Temmuz 9, 2009
Cengiz Han’ın soyunun, Hz. Hüseyin’in oğlu Hz. Zeynel Abidin’e dayandığı ve bu sülaleye (Ehlibeyt Nesli) özel bir ilgi ve saygı gösterilmesi söz konusudur.
Cengizliler’in önemli özelliklerinden biri, bütün dinlere ve inançlara eşit ve hoşgörüyle bakmalarıydı. Bugünkü anlamda tam laik bir anlayışa sahiplerdi. Bunun yanında, eski çağlardan beri, Tek Tanrı inancını bütün motifleriyle muhafaza ediyor, bu inançlara bağlılık ve büyük hassasiyet gösteriyorlardı. Cengiz’in oğlu Ögeday (Oktay), savaşlarda insanları kılıçtan geçirdiği iddiasıyla, kendisini katillikle suçlayan Papa’ya, gönderdiği mektupta: “Ben adam öldüremem. Kimim ki? İnsanı ancak ALLAH öldürebilir” diyor, olayları Tanrı’nın takdiri olarak ifade ediyordu.
Timurlular bölümünde geniş şekliyle ele aldığımız bir konuda, konumuz açısından büyük bir önem taşır. Cengizliler hareketinin batıya yöneldiği zamanlarda, aralarında rivayet edilen Moğal ananesinde, Cengiz Han’ın soyunun, Hz. Hüseyin’in oğlu Hz. Zeynel Abidin’e dayandığı ve bu sülaleye (Ehlibeyt Nesli) özel bir ilgi ve saygı gösterilmesi söz konusudur.
Haziran 6, 2009
Hz.İmâm Zeynel Âbidin, Hicret’in 38. yılında Medine-i Münevvere’de dünyaya gelmişlerdir. Künyeleri “Ebû Muhammed”, lâkapları “Zeynel Âbidin (İbâdet edenlerin bezentisi), Seyyid’üs Sâcidin (Secde edenlerin ulusu)” ve “Zü’s-Sefenât”tır. Fazla secde etmeleri dolayısıyla mübarek alınlarında, dizlerinde meydana gelen sertlik yüzünden bu lâkapla anılmışlardır. “Seccâd” yani çok secde eden sözü de lâkaplarındandır. Hz.İmâm Zeynel Âbidin’in 11 erkek, 4 kız olmak üzere, 15 evlâtları olduğu rivâyet edilmiştir. Soyları oğlu Hz.İmâm Muhammed’ül Bâkır’dan yürümüştür.
Hz.İmâm Zeynel Âbidin’in oğlu Hz.İmâm Muhammed Bâkır, babası hakkında naklettiği bir rivâyette söyle buyurmuştur:
“Babam İmâm Zeynel Âbidin hep iyilik yapmaktan zevk alırdı. Allah’a karşı şükranını ifade etmek için; bir iyilik gördüğü zaman, Kur’ân-ı Kerîm okurken «Secde» âyeti gelince, bir kötülükten kurtulunca, iki kişinin arasını bulunca, bir zorluğu atlatınca, mutlaka şükran secdesine kapanırdı. Bunun için kendisine «Seccad» adı verilmiştir.”
Hz.İmâm Zeynel Âbidin, babası Hz.İmâm Hüseyin’in Kerbelâ’da şehâdetlerinde çocuk yaşta ve hasta olduklarından dolayı, Hz.İmâm Hüseyin onun savaşa girmelerine müsâade buyurmamışlardı, çünkü nesilleri oradan devam edecekti.
Hz.İmâm Zeynel Âbidin son derece iyi yürekli, sakin yaratılışlı idi. İlim sahasında ise, erişilmez bir derecesi vardı. Hayatını iyilikler yapmak, okumak ve ibâdetle geçirmiştir.
Haziran 6, 2009
Künyeleri “Ebû Abdullah, Ebû İsmail” ve “Ebû Mûsâ”dır. Lâkapları “Sâdık”tır.
Hz.İmâm Cafer’üs Sâdık’ın 7 erkek, 3 kız olmak üzere 10 evlâtları olmuştur. Kendileri, Hz.İmâm Muhammed’ül Bâkır’ın Hak’ka kavuşmalarından önce oğullarını ve “Ehl-i Beyt’i” seven seçkin kişileri huzûrlarına davet ettiklerini, onlara Kur’ân-ı Kerîm’in;
“Oğullarım, Allah size bu dini seçti; artık siz de ancak Müslümanlar olarak ölün” meâlindeki Bakara 132. âyet-i kerîmesini okuduklarını, sonra yüzlerini kendilerine döndürüp;
“Ben vefât edince na’şımı yere koy, beni yıka, Cuma günleri giyindiğim elbisemle kefenle, kabrime indirince kefenimin bağlarını çöz, defnimden sonra mezarımı dört parmak miktarı yükselt” buyurduklarını, sonra huzûrundakilere dışarı çıkmalarına izin verdiklerini rivâyet etmişlerdir.
Hz.İmâm Cafer’üs Sâdık buyururlar ki:
“Baba, vasiyyetlerini yalnızca bana da söyleyebilirdin” dedim.
Babaları Hz.İmâm Muhammed Bâkır buyurdular ki:
“Benden sonra işler kimin elinde, hepsinin bunu bilmesini; dost-düşman, hiç kimsenin senin imâmetinde bir şüpheye düşmemesini istedim.”
Haziran 5, 2009
Hz.İmâm Aliyy’ün Nakî, Hicret’in 214. yılında Recep ayının 2. gününde, Medine’ye üç mil mesafede bulunan ve Hz.İmâm Mûsâ-i Kâzım tarafından kurulmuş olan Suryâ köyünde dünyaya gelmişlerdir.
Hz.İmâm Aliyy’ün Nakî’nin babaları, Hz.İmâm Muhammed’ül Takiyy’ül Cevâd, anneleri Seyyide Ümm’ül-Fazl diye anılan Semânet’ül-Magrıbiyye’dir. Babaları Hz.İmâm Muhammed’ül Cevâd’ın, Hak’ka vuslat ettiklerinde 7 yaşlarında idi.
Hz.İmâm’ın künyeleri “Ebül-Hasan”dır; “Ebül-Hasan-ı Sâlis” diye anılırlardı. Lâkapları “Nâsıh, Fettâh, Tayyib, Murtaza, Âlim, Fakıyh, Emin, Mü’temen, Necip, Mütevekkil, Askeri, Hâdi” ve “Nakî”dir. Hz.İmâm Aliyy’ün Nakî’nin, soyları, Hz.İmâm Hasan’ül Askerî’den yürümüştür.
