bir kişiyi lâyığından fazla övmek riyâdır, dalkavukluktur; lâyığından az övmek ise ya dilsizlikten ileri gelir, ya hasedden.<br />
109. Biri sana sırtını çevirirse üzülme, böylece dostunla düşmanını ayırt etmiş olursun.<br />
110. Birinin aleyhinde söylenen sözü dinleyen, o sözü söyleyen gibidir.<br />
111. Birbirine aykırı olarak çağrılan iki yoldan biri mutlaka yanlıştır.<br />
112. Birisinin suçunu bağışladıktan sonra pişman olma, Cezalandırdığın zamanda sevinme.<br />
113. Borçların çokluğu, doğru adamı yalancı, şerefli adamı da yemininden dönek yapar.<br />
114. Boş vakitlerini okumakla değerlendiren kimse, fikir rahatlığını kaybetmez.<br />
115. Bütün insanlar Allahın kuludur. Lakin hiç bir kimse, diğer bir kimsenen kulu değildir.<br />
116. Bütün varımızı sunarız sadece, ekmek ve sirke olsa da.<br />
117. Büyük günahların kefareti, zulme düşünlere yardım etmek, acze düşünleri ferahlandırmaktır.<br />
118. Büyüklere karşı saygılı olun ki çocuklar da size karşı saygılı olsunlar.<br />
119. Cahil dosttan ziyade akıllı düşmanına güven.<br />
120. Cahil ile sakın Latife (şaka) etme. Dili zehirli olduğundan gönlünü yaralar.<br />
121. Cahil, ne kendi eksiğini görür, ne de öğütlere kulak asar.<br />
122. Cahilden uzak kalmak, akıllıya yaklaşmakla eşittir.<br />
123. Cahiller çoğalınca bilginler garip olurlar.<br />
124. Can gözü kör olunca, gözle görüşün bir yararı yoktur.<br />
125. Cehaleti ilimle geri çevirin.<br />
126. Cehalet ve gaflet alimin kalbinde olmaz. Fakat alimler, zengin cahillerin karşısında, ancak ilim sayesinde yükselirler.<br />
127. Cenabı Hak, Kibir edenleri bayağı ve aşağılık kılar.<br />
128. Cimri zengin, cömert yoksuldan daha yoksuldur.<br />
129. Cimri, her zaman aşağılıktır, kıskanç olan her zaman işkencededir.<br />
130. Cimrinin dostu bulunmaz.<br />
131.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hzali.net/hz-ali/hz-aliden-oz-deyisler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&quot;Hak, Muhammed, Ali üçlemesi&quot;</title>
		<link>http://www.hzali.net/alevilik/hak-muhammed-ali-uclemesi.html</link>
		<comments>http://www.hzali.net/alevilik/hak-muhammed-ali-uclemesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Jun 2009 14:19:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[alevi]]></category>
		<category><![CDATA[alevi inancı]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[hak]]></category>
		<category><![CDATA[Hz Ali]]></category>
		<category><![CDATA[hz.hizir]]></category>
		<category><![CDATA[hz.muhhamed]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hzali.net/?p=98</guid>
		<description><![CDATA[Medet Allah, ya Muhammed, ya Ali, Dertliyim derdime dermana geldim, Bunlardan kurtaran Bektaş Veli Dertliyim derdime dermana geldim.   Keşkülün içinde bir tane üzüm, Bunu bize bağışla ey iki gözüm, Muhammed der bana bir engür ezin, Allah medet, ya Muhammed, ya Ali.         Alevi yol ve yolağın temsilcisi olan dedeler, babalar, mürşid ve ocakzadeler, ortaya atılan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<blockquote>
<blockquote>
<blockquote>
<p style="text-align: left;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Medet Allah, ya Muhammed, ya Ali,</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Dertliyim derdime dermana geldim, </span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Bunlardan kurtaran Bektaş Veli </span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Dertliyim derdime dermana geldim.</span></p>
<p style="text-align: left;"> </p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Keşkülün içinde bir tane üzüm, </span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Bunu bize bağışla ey iki gözüm, </span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Muhammed der bana bir engür ezin, </span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Allah medet, ya Muhammed, ya Ali. </span></p>
<p style="text-align: left;"><span id="more-98"></span></p>
</blockquote>
</blockquote>
</blockquote>
</blockquote>
<p align="left"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">        Alevi yol ve yolağın temsilcisi olan dedeler, babalar, mürşid ve ocakzadeler, ortaya atılan bir fikri geniş bir hoşgörü ortamında edep ve erkana uygun bir hal içerisinde tartışıp, akılcı ve doğru çözümler üretmişlerdir. Anadolu Kızılbaş Alevileri’nin inanç anlayışında, Tanrı kavramı (hakk) insanda görülen bir varlığa dönüşüyor. Tanrısal görüşün en olgun örneği Hz. Ali’nin nesnel varlığıdır. Ali en olgun ve en yetkin insandır. Kamil ve erdemliliğin bütün meziyetlerine haiz olan Ali, Aleviler’in ibadet ve inancının mihenk taşı olmuştur. Tanrısal görünüşün onda belirmesi bu insan üstü yetkinlik ve özellikleri nedeniyledir. ‹nsan ve sevgi kavramı üzerine kurulan Alevi inanç ve yaşam biçiminde, sevginin üç aşaması vardır; „‹nsanın olgunlaşması“, „Tanrıya varmak“, „Varık birliğine ulaşmak“. </span></p>
<p align="left"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">            Bu aşamalara insan denilen varlığı ulaştıran yegane olgu sevgidir. Sevgi denilen o yüce değerin sağladığı başarılardır. inancımızda sevgiye „aşk“, sevene „Aşık“ denir. Sevginin doğduğu pınar gönüldür. Gönül Tanrı’nın evidir. Bu evde üç kişi vardır; „Hak, Muhammed, Ali“. Anadolu Alevileri, sevdikleri ve kendisine meftun oldukları kişileri bu üçlemenin şahsında görürler. Bu deyimler pirleri, mürşidleri için veya o makama layık gördükleri şahıslar için kullanırlar; Hz. Hüseyin, Bozatlı Hızır, Pir, Hünkar, 7 Ulular gibi. Anadou Alevileri, gerek Hz. Ali’ye, gerek Hz. Muhammed’e, „Hazreti Pir“ de derler. „Eri, erden seçen kördür“ düsturundan hareketle erleri aynı nazarda görürler. Alevi ozanları bu inanç uluları; Ehl-i Beyd ve 12 ‹mam’a duyulan bu müşterek sevgiyi, yüzlerce yıldır bir meşe seli gibi coşkuyla söyleye gelmiştir. Yaşadıkları coğrafyada kahır görenler bizim gönül bahçemizde muhabbet suyu verilerek aşk ile beslenip büyütülmüşlerdir. Onlara içten, bir yanardağ volkanı gibi hitab edilmiştir. </span></p>
<blockquote>
<blockquote>
<blockquote>
<blockquote><p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Mürvet kanisin, şefaat eyle, </span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Dünya, ahirette selamet eyle, </span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Kesme himmetini, inayet eyle, </span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Medet Allah, ya Muhammed, ya Ali. </span></p></blockquote>
</blockquote>
</blockquote>
</blockquote>
<p align="left"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">         Anadoludaki bu yüce inancın Alevi Kızılbaş dervişleri, ikrar verip sevdikleri, gönülden bağlandıkları, ocakzadelerine ve pirlerine daha adem zuhur etmeden göndermeler yaparlar; </span></p>
<blockquote>
<blockquote>
<blockquote>
<blockquote><p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Kandilde nur iken sevmişim seni, </span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Güzel Pirim, Sultan Pirim, Sah Pirim, </span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Her güzelden, güzel görmüşüm seni, </span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Güzel Pirim, Sultan Pirim, Sah Pirim. </span></p></blockquote>
</blockquote>
</blockquote>
</blockquote>
<p align="left"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">      işte Genç Abdal’ın yukarıda vasıflandırdığı Pir, Hakk, Muhammed, Ali’den başkası değildir. Bir dörtlüğü: </span></p>
<blockquote>
<blockquote>
<blockquote>
<blockquote><p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Muhabbetle kalbimizi silelim, </span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Muhammed, Ali’ye doğru gidelim, </span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Pirim himmet eyle, sema edelim, </span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Güzel Pirim, Sutan Pirim, Sah Pirim. </span></p></blockquote>
</blockquote>
</blockquote>
</blockquote>
<p align="left"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">     Alevi cem erkanlarında okunan hemen her dua ve deyişinde, her katılan insanın dilinde düşürmediği ve genelde tüm Aleviler’in günlük ikrar ve yeminlerinde bu üçleme mutlaka vardır. Yine Genç’i bir deyişinin dörtlüğünde bir başka şekilde bu üçlüyü gizleyerek söylüyor. </span></p>
<blockquote>
<blockquote>
<blockquote>
<blockquote><p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Hakk, Muhammed, Ali padişahımdır, </span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Namazım, niyazım, secdegahımdır, </span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Münacat eylerim, adill Sahımdır, </span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">On iki imamlar Sah deyi deyi. </span></p></blockquote>
</blockquote>
</blockquote>
</blockquote>
<p align="left"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">          Alevi dervişinin ve aşıklarının dediği, bu üçlemede şu açıktır; Gece gündüz, namazım, niyazım, zikrim, fikrim hep sizin içindir. </span></p>
<p align="left"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">        &#8221;El aman, medet, mürvet&#8221; diye bütün aşıklar çırpınıp dururlar.</span></p>
<p align="left"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">        Anadolu Kızılbaş Alevileri’nin ve Bektaşileri’nin inancında Hakk, Muhammed, Ali üçlemesinin ilk beirtilerini on ikinci yüz yılın sonu ile on üçüncü yüz yılın başlarında görürüz. </span></p>
<p align="left"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">         Kızılbaş Alevi ve Bektaşi deyiş ve dualarının dışında Sünni ‹slam inancının hiç bir yerinde veya bir kitabında bu deyimlere rastlamak mümkün değildir. Çünkü ‹slam anlayışında ve ?eriat hükümlerine göre ibadet eden Müslümanlar’da Hakk, Muhammed, Ali (Üçünü bir bilmek) bu üçlemeyi dile getirmeke Tanrı’ şirk koşmuş sayılır mü’min. </span></p>
<p align="left"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">        On ikinci yüz yıldan itibaren tek tek şair ve ozanların Ali ile ilgili övgü dolu şiirleri varsa da, 1310 ile 402 yıllarında yaşadığı söylenen Hz. Pir Hünkar’ın tek oğlu olduğunu söyleyen ve asil ismi ‹brahim olan Seyid Ali Sultan’dır. Bir beyitine; </span></p>
<blockquote>
<blockquote>
<blockquote>
<blockquote><p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Can ile canan Ali, canda cananım Ali, </span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Alemin ümidi sensin Hacı Bektaş-ı Veli. </span></p></blockquote>
</blockquote>
</blockquote>
</blockquote>
<p align="left"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">         12’inci yüzyılın sonu ile 13’üncü yüzyılın başında yaşadığı söylenen Yunus Emre, bütün şiirlerinde çok güzel konulara değinmiştir. Hz. Muhammed’e ve soyuna yapılan haksızlığı görmezikten gelmemiş ve şiirlerinde Hz. Ali ve Hz. Hüseyin’i yer yer işlemiş, fakat bir bütün &#8220;Hakk, Muhammed, Ali&#8221; üçlemisini kullanmamıştır. Bir şiirinde şöyle der Emre; </span></p>
<blockquote>
<blockquote>
<blockquote>
<blockquote><p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Araya araya bulsam izini, </span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">izinin tozuna sürsem yüzümü, </span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Hakk nasip eylese görsem yüzünü, </span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Ya Muhammed canım arzular seni. </span></p></blockquote>
</blockquote>
</blockquote>
</blockquote>
<p align="left"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">        Yunus Emre’yi izleyenlerden ve 14’üncü yüzyılın başlarında yaşayan Said Emre’nin de şiirlerinde bugünkü Aleviler’in kullandığı üçlemeye rastlamıyoruz. Ama şu beyiti çok manadardır: </span></p>
<blockquote>
<blockquote>
<blockquote>
<blockquote><p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Adım Said değüken, cümle müşkil haliken, </span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Bir ayet okumuşam, Hünkar’un esrarından. </span></p></blockquote>
</blockquote>
</blockquote>
</blockquote>
<p align="left"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">        Ali sevgisi ve net olarak vurgulamalar 14’üncü yüzyıldaki şair ve ozanların şiirlerinde görülüyor. Bu gruptan Abdal Musa hazretleri bir şiirinde; </span></p>
<blockquote>
<blockquote>
<blockquote>
<blockquote><p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Güvercin donuyla Urum’a uçan, </span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">imamlar evinin kapısın açan, </span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Cümle evliyalar üstünden geçen </span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Var mıdır, hiçbir er Ali’den gayri? </span></p></blockquote>
</blockquote>
</blockquote>
</blockquote>
<p align="left"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">     Yine 14’üncü yüzyılda Hz. Ali ile ilgili şiirleriyle Seyid Nesimi öne çıkıyor. Söylemi gayet açıktır; </span></p>
<blockquote>
<blockquote>
<blockquote>
<blockquote><p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Ali evvel, Ali ahir, Ali batın, Ali zahir, </span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Ali şems-i münevverdir, Ali’dir nur ile enver </span></p></blockquote>
</blockquote>
</blockquote>
</blockquote>
<p align="left"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">            15’inci yüzyıldaki şairlerin şiirlerinde bu Hakk, Muhammed, Ali üçlemesi daha belirginleşmeye başlıyor. Tarikatların en dorukta olduğu dergah ve tekkelerin en iyi çalıştığı dönemdir bu dönem. </span></p>
<blockquote>
<blockquote>
<blockquote>
<blockquote><p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Mü’min isen bana etme cefayı, </span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Allah bir, Muhammed, Ali aşkına, </span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Eyilikte ol daim eyle vefayı, </span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Allah bir, Muhammed, Ali aşkına </span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">(Güvenc Abdal) </span></p></blockquote>
</blockquote>
</blockquote>
</blockquote>
<p align="left"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">        22 Haziran 1527 tarihinde Sadık Bendesi, Dulkadir beylerinden Veli Dündar ile birlikte, Osmanlılar tarafından bir pusuya düşürülerek, Sadrazam ‹brahim Paşa tarafından, Nurhak yaylalarında başı kesilen Kalenden Çelebi’de bu üçlemeler daha çok görümeye başlanıyor. </span></p>
<blockquote>
<blockquote>
<blockquote>
<blockquote><p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Allah bir, Muhammed, Ali,</span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Nazar eyle bari bana, </span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">izz-ü celalin aşkına </span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Çektirme şol zari bana </span></p>
<p> </p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Pirlere niyaz ederiz </span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Yalan dünyayı nideriz </span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Ölürüz hasret gideririz </span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Göster şol didarı bana </span></p></blockquote>
</blockquote>
</blockquote>
</blockquote>
<p align="left"> </p>
<p align="left"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">             Kalender Çelebi’nin bu içli şiirine o tarihte rastlanırken, yine aynı çağlarda yaşamış Yemini (Alevilerin 7 Uluları’ından olup uzun dörtlüklerden oluşan Faziletnamenin ona ait olduğu söylenir). Onun şiirlerinde bu üçlemelere pek rastlanmıyor. 1551 yılında Sersem Ali Baba’da da bu üçlemeleri görmek mümkün.1550 yılına ait Muyiddin Abdal’ın bir şiirinde; </span></p>
<blockquote>
<blockquote>
<blockquote>
<blockquote><p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Evvel gelip Ali olan </span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Sonra gelip veli olan </span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Hem ebed, hem ezeli olan </span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Hakk, Muhammed, Ali haktır </span></p></blockquote>
</blockquote>
</blockquote>
</blockquote>
<p align="left"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">          Anadolu Kızılbaş Aleviliğine Süleyman misali mührünü vuran Erdebil dervişlerinin Pir’i Sah Hatayi (1487-1524) Kızılbaş Aleviler’in, inanç ve ibadetlerinin en doruk noktası olan cem törenlerinde ve zakirlerin „Telli Kur-an“ı eşliğinde seslendirdikleri deyişlerin yarısından fazlası Sah Hatayi’nindir. </span></p>
<blockquote>
<blockquote>
<blockquote>
<blockquote><p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">iki yavru var yuvada </span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Muallak döner havada</span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Dağda deryada ovada </span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Allah bir, Muhammed, Ali </span></p></blockquote>
</blockquote>
</blockquote>
</blockquote>
<p align="left"> </p>
<p align="left"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">     Yukardaki üçlemeleri içeren yüzlerece deyişi vardır.</span></p>
<p align="left"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">      Pir Sultan (1502-1576) ?ah Hatayi’den çok etkilenmiştir. Ona ve onun yoluna olan bağlılığını ve verdiği ikrardan dönmeyişini canıyla ödetmişlerdir. Ancak 400 yıldır hiçbir hükümdar fermanı onu Anadolu Alevileri’nin gönlünden söküp atamamıştır. </span></p>
<blockquote>
<blockquote>
<blockquote>
<blockquote><p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Yol oğluyuz, yolu doğru severiz, </span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Haklı mıdır, haksız mıdır sorarız, </span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Dönüp eşiğine yüzler süreriz, </span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Yetiş Allah, ya Muhammed, ya Ali </span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">(Pir Sultan Abdal) </span></p></blockquote>
</blockquote>
</blockquote>
</blockquote>
<p align="left"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">     Kul Hüseyin, Pir Sultan’ın müridi Kul Himmed’den (XVI. yüzyıl) el almıştır; </span></p>
<blockquote>
<blockquote>
<blockquote>
<blockquote><p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Kıblemizden kısmetimiz verile </span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Veyselkaran gitti yemen iline</span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Arıyız, uçarız kudret balına</span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Allah bir, Muhammed, Ali diyerek </span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">(Kul Himmet) </span></p></blockquote>
</blockquote>
</blockquote>
</blockquote>
<p align="left"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">        16’ıncı yüyılın sonlarında yaşayan ozanlardan biri de Virani’dir. Hazreti Ali’nin türbedarlığını yapmıştır. Aleviler’in saydığı 7 ululardandır. </span></p>
<blockquote>
<blockquote>
<blockquote>
<blockquote><p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Mazhar-ı nur-u Hüda’sın ya Muhammed, ya Ali, </span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Hemden-ı şah evliyasın ya Muhammed, ya Ali </span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">(Virani) </span></p></blockquote>
</blockquote>
</blockquote>
</blockquote>
<p align="left"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">        17’inci yüzyılda yaşayan Fakir Edna koyu bir Sah Hatayi yanlısıdır; </span></p>
<blockquote>
<blockquote>
<blockquote>
<blockquote><p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Aşkın badesinden içen mest olur,</span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Allah bir, Muhammed, Ali dost olur, </span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Pir elinden bade içen mest olur </span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Olan bilir, olmayan ne bilir! </span></p></blockquote>
</blockquote>
</blockquote>
</blockquote>
<p align="left"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">        Çağlar boyunca aynı aşk ve sevgiyle gönüllerde yer yapan bu üçlemedeki ulu isimler, şairlerin dilinde çeşitli konulara göre çağrılmıştır. Güzide Ana, 18’inci yüzyılın ikinci yarısında yaşamıştır. ?ehit Feyzullah Çelebi’nin kızırıdır. Hazreti Pir Hünkar’ın mekanı olan Hazret Avlusu’nun girişinde, sol tarafataki terasta mezarı vardır. </span></p>
<blockquote>
<blockquote>
<blockquote>
<blockquote><p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Medet Allah, ya Muhammed, ya Ali, </span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Dertliyim derdime dermana geldim,</span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Bunlardan kurtaran Bektaş Veli </span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Dertliyim derdime dermana geldim. </span></p></blockquote>
</blockquote>
</blockquote>
</blockquote>
<p align="left"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">       18’inci yüzyıl oda şiirlerinde bu üçlemeleri kullanan onlarca Alevi Bektaşi ozanı vardır. Bu coşku Alevi yerleşim birimlerindeki ozanlar tarafından duygulu bir şekilde şiirlerde işlenerek 19’uncu yüzyıla ulaşılıyor; </span></p>
<blockquote>
<blockquote>
<blockquote>
<blockquote><p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Keşkülün içinde bir tane üzüm, </span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Bunu bize bağışla ey iki gözüm </span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Muhammed der bana bir engür ezin </span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Allah medet, ya Muhammed, ya Ali </span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">(Aşıki) </span></p></blockquote>
</blockquote>
</blockquote>
</blockquote>
<p align="left"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">        Ali Özsoy Dede 1907 yılında Sivas’ın Sivrialan köyünde doğdu; </span></p>
<blockquote>
<blockquote>
<blockquote>
<blockquote><p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Taş duvara karşı ibadet etmem </span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Kıblem Muhammed, Kaben Ali’dir </span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Otuz iki farzdan bana söz etme, </span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">Kıblem Muhammed, Kaben Ali’dir. </span></p></blockquote>
</blockquote>
</blockquote>
</blockquote>
<p align="left"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">         Yakın tarihimize kadar bazı Alevi ozanlarının şiirlerinde Hakk, Muhammed, Ali üçlemesini kullandıklarına kullanmışlardır. </span></p>
<p align="left"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">          20’inci yüzyılda tarikat kavram ve konuları yerine daha çok açlık, yoksulluk, emekçilerin hali, işlevleri yani daha çok sosyal içerikli konular şiirlerde işlenmeye başlanmıştır. Yaşadığımız çağda Alevi, Bektaşi şaireri ekonomik, politik, kültürel ve sanatsal konulara daha çok ağırlık vermişlerdir. Hep geriye bakarak yürümek kimseye yarar sağlamaz. Alevilik tarihte hızla akan bir ırmak gibidir. Değişik ortam ve koşullara göre kendini yeniler ve bu değişimleri şiirine yansıtır. </span></p>
<p align="left"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman, Times, serif;">         Bir birlikte bin ayrılığı giderebilenlerin demine hüüü&#8230; </span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-size: small; color: #0000ff; font-family: Times New Roman, Times, serif;">         <strong>YAZAR: HASAN KILAVUZ </strong></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hzali.net/alevilik/hak-muhammed-ali-uclemesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mevlana&#039;nın Dilinden Hz.Ali(&quot;Na&#039;at-ı Ali&quot;)</title>
		<link>http://www.hzali.net/hz-ali/mevlananin-dilinden-hzalinaat-i-ali.html</link>
		<comments>http://www.hzali.net/hz-ali/mevlananin-dilinden-hzalinaat-i-ali.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Jun 2009 21:26:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz Ali]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[hzali nergiz]]></category>
		<category><![CDATA[meryem ve alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[mevlana]]></category>
		<category><![CDATA[nergiz]]></category>
		<category><![CDATA[www.hz.ali hz.meryem alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[wwwhz]]></category>
		<category><![CDATA[wwwhz ALI.de]]></category>
		<category><![CDATA[wwwhz mevlana]]></category>
		<category><![CDATA[wwwhz.meyrem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hzali.net/?p=72</guid>
		<description><![CDATA[O açıklayıcı imam, o Tanrı velisi safa ehlinin vücut güneşidir. Yerde, gökte, mekanda, zamanda Hak&#8217;la duran o imamın zatı, iç ve dış temizliği ile vasıflanmak vaciptir. Çünkü küfürden, ikiyüzlülükten kurtulmuştur, temizdir&#8230; Onun toprağı birlik alemidir. O, insanın hakikati ve canı gibiydi. Herşey fanidir, fakat can yaşar, ölmez. Onun hareketi kendinden diri olan ezeli varlıktandır. Beka [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>O açıklayıcı imam, o Tanrı velisi safa ehlinin vücut güneşidir. Yerde, gökte, mekanda, zamanda Hak&#8217;la duran o imamın zatı, iç ve dış temizliği ile vasıflanmak vaciptir. Çünkü küfürden, ikiyüzlülükten kurtulmuştur, temizdir&#8230;</p>
<p>Onun toprağı birlik alemidir. O, insanın hakikati ve canı gibiydi. Herşey fanidir, fakat can yaşar, ölmez. Onun hareketi kendinden diri olan ezeli varlıktandır. Beka çevresinde döner dolaşır, yaratıkları yaratanın zatı gibi O bakidir. Hakkın yüksek sıfatları Ali&#8217;nin vasfıdır. Hakk&#8217;ın sıfatları zaten ayrı değildir. O, Tanrı&#8217;nın zatına yapışmış &#8220;O&#8221; olmuştur. Hani duyduğun lahutun gizli hazinesi yok mu; işte o odur. Çünkü o, Hak&#8217;tan Hak&#8217;la görünmüştür. O hazinenin nakdi, tükenmez ilimdi. İşte o ilimden maksat, yüce Ali&#8217;dir. Hakkın hikmetini ondan başka kimse bilemez. Zira o hakimdir, herşeyin bilginidir.</p>
<p>İptidasız evvel o idi, sonsuz ahir de o olur. Peygamberlere yardım eden o idi, velilerin gören gözü de hakikaten odur. Yüzünün nurlu parıltısı, kendi ziyasından bir güneş yarattı. O, Hak iledir; Hak ondan görünür. Hakka ki, o Hak ile ebedidir.</p>
<p><span id="more-72"></span></p>
<p>Ademin toprağı onun nurundan idi, o sebeple meleklerin tacı oldu; Allahın isimleri ondan belirdi. O temiz ve yüce imamın ilmi sayesinde Adem, herşeyi anladı. O nur tek olan yaratanın nuru olduğu içindir ki, melekler onun huzurunda secde ettiler. Evet, muhakkak ki, Adem, O imamın nuru ile bütün ilahi isimleri bildi&#8230;</p>
<p>Şit, kendinde Ali&#8217;nin nurunu gördü ve yüksek alemi öğrendi. Nuh, kendini yüksek menzile ulaştırıncaya kadar, istediğini hep ondan buldu. Gene ondandır ki kurtuluşa eren Nuh, dehirde gayret tufanını buldu da beladan kurtulmuş oldu. Halil peygamber, dostlukla onu andı da, ateş ona al lale oldu. Nemrudun ateşi, o Allahın dostuna hep gül, nesrin, lale oldu. Gene o idi ki, keyfiyle kendi koyununu İsmail&#8217;e kurban etti. Yusuf kuyuda onu andı da, o saltanat mülkünü süsleyen tahtı buldu. Yakup, onun önünde birçok inledi de Yusuf&#8217;un kokusunu alıp gözleri açıldı. İmran&#8217;ın oğlu Musa, onun nurunu gördü de uzun geceler hayran kaldı. Kırk gece kendinden geçti; kavuşma ve görüşme zevkine daldı. Sonra dedi ki: &#8220;Yarabbi! Bana bu lutfundan bir alamet ver.&#8221; Hak ona: &#8220;İşte sana nurlu eli verdim&#8221; dedi. Gene Ali&#8217;nin vergisidir ki, Meryem&#8217;e arkadaş oldu da İsa vücuda geldi&#8230;</p>
<p>O, şeriatte ilim şehrinin kapısıdır. Hakikatte ise iki cihanın beyidir. İki cihanın sultanı Muhammed, hakka yakınlık gecesinde, Allaha kavuşmanın harem yerinde onun sırrını gördü. Ali&#8217;nin nutkunu, Ali&#8217;den dinledi. Ali ile birleşilen o yerde Ali&#8217;den başka bulunmaz.(1)</p>
<p>Allah yolunda gidenler isteyicidirler; Ali istenilendir. Söyleyenler söylerler, susarlar. O, susmaz, söyler. Ebedi ilim, onun göğsünde parlayıp göründü. Vahyolunanların sırlarını, o hakikat olarak bildi ve bildirdi. Ümmetlere haykırdı:<br />
-Allah yolunda Ali, sizin kılavuzunuzdur.</p>
<p>Allah&#8217;a içi doğru olanlar yüzlerini ona çevirmişlerdir. Zira o şahtır, doğru yolu gösterendir, efendidir&#8230;</p>
<p>O, bütün peygamberlerin sırrında idi. Cenabı Mustafa:<br />
-Benimle açıkça beraber bulundu, dedi.(2)</p>
<p>Dinde evvel, ahır o idi. Allah ile içli dışlı o idi&#8230;</p>
<p>İşte bunları söyledim ki, bu yüksek mananın nüktesini öğrenesin de yüksek velayete eresin. Sence apaçık bilinsin ki, hakikatte yüce olan O&#8217;dur.</p>
<p>Ey efendi, benimle boşuna kavga etme. Bu böyledir. Hakikat budur ki, hepimiz bir zerreyiz, güneş odur. Biz hepimiz damlayız, deniz O&#8217;dur.</p>
<address><span class="dipnotYazi">Divan-ı Kebir&#8217;den Seçme Şiirler, Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları 1148, Cilt I, s. 3-4-5 (1989, İstanbul)</span></address>
<address></address>
<address>(1) Çünkü Tanrı Kur&#8217;an&#8217;da kendini Ali diye vasfediyor.<br />
(2) &#8220;Tanrı Ali&#8217;yi her paygambere gizli gönderdi, benimle ise açık gönderdi&#8221; hadis-i şerifinden alınmıştır.</address>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hzali.net/hz-ali/mevlananin-dilinden-hzalinaat-i-ali.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz.Ali&#039;nin Vecizeleri</title>
		<link>http://www.hzali.net/hz-ali/hzalinin-vecizeleri.html</link>
		<comments>http://www.hzali.net/hz-ali/hzalinin-vecizeleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Jun 2009 21:23:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz Ali]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[hz alıden özdeyişler]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hzali.net/?p=69</guid>
		<description><![CDATA[Akil kişi, kemâl taleb eder. Akıllı insanlar az konuşur. Çok söyleyenler, yalnız ahmaktırlar. Allah dostları o kişilerdir ki, insanlar dünyanın görünüşüne baktıkları zaman, onlar dünyanın iç yüzünü görürler. Allah’ın hışmından kurtulmuş olan, bir tek zâlim yoktur. Amelsiz sevâb dileyen, yaysız ok atmaya kalkan kişiye benzer. Az ibâdet edip çok çalışmak, çok ibâdet edip az çalışmaktan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<li>Akil kişi, kemâl taleb eder.</li>
<li>Akıllı insanlar az konuşur. Çok söyleyenler, yalnız ahmaktırlar.</li>
<li>Allah dostları o kişilerdir ki, insanlar dünyanın görünüşüne baktıkları zaman, onlar dünyanın iç yüzünü görürler.</li>
<li>Allah’ın hışmından kurtulmuş olan, bir tek zâlim yoktur.</li>
<li>Amelsiz sevâb dileyen, yaysız ok atmaya kalkan kişiye benzer.</li>
<li>Az ibâdet edip çok çalışmak, çok ibâdet edip az çalışmaktan efdâldir.</li>
<li>Azim ve sebat, insanların en büyük yardımcısıdır.</li>
<p><span id="more-69"></span></p>
<li>Başkalarının felaketinden hisse kapanlar, geçmiş musîbetlerden ders alanlar, cidden bahtiyar insanlardır.</li>
<li>Bâtıla yardım eden, Hak’ka zûlmeder.</li>
<li>Bedenin orucu, irâde ve ihtiyarla azaptan korkup sevâba girmeyi, ecre nâil olmayı dileyerek yemekten kesilmektir. Nefsin orucu, beş duyuyu öbür suçlardan çekmek, kalbi de bütün şer sebeplerinden ayırmaktır. Kalbin orucu, dil orucundan; dilin orucu, karnın orucundan hayırlıdır.</li>
<li>Bir hakikatı müdafaa ederken, ona evvelâ kendimiz inanmalıyız. Sonra da, başkalarını inandırmaya çalışmalıyız.</li>
<li>Bir hata işlediğiniz vakit, onu itiraftan çekinmeyiniz. Eğer böyle yaparsanız, o hatayı görmüş olanların, aleyhinize verecekleri hükmün önüne geçersiniz.</li>
<li>Bir kişiyi lâyığından fazla övmek riyâdır, dalkavukluktur; lâyığından az övmek ise ya dilsizlikten ileri gelir, ya hasedden.</li>
<li>Birinin aleyhinde söylenen sözü dinleyen, o sözü söyleyen gibidir.</li>
<li>Bu ümmetin en hayırlıları hakkında bile Allah’ın azâbından emin olmamalısın; çünkü yüce Allah; «Allah azâbından emin olanlar ancak zarara uğramış topluluklardır» buyurmuştur. (A’raf 99. âyet)
<p>Bu ümmetin en kötüsü hakkında bile Allah’ın rahmetinden ümit kesmemelisin; çünkü yüce Allah; «Allah’ın rahmetinden kâfir olan topluluktan başka kimsecikler ümit kesmez» buyurmuştur. (Yûsuf 87. âyet)</li>
<li>Can gözü kör olunca gözle görüşün faydası yoktur.</li>
<li>Cömertlik, istemeden vermektir. İstendikten sonra vermekse utançtandır ve kötüdür.</li>
<li>Dil yırtıcıdır; yuları bırakıldı mı salar, parçalar.</li>
<li>Dilinizi dâimâ iyi kullanınız. O sizi saadete götürdüğü gibi, felâkete de götürebilir.</li>
<li>Dost, kardeşini üç hâlde korumadıkça tam dost olamaz. Düşkünlüğünde, kendisi bulunmadığı vakit, ölümünden sonra.</li>
<li>Dostunu ihtiyâtla sev, olabilir ki bir gün sana düşman olur; düşmanınla da ihtiyâta riâyet ederek düşmanlıkta bulun, olabilir ki bir gün sana dost kesilir.</li>
<li>Dünyada açları doyurmak kadar büyük iyilik yoktur. Bunu yapanlar, âhirette mutlaka mükafatını bulur.</li>
<li>Eğer giriştiğin herhangi bir davada haklı isen korkma. Hakkı müdafaa edenin yardımcısı Allah’tır.</li>
<li>Eğer hayırlı bir iş görmek istersen, bugünün işini yarına koyma. Çünkü, yarına kadar ne olacağı belli değildir. Fena bir işe başlayacağın zaman da acele etme. Belki hayırlı bir düşünce, sana o fenalıktan gelecek olan tehlikeye mani olur.</li>
<li>En kuvvetli kişi, kendi nefsine galip olan kişidir.</li>
<li>Evlâtlarınızı yaşayacakları zamana göre, terbiye ediniz.</li>
<li>Ey Âdemoğlu, ihtiyacından fazla kazandığın şeyi, başkası için biriktirmedesin.</li>
<li>Fazîlet sahibinin kıymetini, ancak fazîlet sahibi bilir.</li>
<li>Hain kişilere vefâda bulunmak, Allah’a hıyânette bulunmaktır; hainlere gadretmekse, Allah’a vefâ etmek demektir.</li>
<li>Hakiki dost; sıkıntılı zamanlarda, senin gurur ve izzet-i nefsini kırmadan, sana yardım edenlerdir.</li>
<li>Haksızlık önünde eğilmeyiniz. Çünkü, haksızlıkla beraber, şerefinizi de kaybedersiniz.</li>
<li>Hayatın, karşısına çıkardığı müşkül hadiselere sabır ve tahammül et. Onları, hiç kimseden bilme ve hiç kimseye karşı kalbinde bir buğz ve adâvet besleme; hiç kimseye hiddet ve şiddet gösterme. Bu suretle hareket edersen, en büyük müşkülleri bile yenersin ve sen de “İnsân-ı kâmil” mertebesine erersin.</li>
<li>Her şeye ibretle bakınız ve gördüklerinizden ibret alınız.</li>
<li>Her şeyin sonunu uzun uzun düşünen ve bir türlü karar veremeyenlerden, şecâat ve cesaret namına, hiçbir şey beklenemez.</li>
<li>Herkes için tatlı, acı bir son vardır.</li>
<li>Hiç kimsenin hatasını yüzüne vurmayınız. O hatayı işleyene hatasını, başka birini misal göstererek anlatınız.</li>
<li>Hiçbir işte lüzumundan fazla aceleci olma. Teenni (dikkatli davranma) sahibi olanlar, kendilerini bir çıkmaza girmekten muhafaza etmiş olurlar.</li>
<li>İhtirâs; feyiz ve kemâlin en büyük düşmanıdır.</li>
<li>İlim, hiçbir servet ile satın alınamaz. Onun içindir ki, bir cahil ne derece zengin olursa olsun, en fakir bir âlim ile mukayese olunamaz.</li>
<li>İnananın yüzünde güleçlik vardır, kalbindeyse hüzün. Gönlü her şeyden geniştir, nefsi her şeyden alçak. Yücelikten nefret eder, şöhrete düşmandır, gamı gussası uzundur, düşünmesi derin, susması fazladır. Vakti yoktur, çok şükreder, çok sabreder, düşünceye dalmıştır. İhtiyacı olanları görünce, kendi ihtiyacını hatırlamaz bile. Hûyu güzeldir, geçinmesi hoş ve yumuşak. Şeref ve din bakımından serttir, hûy bakımından alçak.</li>
<li>İnsanların en acizi insanlardan kardeş edinemeyendir; ondan daha acizi ise kardeş edindikten sonra onu yitirendir.</li>
<li>İnsanların kıymeti, yaptıkları iyilikler ile ölçülür.</li>
<li>İnsanlarla öyle geçinin ki öldünüz mü ağlasınlar size; sağ kaldınız mı sevgiyle çağırsınlar sizi.</li>
<li>İyilik ediniz, onun mukabilinde fenalık göreceğinizi, katiyyen aklınıza getirmeyin.</li>
<li>Kardeşi için kuyu kazan, o kuyuya akibet kendisi düşer.</li>
<li>Kendi aybına bakan kimse ve onu ıslaha çalışan kişi, halkın ayıbına bakmaz.</li>
<li>Kendisini tanıyan kişi, Allah’ını da tanır.</li>
<li>Kim bir işte halka öncü olursa, başkasını terbiyeye kalkmadan kendisini terbiye etmeli. Bu terbiye de diliyle öğüt vermeden önce, hûyuyla öğüt vermek suretiyle olmalı. Nefsine muallim olup kendini terbiye eden kişi, insanlara muallimlik edip onları terbiye edenden daha fazla ululanmaya değer.</li>
<li>Kim; halkın ayıplarını görür, onları kınar, fakat kendisi de o işleri yaparsa, ahmağın ta kendisidir.</li>
<li>Merhamet ve ibâdetlerin en hayırlısı, gizli sadaka vermek ve inzivâ köşesinde ibâdet etmektir.</li>
<li>Mü’min, insanların ezâsına tahammül eden, fakat hiç kimsenin ondan incinmediği kişidir.</li>
<li>Mü’min, kardeşlerine karşı ululanmaya, ona güler yüz göstermemeye başladı mı ondan ayrıldı demektir.</li>
<li>Ne kadar tenha bir yerde olursa olsun bir fenalık yaparken, seni hiç kimsenin görmediğine hükmetme. Seni,mutlaka bir gören vardır. O da Allah’tır.</li>
<li>Nefsine hâkim olman, en üstün güç, kudrettir. Ona buyruk yürütmen en hayırlı emârettir.</li>
<li>Öyle bir kimseyi dost tut ki, aranızda kardeşlik husule gelsin ve senin bulunmadığın yerlerde, seni müdafaa etmek için, düşmanlarınla pençeleşsin.</li>
<li>Sabır ikidir; istemediğin, hoşlanmadığın şeye sabretmek; sevdiğin dilediğin şeye sabretmek.</li>
<li>Size beş şey vasiyyet ediyorum ki, develere binip seferlere düşseniz de onları elde etseniz değer mi değer; Hiç biriniz Rabbinizden başkasından bir şey ummasın; günahından başka bir şeyden korkmasın; hiç biriniz kendisinden bilmediği bir şey sorulunca bilmiyorum demekten utanmasın; hiç bir kimse bilmediği bir şeyi öğrenmekten çekinmesin; sabredin, çünkü sabır îmana nispetle cesetteki baş gibidir. Başı olmayan bedenden hayır, sabır olmadıkça da îmandan hayır gelmez.</li>
<li>Sorun bana beni yitirmeden; çünkü andolsun Allah’a, Kur’ân’da hiçbir âyet yoktur ki niçin ve kimin hakkında indi, nerde indi, düzlükte mi, dağlıkta mı, hepsini de en iyi bilenim ben. Gerçekten de Rabbim bana, anlayan bir akıl, söyleyen bir dil ihsân etmiştir.</li>
<li>Sükût, yalan söylemekten ve başkalarını çekiştirmekten herhâlde evlâdır.</li>
<li>Şahsınıza fenalık eden bir düşmanı affediniz. Lâkin vatanınıza ve milletinize fenalık eden bir kimseyi, asla affetmeyiniz.</li>
<li>Şer’den çekinen kişi, hayır yapana benzer; suçtan sakınan kişi, iyilikte bulunana döner.</li>
<li>Şeref ve namus, en büyük hazinedir. Onlara mâlik olanlar, hayatlarını dâimâ memnun ve mesut geçirir.</li>
<li>Tevâzu gösteriniz ki, halkın hürmet ve tekrimini (saygısını) kazanasınız.</li>
<li>Tövbe etmek elinde iken, ümidini kesene şaşarım.</li>
<li>Yalancılardan uzak bulununuz. Çünkü onlarla ülfet ve ünsiyyet ederseniz, sizde yalancı olursunuz.</li>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hzali.net/hz-ali/hzalinin-vecizeleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
