Temmuz 9, 2009

Yorumsuz

Vaftizin Anlam ve Önemi

Fikret Böcek

  • Neden vaftiz oluyoruz? Vaftizin anlamını kavrıyor muyuz?
  • Vaftiz aslında içimizde gerçekleşmiş olan bir şeyi dışarıdan bir işaretle göstermektir.
  • Vaftizin kendisi bizi Hıristiyan yapmıyor. Hıristiyan olduğumuz için vaftiz oluyoruz.
  • Vaftiz olarak Rabbimiz ve Kurtarıcımız olan İsa Mesih’in bizler için yaptıklarını ilan etmiş oluyoruz.
  • Vaftiz olan bir kişi Mesih’in emrine uyarak O’nun tanıklığını yapmış olur.
  • Yeni bir Hıristiyan’ın Mesih için olan ilk tanıklığı vaftiz olmak olmalıdır.
  • Vaftiz olan kişi topluma ve kiliseye, artık Mesih’e ait olduğunu beyan eder.
  • Şunu hiçbir zaman unutmayalım: Vaftiz kişiyi değiştirmez. Değişmiş olan kişi vaftiz olur.
  • Kurtuluş için Rabbe iman etmek yeterlidir(bkz. Elçilerin İşleri 16:30-31).

Vaftiz Kelimesi ve Şekli

  • Vaftiz kelimesi Grekçe Baptizo kelimesinden geliyor.
  • Baptizo kelimesi tamamen suyun içerisine batırmak, bandırmak anlamına geliyor.
  • İlk kilise sırasında da vaftiz olacak kişi kuru bir yer kalmayacak şekilde tamamen suyun içerisine sokularak vaftiz edilirdi.
  • İlk vaftiz örneklerini Yahudi olmayan kişilerin Yahudiliğe geçtikten sonra kendi kendilerini tamamen suyun içine sokarak vaftiz etmelerinde görüyoruz.
  • Burada Yahudiliğe geçeni vaftiz eden yoktu. Yahudiliği benimseyen kişi kendi kendisini tamamen suya batırarak vaftiz ediyordu.
  • Yani, vaftizci yoktu, vaftiz edilen vardı. Kişi kendi kendisini suya batırıyordu.
  • Vaftiz kelimesinin ikincil anlamları da var.
  • Örneğin, bazen vaftiz kelimesi bir şeyin etkisi altına girmek olarak da tercüme edilebilir.
  • Eğer vaftiz Kutsal Ruh’un etkisi altına girmek anlamına geliyorsa, o halde vaftizin şekli ille de suyun içerisine batırılarak olmak zorunda olmadığını söyleyenler de var.
  • Batırılma şekliyle, su serpme şekliyle veya başından aşağıya doğru su dökmek şekliyle vaftizi uygulayanlar var.

Temmuz 9, 2009

Yorumsuz

İslam Nedir?

İslam’ı anlamak ve yaşamak Hz. Peygamber’i ve O’nun hayat pratiğini bilmeyi gerekli kıldığı gibi, O’nu anlamak ve tanımak da, ancak İslamın temel inanç esaslarını doğru kavrayabilmekle mümkün olur. Bu amaçla Sonpeygamber.info’da “İslam” başlığı altında İslam’ın temel inanç esaslarını, Din nedir?, İnsan dine neden ihtiyaç duyar?, İslam’ı diğer dinlerden ayıran özellikler nelerdir? gibi soruların eşliğinde dikkatlerinize sunuyoruz. Bu bölüm İlahiyatçı Fatma Bayram tarafından hazırlanmıştır.

Tanımı

Sözlükte barış ve barış içinde olmak; teslimiyet, boyun eğme ve ihlâs; selam vermek anlamlarına gelen İslam her durumda selam ve selamet kökünden gelmektedir.

Kur’an-ı Kerim’de özel anlamda din kelimesiyle İslam kastedilmiş (Al-i İmran 3/99), İslam’la din adeta eş anlamlı iki kelime olarak kullanılmış ve bütün peygamberlerin getirdiği dinin İslam olduğu ifade edilmiştir (Al-i İmran 3/85; Nisa 4/125; Maide 5/3; Şura 42/13).

“Allah katında din şüphesiz İslam’dır”(Al-i İmran 3/19; Bakara 2/193). “Kim İslam’dan başka bir dine yönelirse, onun dini kabul edilmeyecektir, o ahirette de kaybedenlerdendir.” (Al-i İmran 3/185) ayetleri aslı itibariyle hak din olduğu halde zamanla tahrif edilmiş dinlerin artık geçerliliğinin kalmadığını vurgulamaktadır.

Kur’an dilinde İslam Allah’a bağlılık ve boyun eğmeyi ifade eder. Allahtan başkasına ve hak dışında şeylere bağlılık O’na isyan manasına gelir. Allah’a, Allah’tan gelene ve hakka bağlılıktan doğan bu vicdan diğer bir deyişle hakperestlik olarak özetlenebilir. Böyle bir vicdan hakikate, kendi açısından ve kendini merkeze alarak değil, Allah katındaki değerine göre kıymet verir. Böylesine bir hak sevgisinin yerleştiği gönüllerde ise taassuptan eser kalmaz.

Temmuz 9, 2009

Yorumsuz

Cengiz Han bir Aleviydi

admin

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Cengiz Han’ın soyunun, Hz. Hüseyin’in oğlu Hz. Zeynel Abidin’e dayandığı ve bu sülaleye (Ehlibeyt Nesli) özel bir ilgi ve saygı gösterilmesi söz konusudur.

Cengizliler’in önemli özelliklerinden biri, bütün dinlere ve inançlara eşit ve hoşgörüyle bakmalarıydı. Bugünkü anlamda tam laik bir anlayışa sahiplerdi. Bunun yanında, eski çağlardan beri, Tek Tanrı inancını bütün motifleriyle muhafaza ediyor, bu inançlara bağlılık ve büyük hassasiyet gösteriyorlardı. Cengiz’in oğlu Ögeday (Oktay), savaşlarda insanları kılıçtan geçirdiği iddiasıyla, kendisini katillikle suçlayan Papa’ya, gönderdiği mektupta: “Ben adam öldüremem. Kimim ki? İnsanı ancak ALLAH öldürebilir” diyor, olayları Tanrı’nın takdiri olarak ifade ediyordu.

Timurlular bölümünde geniş şekliyle ele aldığımız bir konuda, konumuz açısından büyük bir önem taşır. Cengizliler hareketinin batıya yöneldiği zamanlarda, aralarında rivayet edilen Moğal ananesinde, Cengiz Han’ın soyunun, Hz. Hüseyin’in oğlu Hz. Zeynel Abidin’e dayandığı ve bu sülaleye (Ehlibeyt Nesli) özel bir ilgi ve saygı gösterilmesi söz konusudur.

Temmuz 6, 2009

Yorumsuz

Alevi İnanç Gerçekliği Ve Namaz

Aleviler ve namaz konusunu bir kaç boyutuyla ele almak gerekiyor. Çünkü Alevilerin sürekli olarak maruz kaldığı soruların başında “neden namaz kılınmıyor” sorusu geliyor. Hem neden namaz kılınmadığını –basta inançsal boyut olmak üzere- açıklamak gerekiyor hem de böylesi bir soru sorma hakkının nerden doğduğunu irdeleyip netleştirmek durumundayız.Her Alevi mutlaka ömrünün birden fazla döneminde “siz Aleviler neden namaz kılmıyor, camiye gitmiyorsunuz?” sorusuyla karşılaşmıştır. Aslında anında tür kişilere verilmesi gereken cevap tereddütsüz “siz Sünniler neden cem evine gelip cem ibadeti etmiyorsunuz?” karşı sorusu olmalıdır. Ancak ne var ki asırların getirdiği iktidar özgüveni ile Sünni inançlı kişi istifini hiç bozmadan Alevilere yönelik iğrenç iftiraları “soru” biçiminde dile getirerek devam eder. Ne yazık ki asırlardır baskı altında yasayan Alevi sinmiş bir şekilde, soruyu iade etmek ve gereken reaksiyonu göstermek yerine susar veya anlamsız cevaplarla geçiştirmeye çalışır.“Siz Aleviler neden camiye gidip namaz kılmıyorsunuz?” sorusu öyle masum bir soru değildir.

Alevi inançlı kişi çıkıp diyemiyor ki, “size ne bundan. İnancımı sorgulama hakkini nerden aldınız? Siz kim oluyorsunuz ve ne hakla benim inancımı sorguluyorsunuz? Ben sizin inancınızı sorguluyor muyum? Ben sizin inancınız sorgulamıyorum ama siz ısrarla benim inancımı sorguluyor, aşağılıyor, alay ediyor, fırsatını buldu mu da fetva verip katlediyorsunuz. Ne sizin ne de başka kimsenin benim ibadet seklini, tarzını, biçimini, içeriğini sorgulama hakki yoktur”. Ancak bu tür cevaplar verilmiyor.

Temmuz 6, 2009

Yorumsuz

Muharrem Matemİ Ve Matem Orucu

admin

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Kerbela olayı (680) meydana geleli beri, 1327 yıldır tüm Şia-i Ali kolları, özellikle Aleviler, bitmek nedir bilmeyen, acısı dinmeyen bir yası sürdürmektedirler. Bu aynı zamanda inanç ve ibadetin de belirleyici bir öğesi ve ilkesi haline gelmiş. Her yılın Muharrem ayında 12 günden az olmamak üzere, yer yer 15 güne varan bir süre, yas tutulur. Hazret-i Hüseyin başta olmak üzere, Kerbelâ şehitlerine, Oniki İmamlar’a olan bağlılık duyguları daha da canlanır, belirtilen sürenin her anı şehitleri anmakla, onlarla ilgili bilgileri yinelemekle, kitap ve mersiyeler okumakla geçer.
Hazret-i Hüseyin, Kerbela şehitleri ve Oniki İmamlar’ı anmayan Alevi ve Şii şair ve düşünür yok gibidir. Doğrudan Kerbela faciasını konu alan mersiyelerin kimileri Muharremiye diye de adlandırılır. Dünyada, hakkında çeşitli dillerde en çok mersiye (ağıt) yazılan kişi, hiç kuşkusuz ki Hz. Hüseyin’dir. Şiir ve deyiş edebiyatımızın köşe taşlarından birini oluşturan “Düvazde İmam”larda O ve bütün İmamlar veciz bir şekilde anıla gelmiş ve Cem Ayını’nın vazgeçilmez kesitlerinden biri durumuna gelmiştir. Cem, Kerbela’da Ehl-i Beyt mazlumlarına yaşatılan susuzluğu, açlık ve eziyetleri, inanç ve doğruluk konusunda gösterilen kararlılığı ifade eden çeşitli motiflerle donatılmış, bu nedenle akıtılacak olan gözyaşları işlenecek sevabın kaynağı olarak kabul edilmiştir.

Hz. Hüseyin, askeri anlamda, Kerbela’da yenilmiş; ancak sergilediği tutum ve kararlılık, Emevi baskı ve hileleri sonucu sönmeye yüz tutan Hak-Muhammed-Ali yolunun şahlanışı bakımından da tarihte eşine az rastlanan bir büyük zaferin öncüsü, önderi ve kahramanı olmuştur. Bu sadece Aleviler için değil, başka mazlumlar için de ciddi bir örnek oluşturmuş, ezilenlerin cesaret ve iman kaynağı olmuştur.

Haziran 6, 2009

Yorumsuz

Hz.Hüseyin'in Şehadeti ve Aşura Günü

BUGÜN 10 Muharrem 1426… Yaratılmışların en yücesi olan Hazreti Muhammed’in Mekke’den Medine’ye göçüşünden beri 1426 yıl geçti…

Bugün 10 Muharrem… Bugün aşûrâ günü… Bugün, evrenlerin övüncünün sevgili torunu Hüseyin’in, Kerbela’da şehit edildiği gün… 1365 yıl önce bugün…

Ne demişti Yüce Nebi:

Hüseyin doğruluğa ulaştıran bir ışıktır…
Hüseyin kurtuluş gemisidir…
Hüseyin bendendir…
Ben Hüseyin’denim…
Eti etimdir… Kanı kanım…
Kim Hüseyin’i severse…
Allah onu seveni sever…

Haziran 6, 2009

Yorumsuz

İmam Hüseyin ve Kerbela

Hz.İmâm Hüseyin, Hicret’in 4. yılında Şaban ayının 3. gününde Medine-i Münevvere’de dünyaya gelmişlerdir. Hz.İmâm-ı Ali ile Hz.Fâtıma’tüz-Zehrâ’nın ikinci oğullarıdır.

Hz.İmâm Hüseyin’in künyeleri; “Ebû Abdullah”, lâkapları; “Sıbt, Şehit, Tâbi’li emr’illah (Allah’ın emrine uyan), Zeki ve Mübârek” tir. Hz.İmâm’ın 5 erkek, 3 kız olmak üzere 8 evlâtları olmuştur. Erkek evlâdının üçünün adı Ali’dir; içlerinden sadece Ali Zeynel Âbidin kendilerinden sonra hayatta kalmış ve soyları Hz.İmâm Zeynel Âbidin Âli’den yürümüştür. Ali Ekber ile süt emer bir çağda bulunan Ali Asgar ise Kerbelâ’da şehit olmuşlardır.

Hz.Peygamber bir hadîslerinde; “Hüseyin bendendir, ben Hüseyin’denim; Hüseyin’i seveni Allah sever” buyurmuşlardır. Bu sözü söyleyenin kendi dileğine uyup söz söylemediği, sözünün vahye uygun olduğu Kurân-ı Kerîm’de; “(3) O, arzusuna göre söz söylemez. (4) O’nun sözü kendisine vahiy olunan bir vahiyden başka bir şey değildir” (Necm 3-4. âyetler) âyetleri ile bildirilen ve yine; “Elbette Rabbin sana ihsân edecek, sen de hoşnut olacaksın” (Duhâ 5.âyet) âyeti ile müjdelenen iki cihân serveri, Peygamberlerin sonuncusu ve adı Allah adından sonra anılan, âlemlere rahmet olarak gönderilen Hz.Muhammed’dir.

Hz.Resûl-ü Ekrem’in, Hz.Fâtıma’nın evlerinin önünden geçerlerken, Hz.İmâm Hüseyin’in ağladıklarını duyup, Hz.Fâtıma’ya; “Bilmez misin ki onun ağlayışı beni incitir” buyurdukları da bildirilmektedir.

Hz.Resûlullah yine bir hadîslerinde;
“Hasan ve Hüseyin, cennet gençlerinin iki ulusudur” demiş; “Babalarının, onlardan da hayırlı” olduğunu buyurmuş ve onların; “Arşın iki küpesi” mesâbesinde olduklarını söylemiştir. Hz.Muhammed’in, bu iki göz nûru hakkındaki hadîslerini yazmaya kalksak ayrı ve büyük bir kitap olur.