<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hz Ali &#187; namaz</title>
	<atom:link href="http://www.hzali.net/tag/namaz/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.hzali.net</link>
	<description>HzAli Hz Ali Hazreti Ali Hz. Ali</description>
	<lastBuildDate>Sun, 14 Feb 2010 10:34:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Alevi İnanç Gerçekliği Ve Namaz</title>
		<link>http://www.hzali.net/alevilik/alevi-inanc-gercekligi-ve-namaz.html</link>
		<comments>http://www.hzali.net/alevilik/alevi-inanc-gercekligi-ve-namaz.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Jul 2009 10:31:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[alevi ibadet]]></category>
		<category><![CDATA[alevi inancı]]></category>
		<category><![CDATA[aleviler neden namaz kılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[aleviler neden namaz kılmaz video]]></category>
		<category><![CDATA[aleviler neden namaz kılmazlar]]></category>
		<category><![CDATA[alevıler nıcın namaz kılmazlar]]></category>
		<category><![CDATA[alevilerde ali hz inanci]]></category>
		<category><![CDATA[alevılerın ınanışları neden farklıdır]]></category>
		<category><![CDATA[alevilerin neden inançları yok]]></category>
		<category><![CDATA[alevılıgı kım nedeen cıkardı]]></category>
		<category><![CDATA[ali siz aleviliği kim çıkardı]]></category>
		<category><![CDATA[ALİSİZ ALEVİLİĞİ KİM ÇIKARDI]]></category>
		<category><![CDATA[Hz Ali]]></category>
		<category><![CDATA[Hz ali inancı nerden geliyo]]></category>
		<category><![CDATA[hz ali namaz kıldığı halde aleviler neden kılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[hz ali namaz kılmasına rağmen aleviler neden namaz kılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[hz Ali namaz kılmasına rağmen aleviler neden namaz kılmıyor]]></category>
		<category><![CDATA[hz ali neden aleviler için önemlidir]]></category>
		<category><![CDATA[hz ali neden namaz kilmiyordu]]></category>
		<category><![CDATA[hz hasan niçin namaz kılmıyor]]></category>
		<category><![CDATA[hz hüseyin agıtları]]></category>
		<category><![CDATA[hz.Hüseyin]]></category>
		<category><![CDATA[hzhasan neden namaz kılmadı]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an]]></category>
		<category><![CDATA[namaz]]></category>
		<category><![CDATA[oniki imamin gercekciligi]]></category>
		<category><![CDATA[Salat]]></category>
		<category><![CDATA[sünni]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hzali.net/?p=148</guid>
		<description><![CDATA[Aleviler ve namaz konusunu bir kaç boyutuyla ele almak gerekiyor. Çünkü Alevilerin sürekli olarak maruz kaldığı soruların başında “neden namaz kılınmıyor” sorusu geliyor. Hem neden namaz kılınmadığını –basta inançsal boyut olmak üzere- açıklamak gerekiyor hem de böylesi bir soru sorma hakkının nerden doğduğunu irdeleyip netleştirmek durumundayız.Her Alevi mutlaka ömrünün birden fazla döneminde “siz Aleviler neden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aleviler ve namaz konusunu bir kaç boyutuyla ele almak gerekiyor. Çünkü Alevilerin sürekli olarak maruz kaldığı soruların başında “neden namaz kılınmıyor” sorusu geliyor. Hem neden namaz kılınmadığını –basta inançsal boyut olmak üzere- açıklamak gerekiyor hem de böylesi bir soru sorma hakkının nerden doğduğunu irdeleyip netleştirmek durumundayız.Her Alevi mutlaka ömrünün birden fazla döneminde “siz Aleviler neden namaz kılmıyor, camiye gitmiyorsunuz?” sorusuyla karşılaşmıştır. Aslında anında tür kişilere verilmesi gereken cevap tereddütsüz “siz Sünniler neden cem evine gelip cem ibadeti etmiyorsunuz?” karşı sorusu olmalıdır. Ancak ne var ki asırların getirdiği iktidar özgüveni ile Sünni inançlı kişi istifini hiç bozmadan Alevilere yönelik iğrenç iftiraları “soru” biçiminde dile getirerek devam eder. Ne yazık ki asırlardır baskı altında yasayan Alevi sinmiş bir şekilde, soruyu iade etmek ve gereken reaksiyonu göstermek yerine susar veya anlamsız cevaplarla geçiştirmeye çalışır.“Siz Aleviler neden camiye gidip namaz kılmıyorsunuz?” sorusu öyle masum bir soru değildir.</p>
<p>Alevi inançlı kişi çıkıp diyemiyor ki, “size ne bundan. İnancımı sorgulama hakkini nerden aldınız? Siz kim oluyorsunuz ve ne hakla benim inancımı sorguluyorsunuz? Ben sizin inancınızı sorguluyor muyum? Ben sizin inancınız sorgulamıyorum ama siz ısrarla benim inancımı sorguluyor, aşağılıyor, alay ediyor, fırsatını buldu mu da fetva verip katlediyorsunuz. Ne sizin ne de başka kimsenin benim ibadet seklini, tarzını, biçimini, içeriğini sorgulama hakki yoktur”. Ancak bu tür cevaplar verilmiyor.</p>
<p><span id="more-148"></span> Asırlardır baskı altında olan ve günümüzde de baskıyı yasayan bir toplumun fertleri kolay kolay bu tür cevaplar vermiyor. Ama biliniyor ki bu hep böyle gitmez. Biz Aleviler de günün birinde iki kelime Arapça’yla kendisini imanlı geri kalanları kafir sanan yobazlara gereken cevapları vereceğiz. Kimse bu “cevap vereceğiz” söyleminden şiddeti anlamasın. Bizler kimden ve nerden gelirse gelsin her tür şiddetin, baskının karsısındayız. Bütün tahriklere rağmen, baskılara rağmen karşısında olmaya da devam edeceğiz. Ancak bizlere soru sorunlarda cevap vermek bizlerin hakki olsa gerek. Kimseyle kavga edelim gibi bir düşüncemiz yok. Asırlardır kavgalardan, baskılardan çok çektik. Kavgaların, şiddetin olmadığı bir dünya özlemi içerisindeyiz. Artık acısız ve kavgasız yasamak istiyoruz. Aleviliğimizin kabul gördüğü eşit ve özgür bir şekilde, Alevi olmanın aşağılanmak olmadığı, farklılığın zenginlik olarak görüldüğü, Aleviliğimize saygı duyulduğu bir dünyada yasamak istiyoruz. İstediklerimiz çok şeyler değil. İstemlerimiz en insani istemler. Nasıl ki bizler başka inançtan insanlara saygı duyuyorsak başka inançtan insanlarda inancımız olan Aleviliğe saygı duymak zorundalar. Ne yazık ki Aleviliğimize saygı duyulacak yerde küfür ediliyor. En basitinde inancımız Alevi olmayanlar tarafından sorgulanıyor ve onlara göre bir tanımla tanımlanmaya çalışılıyor. Biz diyoruz ki “biz Aleviyiz ve Alevilik böyledir” onlar ısrarla diyor ki; “ hayır siz başkasınız”.</p>
<p>Alevi olmayan birileri diyor ki “Alevilik bir tarikattır ve Aleviler camiye gidip namaz kilsin”. Her halde böylesi bir durum başka bir yerde yok. Biz Aleviler kendimizi nasıl tanımlıyorsak başkaları da bizleri bu tanımla kabul etmek zorundalar . Ne yazık ki Aleviliğimize saygı duyulmuyor, Alevi inanç gerçekliğimiz kabul edilmiyor. Israrla bizler Sünnilik dayatılıyor. Aleviliğimiz aşağılanıyor. Asırlardır birikmiş olan önyargılar “sende mum söndü yaptın mi” gibi ahlak dişi sorular sorularak onurumuz rencide ediliyor. Bu anlamda onuru rencide edilmeyen Alevi yoktur. Lütfen kimse bu belirtilenleri ajitasyon, propaganda olarak algılamasın. Bazı aydın geçinen kişilerin bile beyinlerinin arka planında “mum söndü” olayı vardır. Peki ne yapacağız? Anlaşılıyor ki daha çok bu tür aşağılık iftiralarla karşı karşıya kalacağız, daha çok ibadet anlayışımız sorgulanacak. Her şeyden önce doğrularımızı ısrarla savunacağız. Doğrularımızı birilerinin hoşuna gidecek şekilde yansıtmayacağız. İnancımızın özü neyse onu olduğu gibi yansıtacağız. Ne eksik ne fazla doğrularımızı olduğu gibi savunacağız. İbadet anlayışımızı ve namaza bakışımızı olduğu gibi anlatıp savunacağız, savunmalıyız.Namaz bir ibadet biçimidir. Sünni anlayışın mutlaklaştırdığı bir ibadet biçimi. Biz aleviler namaz kılmayız. Elbette isteyen kılar, isteyen kılmaz. Bu, yalnız o kişinin bileceği bir istir. Başka kimseyi ilgilendirmeyen bir durumdur. Ancak bizlerin bu yaklaşımı karşısında ayni saygıyı görmüyor. Biz aleviler sürekli “neden camiye gidip namaz kılmıyorsunuz?” sorusuyla adeta adeta ***** ediliyoruz. Çünkü bu soruyu soran kişiler Müslümanlığı, İslam dinini namaz ve benzer biçimsel ibadetlere indirgiyorlar. Onlara göre her Müslüman kendileri gibi ibadet etmelidir. Eğer kendileri gibi ibadet etmiyorsa Müslüman değildir. Madem aleviler Müslümanim diyor o halde camiye gidip namaz kılmalıdırlar. Bunu yapmıyorlarsa, yani camiye gidip namaz kılmıyorlarsa Aleviler dinsizdir! Nitekim tarihte verilen fetvalar Alevilerin dinsiz olduğu ve katledilmelerinin vacip olduğu seklindedir. Ayni zihniyet devam ediyor. Zaman değişmiş olsa da, coğrafyalar farklıda olsa, teknolojide gelişmiş olsa bu zihniye için bir şey fark etmiyor. Alevilik kabul edilmiyor. Alevinin farklı olduğu ve bunun bir zenginlik olduğu görmezlikten gelinip, illa Alevilere kendi inanç anlayışı dayatılıyor. Biz aleviler bu dayatmaları tarihte olduğu gibi günümüzde de ne pahasına olursa olsun kabul etmeyeceğiz. Kabul etmeyeceğimizi ısrarla, tekrar tekrar söyleyeceğiz.Yukarıda da belirtmeye çalıştığımız gibi namaz biz Alevilere göre biçimsel bir ibadet seklidir. Biz Alevilerin temel inanışı ibadeti biçimsel olmaktan çok öz´e bağlı kalarak yerine getirmektir.Bilindiği gibi namaz Farsça bir kelimdir.</p>
<p>Namaz kelimesin Kuran´da ki karşılığı salat´tir. Salat ise dua, tanrıyı içten anıp selamlama anlamına geliyor. Allah´i içten anıp selamlamanın, duanın ise biçimi, sekli yoktur. Dua, insanin Yaratıcı ile beraberliğidir. Bunun için belli bir saat, mekan, kural yoktur. İnsan istediği vakit, istediği dilde, istediği şekilde dua edebilir, Yüce Yaratıcısına şükür edebilir. Yüce yaratıcıyı anmak, Yaratıcıyla dolu olmak, bir araya gelmek için belli bir zaman dilimi yoktur. Bu her an olmalıdır ve her anda mümkündür. İbadeti belirli zamanlarla sınırlayan kendisini biçimsel kurallar ve şekillerden arındırmamış demektir. Böylesi şekilsel bir kuşatma ise yaşamın gayesine ters bir durumdur.Bazıları ibadeti biçimsel kurallarla sinirliyor. Çokça tekrarlamak durumunda kaldığımız gibi biz Alevilerde ise ibadeti kalıplaştırmak yoktur. elbette ibadette belirli kurallar olması gerekiyor. Özellikle toplumsal olarak yerine getirilen ibadetin kuralları vardır. Ancak inancın temelidir gibi bazı yanlış uygulamalarla sırf ibadet olsun diye ibadet, ibadetin gayesini yok saymak demektir. Biz Alevilere dayatılanda budur. Deniliyor ki; “aleviler illa camiye gidin, namaz kilin”. Amaç burada ibadet ise aleviler zaten toplumsal olarak cemde ibadetlerini yerine getiriyorlar. Aleviler kimseye, “cemevine gelip cem ederek ibadet edin” gibi bir dayatmanın sahipleri değiller. Aleviler “herkesin inancı kendisine” ilkesi ile hareket ederken başkaları ısrarla Alevilere dayatmalarda bulunuyor. Hem de inançsal anlamda temeli olmayan gerekçelerle.</p>
<p>Amacımız burada Alevilerle Sünniler arasındaki inanç farklılığını bütün boyutlarıyla tartışmak değildir. Amacımız ısrarla Alevilere dayatılan “günde beş (5) kez namaz kilin böylece iyi bir Müslüman olursunuz” gibi inancı biçimsel kurallara indirgeyen, hatta neredeyse bunu inancın özü sayan mantığın yanlış olduğunu belirtmektir. Namaz, neredeyse birileri tarafından inancın asil gayesi haline getirilmiştir. “günde beş vakit namaz kılan kişi iyi bir insandır ve yaşamı anlamına uygun yasayan kişidir, kılmayan ise münafık, kafir kişidir” gibi bir anlayış ortaya çıkmıştır. Aleviler asırlardır bunun inancın özüne ters bir tutum olduğunu belirtmişlerse de, siyasi anlamda iktidarda olmadıklarından dolayı seslerini kimseye duyuramamışlardır. İnancın asil özünü takip edip uygulamak yerine gösteriş için yapılan fiillerle zamanını harcayanlara Maun suresinde söyle ikaz edilmektedir: “Dini yalanlayan gördün mü? İste yetimi itip-kakan, yoksulu doyurmayı teşvik etmeyen odur. İste namaz kılanların vay haline, ki onlar namazlarında yanılgıdadırlar, onlar gösteriş yapmaktadırlar, ve ufacık bir yardımı da engellemektedirler”. Biz Alevilerce anlaşılması gereken en önemli nokta burasıdır.Konun daha iyi anlaşılması ve doğrularımızın bilince çıkarılması için bazı tekrarları yapmak durumunda kalıyoruz. Konuya hakim olanların anlayışına sığınıyoruz.</p>
<p>Önceki satırlarda da belirtmeye çalıştığımız gibi namaz Farsça bir kelimedir. Kuran da ki karşılığı Salat´ir. Salat´in anlamı ise Allah´i içten anıp selamlama ve duadır. Bu gün egemen Sünni anlayışın günde beş vakit kıldığı ve Alevilere dayattığı ve neredeyse dinin temeli saydığı namaz ibadetinin Kuran da beş vakit olduğu yönünde acık bir beyan yoktur. Madem namaz inancın özü sayılacak kadar önemli bir ibadet neden Yüce Yaratıcı bu konuda acık ve kesin hükümler ortaya koymasın?Aleviler namazı ret etmiyor. Nitekim cem ibadetinde halka namazı sekilinde ibadetlerini yerine getiriyorlar. Ancak bu namaz hiç bir şekilde egemen Sünni anlayışın namazıyla benzer değildir. Bazıları çıkıp diyebilir ki: “su kadar milyon insan namazı böyle kılıyor da siz aleviler neden farklı anlıyor ve uyguluyorsunuz?” Hemen belirtelim ki çoğunluk her zaman doğru yapıyor anlamına gelmez.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hzali.net/alevilik/alevi-inanc-gercekligi-ve-namaz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Alevilikte 12 Hizmet</title>
		<link>http://www.hzali.net/alevilik/alevilikte-12-hizmet.html</link>
		<comments>http://www.hzali.net/alevilik/alevilikte-12-hizmet.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Jul 2009 09:52:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[12 imamlar]]></category>
		<category><![CDATA[alevi dedeleri]]></category>
		<category><![CDATA[alevilikte cem]]></category>
		<category><![CDATA[Bilal Habes]]></category>
		<category><![CDATA[Cem]]></category>
		<category><![CDATA[Cem evi]]></category>
		<category><![CDATA[dede]]></category>
		<category><![CDATA[Hz İmam ALİ İSA]]></category>
		<category><![CDATA[imam ali]]></category>
		<category><![CDATA[imam hüseyin]]></category>
		<category><![CDATA[mürşid]]></category>
		<category><![CDATA[namaz]]></category>
		<category><![CDATA[pir]]></category>
		<category><![CDATA[semah]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hzali.net/?p=134</guid>
		<description><![CDATA[1- Mürşid (Dede) Görev itibariyle Hz. Muhammed, Hz. Ali ve Haci Bektasi Veliyi temsil eder. Cem Erkani Baskanlığını yapar,ikrar alır nasip verir. Cenaze, Müsahiplik, Nikah, Sünnet, Ad takar (isim takar). 2- Rehber Görev itibariyle Imam Hüseyin´i temsil eder. Yola girmek isteyenleri hazırlar, yol gösterir. Mürşidin en yakin yardimcisidir. 3-Gözcü Görev itibariyle Ebuzer Gaffari’yi temsil eder. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>1- Mürşid (Dede)</strong><br />
Görev itibariyle Hz. Muhammed, Hz. Ali ve Haci Bektasi Veliyi temsil eder. Cem Erkani Baskanlığını yapar,ikrar alır nasip verir. Cenaze, Müsahiplik, Nikah, Sünnet, Ad takar (isim takar).</p>
<p><strong>2- Rehber</strong><br />
Görev itibariyle Imam Hüseyin´i temsil eder. Yola girmek isteyenleri hazırlar, yol gösterir. Mürşidin en yakin yardimcisidir.</p>
<p><strong>3-Gözcü </strong><br />
Görev itibariyle Ebuzer Gaffari’yi temsil eder. Rehberin yardımcısıdır. Cem’in sessiz ve sakinlik icinde gecmesini saglar. Cem’in bekcisidir.</p>
<p><strong>4- Çeragcık (Delilci) </strong><br />
Görev itibariyle Cabir El Ensari’yitemsil eder.Cem evinde bulunan aydinlatma araclarini yakar.Buhardanliklari ve Mumlari (Ceraglari) hazirlar.</p>
<p><span id="more-134"></span></p>
<p><strong>5- Zakir (Aşık) </strong><br />
Görev itibariyle Bilal Habes’i temsil eder. CEM’de Tevhid, duazde imam, Mersiye, Semah, Nevruzi ye söyler.</p>
<p><strong>6- Süpürgeci (Ferras)</strong><br />
Görev itibariyle Selman’i Piri paki temsil eder. CEM evinin sürekli temizligi ile meskul olur.</p>
<p><strong>7- Meydancı </strong><br />
Görev itibariyle Hüzeyme tül Yemeni’yi temsil eder.CEM evinde Semahserleri kaldirir. Postları yerine dizer.</p>
<p><strong>8- Niyazcı</strong><br />
Görev itibariyle Mahmut el Ensari’yi temsil eder. Kurbanlaritekbirler ve keser. Gelen Lokmalari alir ve dagilimini saglar.</p>
<p><strong>9- Ibrikcı </strong><br />
Görev itibariyle Kamber Hz.lerini temsil eder. CEM de Mürsidin ve Cem erenlerinin abdest almalarini saglar.</p>
<p><strong>10- Kapıcı</strong><br />
Görev itibariyle Gülam Keysani’yi temsil eder. Cem’e gelen erenlerin evlerini gözetler.</p>
<p><strong>11- Peyikçi </strong><br />
Görev itibariyle Amri Ayyari’yi temsil eder. Cem olacagini tüm canlara duyurur.</p>
<p><strong>12- Sakacı </strong><br />
Görev itibariyle Ammari Yaseri’yi temsil eder.Cem evinde Su Serbet, Saka, Süt v.b. dagilimini saglar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hzali.net/alevilik/alevilikte-12-hizmet.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Alevi Fıkıh Bİlgileri</title>
		<link>http://www.hzali.net/alevilik/alevi-fikih-bilgileri.html</link>
		<comments>http://www.hzali.net/alevilik/alevi-fikih-bilgileri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Jul 2009 01:27:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[abdest]]></category>
		<category><![CDATA[alevi fıkıh bilgileri]]></category>
		<category><![CDATA[alevi inancı]]></category>
		<category><![CDATA[alevilikte necasetler]]></category>
		<category><![CDATA[fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[gusül]]></category>
		<category><![CDATA[icma]]></category>
		<category><![CDATA[Kur’an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[namaz]]></category>
		<category><![CDATA[necasetler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hzali.net/?p=110</guid>
		<description><![CDATA[ŞER’İ DELİLLERİMİZ DÖRTTÜR             1-Kur’an-ı Kerim: Müslümanların elinde bulunan Mushaf-ı Şerif’in, Yüce Allah’ın Kelamı olduğuna inanıyoruz. Onda herhangi bir tahrif ve değiştirme yoktur. “Hiç şüphe yok, o aziz bir kitaptır. Ona önünden de, ardından da batıl gelmez. Hikmet sahibi, çok övülen(Allah)’in indirdiğidir.” (Fussilet/41-42)             2-Sünnet-i Nebeviyye: Bundan, Peygamber(as)’in sahih yolla bize aktarılan sözleri, davranışları ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: small;">ŞER’İ DELİLLERİMİZ DÖRTTÜR</span></p>
<h3><span style="font-family: Times New Roman;">            1-Kur’an-ı Kerim:</span></h3>
<p class="MsoNormal">Müslümanların elinde bulunan Mushaf-ı Şerif’in, Yüce Allah’ın Kelamı olduğuna inanıyoruz. Onda herhangi bir tahrif ve değiştirme yoktur. <strong>“Hiç şüphe yok, o aziz bir kitaptır. Ona önünden de, ardından da batıl gelmez. Hikmet sahibi, çok övülen(Allah)’in indirdiğidir.”</strong> (Fussilet/41-42)</p>
<h3><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">            2-Sünnet-i Nebeviyye:</span></h3>
<p class="MsoNormal">Bundan, Peygamber(as)’in sahih yolla bize aktarılan sözleri, davranışları ve onaylarını kasdediyoruz. Kur’an’dan sonra şer-i hükümlerin ikinci kaynağının sünnet olduğuna inanıyoruz. Kur&#8217;an&#8217;ın hükümlerinden birini inkar edenin kafir olacağı gibi kesin sünnetle sabit olan bir hükmü inkar edeni de kafir sayarız. <strong>Çünkü Sünnet-i Nebeviyye’nin kesinlikle Kur&#8217;an&#8217;ı Kerim ile çelişmeyeceğine inanıyoruz. Aynı şekilde Ehl-i Beyt imamlarının da sahih yolla bize aktarılan sözleri, davranışları ve onaylarını Sünnet-i Nebeviyye gibi delil kabul ederiz.</strong></p>
<h3><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">            3-İcma:</span></h3>
<p class="MsoNormal">İçlerinden masum imamın da bulunması itibariyle müslümanların icma ettikleri bir hükmün (Kur&#8217;an ve Sünnet’teki delilini bilmesek dahi) bizim için kesin geçerli olduğuna inanıyoruz. İcma, bu anlamıyla kesinlikle Kur&#8217;an ve Sünnet’e ters düşmez.</p>
<h3><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">            4-Akıl:</span></h3>
<p class="MsoNormal">Akli delil, nedenler zinciriyle ilgili veya aklın tek başına hüküm verebileceği konularda geçerli bir delildir. Bu delil, bize göre fıkıhta yalnız müctehidin yararlanabileceği bir delildir. Müctehid, Şer’i hükümleri kaynaklarından çıkarma gücüne sahip olan kimseye denir. Halk da şer’i hükümlered, Hz.İmam Mehdi’den(as) gelen bir hadis uyarınca, “Nefsini (ganahlardan) koruyan, dinine sahip çıkan, nefsani tutkularına kapılmayan, Mevla’sının emirlerine uyan” bir müctehidi taklid etmelidirler.</p>
<p class="MsoNormal"><span id="more-110"></span></p>
<h3><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">            </span><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">FIKHI BİLGİLERE AİT İZLENECEK YOL</span></h3>
<p class="MsoNormal">Her Alevi daha önceki bölümde açıklamaya çalıştığımız usul-i din’e kendi aklı oranında inanmalıdır ve kendince onlara delil getirmelidir. Fakat islam dinine ait fıkhi konularda ise şu üç durumdan birine tabi olmalıdır.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 37.85pt; text-indent: -18pt;">1-<span style="font-weight: normal; font-size: 7pt; font-style: normal; font-family: Times New Roman; font-variant: normal;">     </span>Ya Müctehid olup delillerden çıkarabilmelidir. Yani kendisi yukarda sayılan şer’i delillerden hüküm çıkarabilecek konumda olmalıdır.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 37.85pt; text-indent: -18pt;">2-<span style="font-weight: normal; font-size: 7pt; font-style: normal; font-family: Times New Roman; font-variant: normal;">     </span>Ya bir Müctehidi taklid etmelidir. Yani taklid ettiği müctehidin emirlerine göre hareket etmelidir.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 37.85pt; text-indent: -18pt;">3-<span style="font-weight: normal; font-size: 7pt; font-style: normal; font-family: Times New Roman; font-variant: normal;">     </span>Ve ya İhtiyat yoluyla amel etmelidir. Fakat bu ihtiyatta mutlaka yakini olmalıdır. İhtiyatla amel etmeyenlerin bir müctehidi taklid etmeleri farzdır.</p>
<h3><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">            Hükümlerde Taklid</span></h3>
<p class="MsoNormal">Hükümlerde taklid, müctehidin fetvalarına göre amel etmektir. Taklid edilecek müctehid erkek, baliğ, akıllı, Alevi, helal-zade, hayatta ve adil olmalıdır. Yine, ihtiyaten farz olarak, taklid edilecek müctehid dünyaya düşkün olmamalı ve diğer müctehidlerden a’lem olmalı, yani Allah’ın hükmünü anlamada kendi zamanının diğer müctehidlerinin hepsinden üstün olmalıdır.</p>
<p class="MsoNormal">İnsanın taklid ettiği müctehid dünyadan göçerse, hayatta olan bir müctehidi taklid etmelidir. Ama bazı meselelerde bir müctehidin fetvalarına göre amel etmiş olan kimse, o müçtehidin ölümünden sonra bütün meselelerde onu taklid edebilir.</p>
<p class="MsoNormal">Müctehidin fetvasını elde etmenin dört yolu vardır:</p>
<p class="MsoNormal">1-Müctehidin kendisinden işitmek,</p>
<p class="MsoNormal">2-Müctehidin fetvasını nakleden iki adil kişiden işitmek,</p>
<p class="MsoNormal">3-Güvenilir ve doğru konuşan bir kimseden işitmek,</p>
<p class="MsoNormal">4-Müctehidin risalesinde (İlmihal kitabında) görmek, eğer insan o risalenin doğruluğuna güveniyorsa.</p>
<h3><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">            NECASETLER</span></h3>
<p class="MsoNormal">Necasetler 11 Tanedir:</p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 37.85pt; text-indent: -18pt;"><span style="color: #990000;"><strong>1-</strong><span style="font-weight: 700; font-size: 7pt; font-style: normal; font-family: Times New Roman; font-variant: normal;">     </span></span>Bevl,</p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 37.85pt; text-indent: -18pt;"><span style="color: #990000;"><strong>2-</strong><span style="font-weight: 700; font-size: 7pt; font-style: normal; font-family: Times New Roman; font-variant: normal;">     </span></span>Gait,</p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 37.85pt; text-indent: -18pt;"><span style="color: #990000;"><strong>3-</strong><span style="font-weight: 700; font-size: 7pt; font-style: normal; font-family: Times New Roman; font-variant: normal;">     </span></span>Meni,</p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 37.85pt; text-indent: -18pt;"><span style="color: #990000;"><strong>4-</strong><span style="font-weight: 700; font-size: 7pt; font-style: normal; font-family: Times New Roman; font-variant: normal;">     </span></span>Murdar,</p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 37.85pt; text-indent: -18pt;"><span style="color: #990000;"><strong>5-</strong><span style="font-weight: 700; font-size: 7pt; font-style: normal; font-family: Times New Roman; font-variant: normal;">     </span></span>Kan,</p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 37.85pt; text-indent: -18pt;"><span style="color: #990000;"><strong>6-</strong><span style="font-weight: 700; font-size: 7pt; font-style: normal; font-family: Times New Roman; font-variant: normal;">     </span></span>Köpek,</p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 37.85pt; text-indent: -18pt;"><span style="color: #990000;"><strong>7-</strong><span style="font-weight: 700; font-size: 7pt; font-style: normal; font-family: Times New Roman; font-variant: normal;">     </span></span>Domuz,</p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 37.85pt; text-indent: -18pt;"><span style="color: #990000;"><strong>8-</strong><span style="font-weight: 700; font-size: 7pt; font-style: normal; font-family: Times New Roman; font-variant: normal;">     </span></span>Kafir,</p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 37.85pt; text-indent: -18pt;"><span style="color: #990000;"><strong>9-</strong><span style="font-weight: 700; font-size: 7pt; font-style: normal; font-family: Times New Roman; font-variant: normal;">     </span></span>Şarap,</p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 37.85pt; text-indent: -18pt;"><span style="color: #990000;"><strong>10-</strong><span style="font-weight: 700; font-size: 7pt; font-style: normal; font-family: Times New Roman; font-variant: normal;">  </span></span>Bira,</p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 37.85pt; text-indent: -18pt;"><span style="color: #990000;"><strong>11-</strong><span style="font-weight: 700; font-size: 7pt; font-style: normal; font-family: Times New Roman; font-variant: normal;"> </span></span>Necaset yiyen devenin teri,</p>
<h3><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">            NECASETİ TEMİZLEYİCİLER:</span></h3>
<p class="MsoNormal">On şey necaseti temizler ve onlara Mutahhirat (Temizleyiciler) denir.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 37.85pt; text-indent: -18pt;"><span style="color: #990000;"><strong>1-</strong><span style="font-weight: 700; font-size: 7pt; font-style: normal; font-family: Times New Roman; font-variant: normal;">     </span></span>Su; Necasetin çeşidine göre ayrı ayrı şekillerde, belirtilen şekilde yıkamakla necaset temizlenir. Bu usuller fıkıh kitaplarında yazılıdır.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 37.85pt; text-indent: -18pt;"><span style="color: #990000;"><strong>2-</strong><span style="font-weight: 700; font-size: 7pt; font-style: normal; font-family: Times New Roman; font-variant: normal;">     </span></span>Yer; Yer, ayağın altını ve necis ayakkabının altını 3 şartla temizler.*Yer temiz olmalı, *Kuru olmalı, *Yol yürümek veya ayağı yere sürtmekle yok olmuş olmalıdır.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 37.85pt; text-indent: -18pt;"><span style="color: #990000;"><strong>3-</strong><span style="font-weight: 700; font-size: 7pt; font-style: normal; font-family: Times New Roman; font-variant: normal;">     </span></span>Güneş; Güneş, yeri, binaları, kapı ve pencere gibi binalarda kullanılan şeyleri ve ayrıca binadan bir parça sayılan ve binaya çakılan çivileri altı şartla temizler; bu şartlar ilmihal kitaplarında ayrıntılı olarak açıklanmıştır.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 37.85pt; text-indent: -18pt;"><strong><span style="color: #990000;">4-</span></strong><span style="font-weight: 700; font-size: 7pt; font-style: normal; font-family: Times New Roman; font-variant: normal;"><span style="color: #990000;">       </span></span><span style="font-weight: normal; font-size: 7pt; font-style: normal; font-family: Times New Roman; font-variant: normal;"> </span>İstihale; Necis olan bir şeyin cinsi, temiz bir şey olacak şekilde değişirse temiz olur ve buna istihale oldu denir.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 37.85pt; text-indent: -18pt;"><span style="color: #990000;"><strong>5-</strong><span style="font-weight: 700; font-size: 7pt; font-style: normal; font-family: Times New Roman; font-variant: normal;">       </span></span>İntikal; İnsan kanı veya sıçrayan kana sahip hayvanın kanı, sıçrayan kanı olmayan bir hayvanın vücuduna gider ve o hayvanın kanı sayılırsa temiz olur. Ve buna “İntikal” denir.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 37.85pt; text-indent: -18pt;"><span style="color: #990000;"><strong>6-</strong><span style="font-weight: 700; font-size: 7pt; font-style: normal; font-family: Times New Roman; font-variant: normal;">       </span></span>İslam; Eğer kafir, Kelime-i Şehadeti söylerse müslüman olur, müslüman olduktan sonra onun bedeni, tükürüğü ve teri temizdir.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 37.85pt; text-indent: -18pt;"><span style="color: #990000;"><strong>7-</strong><span style="font-weight: 700; font-size: 7pt; font-style: normal; font-family: Times New Roman; font-variant: normal;">     </span></span>Tabeiyyet; Necis bir şeyin, başka necis bir şeyin temizlenmesiyle temizlenmesine tebeiyyet denir. Ör: Eliyle bir şeyi yıkayan kimse, o şeyi ve elini birlikte yıkarsa o şeyin temizlenmesinden sonra eli de temizlenmiş olur.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 37.85pt; text-indent: -18pt;"><span style="color: #990000;"><strong>8-</strong><span style="font-weight: 700; font-size: 7pt; font-style: normal; font-family: Times New Roman; font-variant: normal;">     </span></span>Ayni-i necisin bertaraf olması,</p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 37.85pt; text-indent: -18pt;"><span style="color: #990000;"><strong>9-</strong><span style="font-weight: 700; font-size: 7pt; font-style: normal; font-family: Times New Roman; font-variant: normal;">     </span></span>Necis yiyen hayvanın istibrası; Yani artık “necaset yiyen” denmeyecek kadar necaset yemesi önlenmeli ve ona temiz yiyecekler verilmelidir.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 37.85pt; text-indent: -18pt;"><span style="color: #990000;"><strong>10-</strong><span style="font-weight: 700; font-size: 7pt; font-style: normal; font-family: Times New Roman; font-variant: normal;"> </span></span>Müslümanın kabolması; Müslümanın bedeni veya elbisesi yada onun ihtiyarında olan kap, halı ve benzeri şeyler necis olsa ve o müslüman kaybolsa; insan, onu yıkadığına veya akar suya düşmek dolayısıyla o şeyin temizlendiğine ihtimal verirse ondan sakınmak gerekmez.</p>
<h3><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">            ABDEST</span></h3>
<p class="MsoNormal">Allah buyuruyor; <strong>“Ey İman edenler! Namaz için kalktığınızda (abdestsiz iseniz) yıkayınız yüzlerinizi ve dirseklerle birlikte ellerinizi, meshediniz başınızın bir kısmını ve kaab kemiklerine kadar ayaklarınızı&#8230;” </strong>(Maide-5</p>
<p class="MsoNormal">Beşinci İmamımız İmam Muhammed Bagır(as), Resulullah(sav) efendimizin abdest alışını fiili olarak şöyle tarif ettiler;  “İmam, su dolu bir kap istedi. Önce ellerini yıkadı, sonra kabdan bir avuç su aldı, onunla yüzünün üst tarafından aşağıya doğru çekerek yüzünü yıkadı. Sonra bir avuç su alıp, dirsekten parmak uçlarına kadar sağ kolunu yıkadı. Sol kolunu da aynı şekilde yıkadı. Sonra, elindeki kalan ıslaklık ile başının ön tarafından bir kısmını meshetti, yine ellerinin ıslaklığı ile parmak uçlarından kaab kemiklerine (bilek hizasına) kadar ayaklarını meshetti.” (Furu-u kafi; c.3, s.24)</p>
<p class="MsoNormal">İşte, Allah’ın emrettiği ve peygamberimizin de almış olduğu abdest böyle idi.</p>
<blockquote>
<h3><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">            ABDESTİN FARZLARI</span></h3>
</blockquote>
<p class="MsoNormal"><strong>1-Niyet; </strong>Allah’a yakınlaşmaya, abdest almaya kalb ile yönelmektir. Kalbinden geçirmektir.</p>
<p class="MsoNormal"><strong>2-Yıkamak:</strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>a) Yüzü yıkamak;<span style="color: #990000;"> </span></strong>Yüzü, uzunluğuna, yukarıdan aşağıya doğru saçların çıktığı yerden çenenin sonuna kadar; enine ise; orta parmakla baş parmak arası kadar yıkamak gerekir. Yüzü yıkamak yukarıdan aşağıya (alından çeneye) doğru olmalıdır.</p>
<p class="MsoNormal"><strong>b) Dirseklerle birlikte elleri yıkamak;</strong> Eller dirseklerden aşağıya doğru parmak uçlarına kadar yıkanmalıdır.</p>
<p class="MsoNormal"><strong>3- Meshetmek</strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>a) Başı meshetmek; </strong>Başın, alın hizasına düşen kısmından bir bölümü meshedilmelidir. Mesh; yüz ve dirseklerle birlikte eller yıkandıktan sonra eldeki geriye kalan ıslaklık ile yapılmalıdır. <strong><em>Hariçten su alınmamalıdır.</em></strong> Eğer eller kurumuş ise, yıkanmış yerlerden el rutubetlendirilir, bu ıslaklık ile mesh edilir.</p>
<p class="MsoNormal"><strong>b) Ayakları meshetmek;</strong> Direkt ayağa eldeki rutubetle, baş parmak ucundan topuk hizasındaki çukura kadar meshedilir. Hariçten su alınmalıdır. Eğer eller kurumuş ise, yıkanmış yerlerden el rutubetlendirilir, bu ıslaklık ile mesh edilir.</p>
<p class="MsoNormal">Ayak yıkamak veyahut mesh denilen ayakkabıya veya çorap üzerinden meshedilemez.</p>
<p class="MsoBodyTextIndent">Abdestte yüzü ve elleri yıkamak ile başın önünü ve ayakların üzerini meshetmek farzdır.</p>
<p class="MsoNormal">Ağza ve burna su vermek müstehaptır. İstenirse yapılan amellerdir, zorunlu değildir.</p>
<p class="MsoNormal">Abdestin sahih olmasının şartları fıkıh kitaplarında ayrıntılı olarak açıklanmıştır.</p>
<h3><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">            FARZ GUSÜLLER</span></h3>
<p class="MsoNormal">Farz gusüller yedi tanedir.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 37.85pt; text-indent: -18pt;"><span style="color: #990000;"><strong>1-</strong><span style="font-weight: 700; font-size: 7pt; font-style: normal; font-family: Times New Roman; font-variant: normal;">     </span></span>Cenabet güslü;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 37.85pt; text-indent: -18pt;"><span style="color: #990000;"><strong>2-</strong><span style="font-weight: 700; font-size: 7pt; font-style: normal; font-family: Times New Roman; font-variant: normal;">     </span></span>Hayız guslü,</p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 37.85pt; text-indent: -18pt;"><span style="color: #990000;"><strong>3-</strong><span style="font-weight: 700; font-size: 7pt; font-style: normal; font-family: Times New Roman; font-variant: normal;">     </span></span>Nifas guslü,</p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 37.85pt; text-indent: -18pt;"><span style="color: #990000;"><strong>4-</strong><span style="font-weight: 700; font-size: 7pt; font-style: normal; font-family: Times New Roman; font-variant: normal;">     </span></span> İstihaze guslü,</p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 37.85pt; text-indent: -18pt;"><span style="color: #990000;"><strong>5-</strong><span style="font-weight: 700; font-size: 7pt; font-style: normal; font-family: Times New Roman; font-variant: normal;">     </span></span>Ölüye değme guslü,</p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 37.85pt; text-indent: -18pt;"><span style="color: #990000;"><strong>6-</strong><span style="font-weight: 700; font-size: 7pt; font-style: normal; font-family: Times New Roman; font-variant: normal;">     </span></span>Ölü guslü,</p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 37.85pt; text-indent: -18pt;"><span style="color: #990000;"><strong>7-</strong><span style="font-weight: 700; font-size: 7pt; font-style: normal; font-family: Times New Roman; font-variant: normal;">     </span></span>Nezir, yemin ve benzeri şeyler nedeniyle farz olan gusül.</p>
<p class="MsoNormal">İster farz olsun ister müshehap gusül şu şekilde alınır; Önce bedenin temizlenmesi gerekir(suyun geçmesine engel olacak şeylerden vücud temizlenir), sonra niyet edilir ve Beden üç’e ayrılır. Önce baş ve boyun, sonra bedenin sağ tarafı sağ omuzdan aşağı, sonra sol tarafı sol omuzdan aşağı doğru yıkanmalıdır.</p>
<p class="MsoNormal">Burada kuru yerin kalmaması farzdır.</p>
<h3><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">            NAMAZ</span></h3>
<p class="MsoNormal">Namaz dini amellerin en mühimidir, eğer Alemlerin Rabbi huzurunda kabul buyurulursa diğer ibadetler de kabul olur, eğer kabul buyurulmazsa diğer ameller de kabul olmaz. İnsanın namazı vaktin başlarında kılması iyidir. Resulullah(sav) buyuruyor: “Namaza ehemmiyet vermeyip onu hafife alan bir kimse, ahiret azabına layıktır.” İnsan dikkat edip namazları acele ve hızlı <strong><span style="text-decoration: underline;">kılmamalı </span></strong>ve namazdayken Allah’ı hatırlayıp huzu’, huşu ve vakar içerisinde olup kiminle konuştuğuna dikkat etmeli ve kendisini, Alemlerin Rabbinin azamet ve büyüklüğü karşısında çok hakir ve naçiz bir şey görmelidir. Eğer insan, namazdayken bu hale tam dikkat ederse kendisinden habersiz olur. Yine namaz kılan kimse, tevbe ve istiğfar etmeli ve namazın kabulüne engel olan hased, kibir, gıybet, haram yemek, içki içmek, humus ve zekat vermemek gibi günahları ve hatta bütün günahları terketmeli. Ayrıca namazın sevabını azaltan işleri yapmaması, mesela, uykulu bir halde iken ve idrarı sıkıştırdığı bir halde namaza durmaması ve namaz esnasında gökyüzüne bakmaması iyidir ve yine namazın sevabını artıran işleri de yerine getirmesi, mesela, akik yüzük takması, temiz elbise giymesi, taranması, misvak kullanması (dişleri fırçalaması) ve güzel koku sürmesi iyidir.</p>
<h3><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">            FARZ NAMAZLAR</span></h3>
<p class="MsoNormal">Farz namazlar altıdır;</p>
<p class="MsoNormal"><strong>1-Günlük namazlar; </strong> Günlük farz namazlar beştir.Sabah, İki rek’at; Öğle ve İkindi, her biri dört rek’at;  Akşam, üç rek’at; Yatsı, dört  rek’at olup toplam onyedi rek’at farz namaz vardır. Yalnız yolculukta iken dört rekatlı namazlar ikişer rekat olarak günlük farz namaz toplam onbir rekat olarak kılınır.</p>
<p class="MsoNormal"><strong>2-Ayat namazı;</strong> Zelzele, güneş tutulması, ay tutulması gibi insanları korkutacak olaylarda farz olan namazdır.</p>
<p class="MsoNormal"><strong>3-Cenaze namazı; </strong>Ölüyü defnetmeden evvel cemaatle yapılan duadır.</p>
<p class="MsoNormal"><strong>4-Tavaf namazı; </strong>Hacca giden yada umre yapan kimsenin kılması gereken namazdır.</p>
<p class="MsoNormal"><strong>5-Büyük oğul üzerine farz olan babanın kaza namazı; </strong>Eğer baba, namaz ve orucunu yerine getirmemiş olursa, Allah’ın emrine itaatsizlikten terketmeyip kaza edebilecek halde imişse, ölümünden sonra büyük oğula kaza etmesi farzdır; ya onları kendisi yerine getirir veya başkasına yaptırır. Allah’ın emrine itaatsizlikten terketmiş olsa bile ekseri ulemanın fetvalarına göre farz olarak büyük oğul aynı şekilde amel etmelidir. Babanın yolculukta tutmadığı bir orucu kaza etmesi mümkün olmamışsa bile yine aynı şekilde büyük oğul kaza etmelidir.</p>
<p class="MsoNormal"><strong>6-Ücret, nezir, yemin, ahd dolayısıyla farz olan namaz; </strong>Bir kimse, başka bir kimsenin yerine veyahut kendi kendisine ahdederek, yemin ederek yada herhangi birisinin kaza namazını eda için ücret karşılığında kılınan namazlar.</p>
<h3><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">            NAMAZIN FARZLARI</span></h3>
<p class="MsoNormal">Namazın farzları Onbirdir;</p>
<p class="MsoBodyTextIndent2">Bu farzların bazıları rükundur. Yani bunları bilerek veya bilmeyerek eksik veya fazla yapmak namazı bozar. Bunlar beş tanedir, 1-Niyet, 2- İftitah (Başlangıç) Tekbiri, 3- Kıyam, 4-Rükü, 5-Secdeler</p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 37.85pt; text-indent: -18pt;"><strong>1-<span style="font-weight: normal; font-size: 7pt; font-style: normal; font-family: Times New Roman; font-variant: normal;">      </span>Niyet; </strong>İnsanın yaptığı şeyi ve niçin yaptığını kalbinden geçirmesidir. Mesela; dört rek’at öğle namazı kılıyorum kurbeten ilallah sözünü diliyle söylemesi gerekmez.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 37.85pt; text-indent: -18pt;"><strong>2-<span style="font-weight: normal; font-size: 7pt; font-style: normal; font-family: Times New Roman; font-variant: normal;">      </span>Kıyam; </strong>Ayakta durmak, elleri yanlara salmak.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 37.85pt; text-indent: -18pt;"><strong>3-<span style="font-weight: normal; font-size: 7pt; font-style: normal; font-family: Times New Roman; font-variant: normal;">      </span>Tekbir;</strong> Her namazın başlangıcında ve her rükun’un aralarında geçiş için söylenen “Allahu Ekber” sözü.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 37.85pt; text-indent: -18pt;"><strong>4-<span style="font-weight: normal; font-size: 7pt; font-style: normal; font-family: Times New Roman; font-variant: normal;">      </span>Rüku; </strong>Elleri dize koyarak eğilmek.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 37.85pt; text-indent: -18pt;"><strong>5-<span style="font-weight: normal; font-size: 7pt; font-style: normal; font-family: Times New Roman; font-variant: normal;">      </span>Secdeler;</strong> Alnın, avuç ayalarının, dizlerin ve ayak parmak uçlarının yere değmesi. Burnun değmesi ise sünnettir.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 37.85pt; text-indent: -18pt;"><strong>6-<span style="font-weight: normal; font-size: 7pt; font-style: normal; font-family: Times New Roman; font-variant: normal;">      </span>Kıraat (Okumak); </strong>Fatiha suresi ve tam bir sureyi okumak.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 37.85pt; text-indent: -18pt;"><strong>7-<span style="font-weight: normal; font-size: 7pt; font-style: normal; font-family: Times New Roman; font-variant: normal;">      </span>Zikr; </strong>Rukü ve secde de Allah’ı anmak.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 37.85pt; text-indent: -18pt;"><strong>8-<span style="font-weight: normal; font-size: 7pt; font-style: normal; font-family: Times New Roman; font-variant: normal;">      </span>Teşehhüd;</strong> İnsan bütün farz namazların ikinci rekatlarında, akşam namazının üçüncü rekatında, ikindi, yatsı ve öğlen namazlarının iki ve dördüncü rekatlarında bedeni sakin olduğu halde oturması.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 37.85pt; text-indent: -18pt;"><strong>9-<span style="font-weight: normal; font-size: 7pt; font-style: normal; font-family: Times New Roman; font-variant: normal;">      </span>Selam; </strong>Namazı bitirmek için, teşehhüdden sonra okumak.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 37.85pt; text-indent: -18pt;"><strong>10-<span style="font-weight: normal; font-size: 7pt; font-style: normal; font-family: Times New Roman; font-variant: normal;">  </span>Tertib; </strong>Namazı sırası ile kılmak.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin-left: 37.85pt; text-indent: -18pt;"><strong>11-<span style="font-weight: normal; font-size: 7pt; font-style: normal; font-family: Times New Roman; font-variant: normal;">  </span>Muvalat; </strong>Namazın farzların peşpeşe ve aralıksız yerine getirmek.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hzali.net/alevilik/alevi-fikih-bilgileri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İmam Aliyy&#039;ür Rıza</title>
		<link>http://www.hzali.net/14-masum/imam-aliyyur-riza.html</link>
		<comments>http://www.hzali.net/14-masum/imam-aliyyur-riza.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Jun 2009 20:55:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[14 masum]]></category>
		<category><![CDATA[12 imamlar]]></category>
		<category><![CDATA[alevi]]></category>
		<category><![CDATA[Aliyy'ür Rıza]]></category>
		<category><![CDATA[Cafer'üs Sadık]]></category>
		<category><![CDATA[Cafer-i]]></category>
		<category><![CDATA[Cafer-i Sadık]]></category>
		<category><![CDATA[hicret]]></category>
		<category><![CDATA[Hz Ali]]></category>
		<category><![CDATA[hz muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[namaz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hzali.net/?p=47</guid>
		<description><![CDATA[Hz.İmâm Aliyy’ür Rızâ, Hicret’in 150. yılında Zilkade ayının 11. gününde Medine-i Münevvere’de dünyaya gelmişlerdir. Babaları Hz.İmâm Mûsâ-i Kâzım, valideleri Tâhire hatundur. Hz.İmâm Aliyy’ür Rızâ’nın künyeleri “Ebû’l-Hasan”dır. Lâkapları “Rızâ, Sâbir, Radıyy, Zekiyy” ve “Veliyy”dir. En meşhur lâkapları “Rızâ”dır. Allah-ü Taâlâ’ya ve Peygamberine râzı olduklarından, herkesin râzılığını kazandıklarından dolayı, bu lâkapla anılmışlardır. Hz.İmâm Aliyy’ür Rızâ’nın 4 erkek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="anatabloYaziGrup">Hz.İmâm Aliyy’ür Rızâ, Hicret’in 150. yılında Zilkade ayının 11. gününde Medine-i Münevvere’de dünyaya gelmişlerdir. Babaları Hz.İmâm Mûsâ-i Kâzım, valideleri Tâhire hatundur.</p>
<p>Hz.İmâm Aliyy’ür Rızâ’nın künyeleri “Ebû’l-Hasan”dır. Lâkapları “Rızâ, Sâbir, Radıyy, Zekiyy” ve “Veliyy”dir. En meşhur lâkapları “Rızâ”dır. Allah-ü Taâlâ’ya ve Peygamberine râzı olduklarından, herkesin râzılığını kazandıklarından dolayı, bu lâkapla anılmışlardır.</p>
<p>Hz.İmâm Aliyy’ür Rızâ’nın 4 erkek 1 kız olmak üzere 5 evlâdı olmuştur. Soyları Hz.İmâm Muhammed’ül Takiyy’ül Cevâd’tan yürümüştür. Hz.İmâm Aliyy’ür Rızâ, babaları Hz.İmâm Mûsâ-i Kâzım’ın Hak’ka kavuştuklarında, 31 yaşındaydı.</p>
<p>Hz.İmâm Mûsâ-i Kazım’ın ashâbından Muhammed bin İshak, Hz.İmâm’a;<br />
“Dînimin esaslarını kimden öğreneyim, bana uyacağım kişiyi bildirmez misin?” dedim.<br />
Hz.İmâm:<br />
“Oğlum Ali’dir” buyurdular.</p>
<p>Esasen Hz.İmâm Mûsâ-i Kâzım’da, kendilerinden sonra oğlu Aliyy’ür Rızâ’nın, imâm olacağını birçok vesilelerle ve birçok defa söylemişlerdi.</p>
<p>Bir gün Hz.İmâm Mûsâ-i Kâzım, ashâbının ileri gelenlerini toplamış, onlara;<br />
“Biliyor musunuz, sizi niye çağırdım” buyurmuştur.<br />
“Bilmiyoruz” demeleri üzerine, oğlu Aliyy’ür Rızâ’yı göstererek;<br />
“Bu oğlum vasîymdir; benden sonra yerime o geçecek, halîfem o dur. Kime borcum var ise o ödeyecektir.” buyurmuşlardır.</p>
<p>Bir gün de evlâdına, Hz.İmâm Aliyy’ür Rızâ’yı göstererek;<br />
“Bu oğlum” buyurmuşlardır; “Âl-i Muhammed’in bilginidir.”</p>
<p>Hz.İmâm Mûsâ-i Kâzım, babaları Hz.İmâm Cafer’üs Sâdık’ın kendilerine;<br />
“Âl-i Muhammed’in bilgini senin sulbünde; O Emîr’ül-mü’minîn adaşıdır, keşke onun zamanına erişebilsem” diye buyurduklarını, rivâyet ederler.</p>
<p class="anatabloYaziGrup"><span id="more-47"></span><br />
İbrahim bin Abbas’is-Savli der ki:<br />
“Hiç kimseyi görmedim ki Hz.İmâm Rızâ’ya bir soru sorsun da cevâbını almasın, ondan bilgin bir kimseye rastlamadım. Me’mûn, ona her hususa ait sorular sorar, adeta onu imtihana çeker, fakat her sorusunun da cevâbını alırdı. Ondan üstün bir kimseyi ne gördüm, ne işittim. Sözleriyle, hareketleriyle hiçbir kimseyi incitmemiştir. Söyleyeni, sözü bitinceye kadar dinler, kimsenin sözünü kesmezdi. İhtiyacı olup da kendisine baş vuran mahrum dönmezdi.</p>
<p>Hiç kimsenin yanında, ayağını uzattığı görülmemiştir. Hizmet edenlerine bile kötü söz söylediği, kötü muamelede bulunduğu olmazdı. Yemeklerini kendisine hizmet edenlerle yer, seyisini bile sofrasına oturturdu. Sadakası pek boldu. İhtiyaç sahiplerine, muhtaç oldukları şeyleri geceleyin gizlice kendisi götürür, kim olduğunu bildirmeden verir, dönerdi. Her ayın üç günü oruç tutardı. Gece namazını pek bırakmazdı. Gece uykusu pek azdı.”</p>
<p>Hârun’ür-Reşid, Hicri 193. yılında 44 yaşında öldü. 23 yıl hükümdarlık etmişti. Zamanı, İslâm tarihinin ilim, fen, sanat ve edebiyat bakımından en ileri devri olmakla beraber; zulüm, kahır, sefâhat ve sefâlet bakımından da en karanlık devriydi.</p>
<p>Hârun’ür-Reşid’in ölümünden sonra oğlu Emin saltanat tahtına oturdu. Hârun’ür-Reşid, Emin’i velîahd yapmış, ondan sonra da kardeşi Me’mûn’un, hükümdar olmasını kararlaştırmıştı. Emin, hükümdar olunca kardeşi Me’mûn’u velîahdlıktan azletti. Çünkü saltanatı oğlu Abdullah’a bırakmak istiyordu. Emin bu konuda kendisine engel olmak isteyen kimseyi dinlemedi ve kardeşi Me’mûn’u ortadan kaldırmak için, ordusunu üzerine gönderdi, fakat ordusu bozuldu ve kendisi Hicri 198. yılında öldürüldü. Başı, kardeşi Me’mûn’a gönderildi.</p>
<p>Rivâyete göre Me’mûn, kardeşi Emin’le savaşırken ona üst olursa, halîfeliği Hz.Ebû Tâlib soyundan en üstün birisine vermeyi adamıştı ve bu konuda şöyle söylediğini bildirirler:<br />
“Yeryüzünde Hz.İmâm Rızâ’dan daha üstün birini bilmiyorum.”</p>
<p>Halîfe Me’mûn kardeşi ile olan savaşı kazandıktan sonra, Hz.İmâm Aliyy’ür Rızâ’ya bir mektup göndererek, hilâfeti kendilerine terk edeceğini bildirdi. Hz.İmâm Aliyy’ür Rızâ birçok sebepler ileri sürerek bu teklifi kabul etmediler. Me’mûn, Medine Vâlisine bir mektup gönderek Hz.İmâm Aliyy’ür Rızâ’yı, Kûfe ve Kum yoluyla değil de Basra ve Ehvaz yoluyla, Merv’e göndermesini emretmişti.</p>
<p>Hz.İmâm Aliyy’ür Rızâ, Hicret’in 201. yılında Mekke’den hareket ettiler. Hz.İmâm Nişabur’a gelince şehrin büyükleri onları karşıladılar. Bilginler nöbetle Hz.İmâm’ın bineklerinin yularını ellerine alıyorlar, halk her yandan bu muhteşem alayı karşılıyordu. Ertesi gün hareket ettikleri sırada Horasan’ın ünlü bilginlerinden birkaçı, Hz.İmâm’ın katırlarının yularını tutup and vererek, bir hadîs rivâyet etmelerini istediler.</p>
<p>Hz.İmâm Aliyy’ür Rızâ, mahâfilden başlarını çıkarıp şu hadîsi beyân buyurdular:<br />
“Babam Mûsâ bin Cafer-il Kâzım bana dedi ki; babam Cafer’üs Sâdık buyurdu; babam Muhammed’ül-Bâkır bana; babam Ali bin Hüseyin Zeynel Âbidin söyledi dedi. O da, babam Hüseyin bin Aliyy’iş şehit bana; babam Emîr’ül-mü’minin Ali bin Ebû Tâlib dedi ki, buyurdu; kardeşim ve amcamın oğlu Abdullah oğlu Muhammed buyurdular ki; bana Cebrâil söyledi; O da noksan sıfatlardan münezzeh ulu Allah’tan duydum, buyurdu ki; «Allah’tan başka yoktur tapacak (Lâ ilâhe ill’Allah). Bunlar benim “Ehl-i Beyt’im”dir. Kim “Ehl-i Beyt’ime” dahil oldu ise azâbımdan emindir»”</p>
<p>Hz.İmâm Aliyy’ür Rızâ bu hadîs-i şerifi, altın zincirle yani “Ehl-i Beyt” yoluyla Allah-ü Taâlâdan, Cebrâil vasıtasıyla Hz.Peygamber’e; ondan, babadan oğula hep imâmlar yoluyla gelen bu hadîs-i kudsîyi buyurmuşlar ve hadîs’e şu sözleri eklemişlerdi: “Fakat şartlarıyla; bende onun şartlarındanım.” Bu sûretle imâmetin dindeki yerini bildirmişlerdi.</p>
<p>Hz.İmâm Aliyy’ür Rızâ, gideceği yere varınca kendilerini o günkü halîfe Me’mûn, veziri, bilginler, seyyidler ve Abbas oğulları soyuna mensub olanlar karşıladılar. Hz.İmâm, Me’mûn ve veziri ile saraya vardılar.</p>
<p>Birkaç gün sonra hilâfet meselesi konuşulmaya başlandı. Me&#8217;mûn, hilâfeti Hz.İmâm Aliyy’ür Rızâ&#8217;ya vermek istiyordu. Hz.İmâm, bunu kabul buyurmadılar, hatta halka duyurulmamasını istediler. Bunun üzerine Me’mûn, velîahdlığı kabul buyurmalarını istedi ve bu hususta hiçbir özrünün kabul edilmeyeceğini bildirdi.</p>
<p>Hz.İmâm Aliyy’ür Rızâ, bu zorlama üzerine memleket işlerine karışmamak, hiçbir sûretle bir işe dair emir vermemek, hiçbir kimseyi bir vazifeye tayîn etmemek ve vazifeden azletmemek şartlarıyla velîahdlığı kabul buyurdular. Bu husustaki görüşüp, konuşma birkaç hafta sürmüştür.</p>
<p>Hz.İmâm Aliyy’ür Rızâ, bu iş için;<br />
“Allah’ın benim ve sizin hakkınızda yapacağını, iradesinin ne olduğunu bilmem, hüküm ancak Allah’ındır” buyurmuşlardı.</p>
<p>Halîfe Me’mûn, bu velîahdlığı bir fermânla tesbit ettirdi. Hicri 201. yılında yazılan bu fermâna Hz.İmâm Aliyy’ür Rızâ, şu cümleleri yazıp imzalarını attılar:<br />
“Rahmân ve Rahîm olan Allah adıyla dilediğini yapan Allah’a hamdolsun; hükmünü değiştiren, takdirini reddeden yoktur. O gözlerde gizlenen kötülükleri gönüllerde örtülü olan işleri bilir. Selâvat, Peygamberlerin sonuncusu olan Peygamberi Muhammed&#8217;e ve onun tertemiz soyuna.”</p>
<p>Yazılan fermân, bütün ileri gelenler tarafından imzalandı. Me’mûn, bütün ileri gelenlere, Hz.İmâm Aliyy’ür Rızâ’ya velîahd sıfatıyla bey’at etmelerini emretti. İlk bey’at eden, Me’mûn’un oğlu Abbas’tı. Ardından bütün devlet erkânı, Abbas oğullarının belirli kişileri, Horasan halkı, Hz.İmâm’a bey’at etti. Hicri 202. yılında halîfe Me’mûn, Hz.İmâm Aliyy’ür Rızâ’ya; “Halka bayram namazını kıldırmasını” ricâ etti. Hz.İmâm’ın özür dilemesine karşılık ricâlarını sürdürdü.</p>
<p>Bunun üzerine Hz.İmâm:<br />
“Öyleyse” buyurdular;“Ceddim Resûlullah’ın sünnetine uyacağım.”</p>
<p>Me’mûn da, herkes de, namaza nasıl gidilecek, namaz nasıl kılınacak merak içindeydi. Emevilerin, Abbas oğullarının zamanlarında, halîfelerin namaza gidişleri bir debdebe, bir tantana, bir ululuk göstergesiydi. Halîfe, altınlarla mücevherlerle süslü bineğine biner, en yeni en ihtişamlı elbisesini giyer ziynetlere gark olup çıkardı. Hademi-Haşemi de aynı tarzda kendilerini halka gösterirlerdi.</p>
<p>Halîfe Me’mûn, bayram namazını kıldırması için hususi bineğini Hz.İmâm Aliyy’ür Rızâ’nın bulunduğu dairenin kapısına, kullarla-kölelerle göndermişti. Hz.İmâm Aliyy’ür Rızâ, bayram sabahı evden çıktılar. Üzerlerinde beyaz bir pamuk gömlek, başlarında sarık vardı. Ayakları yalındı, ellerinde de bir asâ vardı. Ashâbı ve yakınları da bu tarzda giyinmişlerdi. Biraz yürüyüp durdular ve “Allâh-ü Ekber” diye tekbir getirdiler. Tekbir sesini duyan herkes, bir ağızdan tekbir getirdi. Me’mûn’un adamları, Hz.İmâm’ı bu halde görünce, onlarda bineklerinden indiler, ayakkabılarını çıkardılar, yalın ayak yürümeye koyuldular. Hz.İmâm, bir müddet namaz-gâha doğru yürüyorlar sonra durup tekbir getiriyorlardı. Her yandan gelip toplanan halk da bir ağızdan tekbir getiriyordu. Herkes ağlamaktaydı ve heyecan içindeydi. Âdeta bütün şehir Hz.İmâm’la beraber yürümekte, Hz.İmâm’la beraber tekbir getirmekteydi.</p>
<p>Vezir Fazl, koşup bu hâli Me’mûn’a anlattı;<br />
“Bu böyle giderse ne olacağı bilinmez” dedi.</p>
<p>Halîfe Me’mûn, Hz.İmâm Aliyy’ür Rızâ’ya birisini göndererek;<br />
“Size zahmet verdik, makamınıza dönün, namazı her vakit kıldıran kişi kıldırsın” buyruğunu bildirdi. Bunun üzerine Hz.İmâm ayakkabılarını istedi, giyip makamına döndü. Halk da me’yus bir hâlde dağıldı.</p>
<p>Hicri 199. yılında Halîfe Me’mûn’un emriyle adamları çeşitli eyaletleri ele geçiriyor, buralarda hüküm sürüyorlardı. Bağdat’da da ayaklanmalar olmuştu. Hz.İmâm Aliyy’ür Rızâ’nın velîahdlık emri Bağdat’a bildirilince, Bağdatlıların bir kısmı bu emre uydu, bir kısmıysa Abbas oğullarına bağlılıkları yüzünden bu emri dinlemediler ve aynı yılın son ayında Me’mûn’u halîfe tanımadıklarını açıkladılar; yerine amcası Mehdî’nin oğlu İbrahim’i halîfe tanıyıp ona bey’at ettiler.</p>
<p>Hz.İmâm Aliyy’ür Rızâ, duyduklarını Me’mûn’a bildirdiler;<br />
“Halk” buyurdular; “Senin hareketlerini, beni velîahd yapmanı beğenmiyor; Bağdat’da savaş başladı, bana da öğüt vermek vâcîb oldu, yakınlarından da memnun değiller.”</p>
<p>Halîfe Me’mûn, Hz.İmâm Aliyy’ür Rızâ’nın sözlerine uyup, Bağdat’a gitmeyi kararlaştırdı. Veziri de, kargaşalık yatışıncaya kadar Horasan’da kalınmasına taraftardı; fakat sözünü dinletemedi.</p>
<p>Sonunda Me’mûn, veziri ve Hz.İmâm Aliyy’ür Rızâ Irak’a yöneldi, birkaç konak aşıldıktan sonra, Veziri Fazl, bir hamamda üç kişi tarafından öldürüldü. Vezir Fazl’ı öldürenler tutulup Me’mûn’un yanına getirilince, halîfe Me’mûn’un yüzüne karşı; “Senin emrinle öldürdük” dediler. Me’mûn da onları öldürttü. Bu olay Serahs şehrinde oldu.</p>
<p>Tûs şehrine yedi konaklık yer kalmıştı ki, Hz.İmâm Aliyy’ür Rızâ hastalandılar. Tûs’a varılınca hastalık daha da şiddetlendi. Me’mûn hergün iki kere gelip Hz.İmâm’ı dolaşıyordu; kendisi de hastalanmıştı, yahut hastalanmış görünmek istiyordu.</p>
<p>Rivâyete göre; Hz.İmâm Aliyy’ür Rızâ’da, Me’mûn da yedikleri yemekten hastalanmışlardı. Bu hadiseden sonra halîfe Me’mûn iyileşmiş, Hz.İmâm Aliyy’ür Rızâ, zehirli yemeğin tesiriyle iyileşemeyip Hak’ka kavuşmuşlardır. Bu konuda birçok kaynaklar da Hz.İmâm’ın, halîfe Me’mûn tarafından, zehirlettirildiklerini bildirirler.</p>
<p>Hz.İmâm Aliyy’ür Rızâ, Hicret’in 203. yılında (Milâdi 818) Safer ayının 29. gününde Hak’ka vuslat etmişlerdir. Hz.İmâm’ın ömürlerinin müddeti 50 yıldır. Hz.İmâm Aliyy’ür Rızâ’nın kabri, İran’ın Tûs şehrinin Senâbâd köyündedir.</p>
<p>Kendilerinden sonra imâmet, oğlu Hz.İmâm Muhammed’ül Takiyy’ül Cevâd’a intikal etmiştir.<br />
En doğrusunu Allah bilir.</p>
<p> 
</p>
<p class="anatabloYaziGrup"><span class="altbaslik">Vecîzelerinin Bir Kısmı</span><span class="BaslikCizgi"> </span></p>
<div class="anatabloYaziGrup">
<li>Akıllı, her insanın dostudur.</li>
<li>Bir Müslüman aklı, onda on hûy olmadıkça tamamlanmaz:<br />
Ondan ancak hayır umulur. Halk onun şerrinden emindir. Başkasında gördüğü iyi şeyleri büyütür de kendi yaptığı iyi işleri küçük ve az görür. Ona biri muhtaç olursa, bundan dolayı bir kibir duymaz. Ömrünün uzun oluşu, onu devamlı bir şekilde daha fazla bilgi edinmekten alıkoymaz. Onun için, Allah için fakirlik, zenginlikten çok daha kıymetlidir. Allah için fakir düşmek, yükselmekten daha iyidir. Sabırlıdır. İstediği şeye saldırmaz. Gördüğü kimse için «Belki benden daha hayırlıdır» der. Çünkü insanlar iki kısımdır: Bir kısmı ondan daha hayırlı, bir kısmı ise ondan daha hayırsızdır, bunu bilir. «Belki onun hayrı gizlidir de benden yücedir. Benim ise hayır bildiğim şey kötüdür» diye düşünür. Kendisinden daha hayırlı bir kimse ile tanıştı mı, ona büyük saygı gösterirse kendi derecesi de artar. Hayırlı daha temiz olur. İyi bir adla anılır. Zamanın ulusu olur.</li>
<li>Cenâb-ı Hak mal ziyanı etmeyi (isrâfı), fazla mal istemeyi ve dedikoduyu sevmez.</li>
<li>Cömert olan, bir yere davet edildi mi, benim de yemeğimi yesinler diye o davete gider. Hasis kişi ise sonra benim de yemeğimi yemek isterler düşüncesiyle, daveti kabul etmez.</li>
<li>Çok namaz kılmak, çok oruç tutmak ibâdet değildir. İbâdet, Allah’ın yaptıklarını ve emirlerini çok düşünmektir.</li>
<li>Dünyada şunlar yoktur: Hasis insanın rahatı, hased edici kıskancın, dünyadan zevk ve lezzet alması, çabuk usananın vefâsı, yalancının insanlığı.</li>
<li>Ecel, isteğin âfetidir. İhsânda bulunmak, tedbirli insanın kazancıdır. İleri gidiş, kuvvet sahibinin felâketidir. Hasislik, şerefi alır götürür. Halkın en ulusu, iyilikte bulunanı; İyilikte bulunanın yardımına koşanı, yardım umanın ümidini gerçekleştireni, bir şeyi isteyenin isteğini yerine getireni, hayatta iken dostlarının, öldükten sonra da arkasından ağlayanların çoğalmasını isteyen ve buna göre davranan kişidir.</li>
<li>Her insanın baş düşmanı bilgisizliktir.</li>
<li>Her kim yaptıklarının muhasebesini kendi kendine yaparsa, bundan ancak kârlı çıkar. Kim bundan gaflet ederse sonunda zarar görür. Korkan ve çekingen emniyeti bulur. İbret alan görüş sahibi olur. Görmesini bilen anlar. Anlayan bilir. Bilgisiz dost, insan için sıkıntıdır. Malın en kıymetli olanı, insanın şerefini koruyan maldır. Aklın üstünü, insanın kendisini olduğu gibi bilmesi tanımasıdır. Îman sahibi kızdı mı, temkini elden bırakmaz da hiddeti aşmaz. Râzı oldu mu, bâtıla boyun eğmez. Gücü yettiği zaman da hakkından fazlasını almaz.</li>
<li>İnsanların hayırlıları şunlardır: İyilik ettiler mi sevinirler. Kendilerine karşı işlenen suçu bağışlarlar. Kendilerine bir şey verildi mi, şükür ederler. Bir felâkete uğradılar mı sabrederler.</li>
<li>İnsanlığı artan kimse herkes tarafından öğülür. Fakat o buna kıymet vermez.</li>
<li>Susmak, hikmet kapılarından bir kapıdır. Susmak, sevgi kazandırır. Susmak, her hayırlı işin kılavuzudur.</li>
</div>
<div class="anatabloYaziGrup">
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="500">
<tbody>
<tr>
<td background="../noktayatay2.gif"><img src="http://hzali.net/bosluk.gif" alt="" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hzali.net/14-masum/imam-aliyyur-riza.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
