HzAli.net
Hz. Ali (Ali bin Ebu Talib), İslam tarihinin en önemli şahsiyetlerinden biri, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) amcasının oğlu, damadı ve dördüncü İslam halifesidir. İslam dünyasında cesareti, ilmi, adaleti ve dürüstlüğüyle hem Sünni hem de Şii toplumlarında eşsiz bir yere sahiptir. İşte Hz. Ali'nin hayatı ve kişiliğine dair temel başlıklar:
1. Doğumu ve Ailesi
Doğumu: Yaklaşık miladi 600 yılında Mekke’de doğmuştur. Yaygın bir rivayete göre Kabe’nin içinde doğan tek kişidir.
Ailesi: Babası Hz. Peygamber’i büyüten amcası Ebu Talib, annesi Fatıma bint Esed’dir.
Peygamberle Bağı: Hz. Muhammed’in himayesinde büyümüş, onun terbiyesiyle yetişmiştir. Daha sonra Peygamberimizin kızı Hz. Fatıma ile evlenmiş; bu evlilikten Hz. Hasan, Hz. Hüseyin, Muhsin, Ümmü Gülsüm ve Zeynep adında çocukları olmuştur. Peygamber efendimizin soyu Hz. Ali ve Hz. Fatıma yoluyla devam etmiştir.
2. İslam’ı Kabulü ve İlk Yılları
İlk Müslüman: Hz. Hatice’den sonra İslam’ı kabul eden ikinci kişi ve ilk çocuktur (yaklaşık 10 yaşındayken).
Hicret: Peygamberimiz Mekke’den Medine’ye hicret ederken, müşrikleri şaşırtmak ve emanetleri sahiplerine teslim etmek için ölümü göze alarak Peygamber’in yatağına yatmıştır. Bu olay onun cesaretinin ve sadakatinin en büyük simgelerinden biridir.
3. Kahramanlığı ve Savaşçılığı
Zülfikar: Ona bizzat Peygamberimiz tarafından verildiği rivayet edilen ucu çatal kılıcıyla (Zülfikar) özdeşleşmiştir.
Savaşlar: Bedir, Uhud, Hendek ve özellikle kapısını tek başına sökerek fethettiği Hayber kalesindeki kahramanlıklarıyla "Esedullah" (Allah’ın Arslanı) unvanını almıştır. Tebük seferi dışında tüm savaşlara katılmıştır.
4. İlmi ve Hikmeti
Hz. Ali, İslam dünyasında "İlmin Kapısı" olarak bilinir. Bir hadis-i şerifte: "Ben ilmin şehriyim, Ali ise onun kapısıdır" buyurulmuştur.
Kur'an-ı Kerim tefsiri, fıkıh, Arap dili ve edebiyatı konusunda derya kabul edilir.
Mektupları, hutbeleri ve hikmetli sözleri Nehcü'l-Belâga (Belagat Yolu) adlı dünyaca ünlü eserde toplanmıştır.
5. Halifelik Dönemi (656-661)
Hz. Osman’ın şehit edilmesinden sonra Müslümanların ısrarı ile dördüncü halife seçilmiştir.
Halifelik dönemi, İslam toplumundaki iç karışıklıklarla (Cemel Vakası, Sıffin Savaşı) mücadele etmekle geçmiştir. Bu dönemde adaleti tesis etmek için tavizsiz bir duruş sergilemiştir.
Adaleti: Devlet hazinesini (Beytülmal) dağıtırken son derece titiz davranmış, kendi akrabalarına bile ayrıcalık tanımamıştır.
6. Şehadeti
661 yılında, Kufe’de sabah namazını kıldırırken Abdurrahman bin Mülcem adlı bir Harici tarafından zehirli bir kılıçla yaralanmış ve birkaç gün sonra şehit olmuştur. Kabri bugün Irak’ın Necef şehrindedir.
Hz. Ali'nin Tarihteki Konumu
Sünni İnancına Göre: Dört Büyük Halife'nin (Hulefâ-yi Râşidîn) sonuncusu, "Aşere-i Mübeşşere"den (cennetle müjdelenen 10 kişi) biridir.
Şii İnancına Göre: Hz. Peygamber’den sonraki ilk meşru halife (Vasi) ve on iki imamın birincisidir.
Tasavvufta: Tasavvuf yollarının neredeyse tamamı (Naksibendiyye hariç) silsilesini Hz. Ali'ye dayandırır; o "Evliyaların Şahı" olarak kabul edilir.
Hz. Ali; mazlumun yanında olan, "Ya Ali" dendiğinde akla gelen ilk şeyin yiğitlik ve adalet olduğu, İslam tarihinin en karizmatik ve bilge liderlerinden biridir.
Hacı Bektaş Veli: Alevi ve Bektaşiliğin Pir’i
Hayatı:
Doğum Tarihi: 1209 Nişabur, (Tarihi Horasan)
Vefat Tarihi: 1271 Hacıbektaş
Bektaşilik tarikatının kurucusu olarak kabul edilen Türkmen şeyhi.
Hacı Bektaş Veli’nin çeşitli kaynaklarda doğum ve vefat tarihleri değişik gösterilmektedir. Bazı kaynaklarda doğum tarihi 1242, Anadolu’ya gelişi 1270-1280 yıllan arası, vefat tarihi ise 1337 olarak, bazı kaynaklarda ise doğum tarihi 1209, vefat tarihi 1271 olarak yazılmaktadır. İlk eğitim ve öğrenimini Türkistan Piri Hoca Ahmet Yesevi kültür ocağından alarak, çok sayıda bilim adamının yetiştiği Horasan’da engin bir bilgi birikimine ve geniş bir dünya görüşüne sahip olmuştur.
Hacı Bektaş Veli, 13. yüzyılda yaşamış önemli bir Türk mutasavvıf, şair ve Alevi-Bektaşi tarikatının kurucusudur. Asıl adı Bektaş’tır. 1209 yılında İran’ın Nişabur şehrinde doğduğu rivayet edilir.
1270’li yıllarda Anadolu’ya göç eden Hacı Bektaş Veli, Sivas’ta Hacı Bektaş Köyü’nde (bugünkü Hacıbektaş ilçesi) yerleşti ve burada bir dergah kurdu. Bu dergah, Alevi-Bektaşi inancının merkezi haline geldi.
Hacı Bektaş Veli, 1271 yılında vefat etti ve türbesi Hacıbektaş’ta bulunmaktadır.
Fikirleri:
Hacı Bektaş Veli, insana ve akla önem veren bir düşünce sistemine sahipti. Eşitlik, adalet, sevgi ve barış gibi değerleri savundu.
“Dört Kapı, Kırk Makam” adlı eseri, Alevi-Bektaşi inancının temelini oluşturur. Bu eser, insanın manevi yolculuğunu ve mükemmeliyete ulaşma çabasını anlatır.
Hacı Bektaş Veli, tasavvuf felsefesini günlük hayata uyarlayan bir önder olarak kabul edilir.
Doğum tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte 1480 civarı Sivas'ın Yıldızeli ilçesine bağlı Banaz köyünde doğduğu tahmin edilmektedir. Asıl adı Haydar'dır. Babası Abdal Musa'dır.
Alevi-Bektaşi geleneğinde önemli bir yere sahip olan "Yedi Ulu Ozan" lardan biridir. Pir Sultan Abdal, gençliğinde çobanlık ve çiftçilik yapmıştır.
Pir Sultan 16. Yüzyılda Anadolu'nun fikri ve siyasi yönden en karışık olduğu dönemlerde Sivas ve civarında yaşamış bir halk ozanımızdır. Anadolu’da yaşayan bütün Aleviler yaşları ne olursa olsun Pir Sultan'ı severler.
Onu diğer halk ozanlarımızın piri yapan gerçekler devrimci karekterinden, Oniki İmam yolunu yaymaya çalışmasından, Türkçe'yi çok güzel kullanmasından ve hayatının idam edilerek bitiş şeklinden kaynaklanmıştır.
Pir Sultan sözünü ve sazını çok güzel bir şekilde kullanarak tıpkı Şah İsmail'in yaptığı gibi Oniki İmam felsefesini Oniki İmamların İsimlerinin anıldığı Düzevi İmam türünden şiirlerle anlatmaya çalışmış, bu yüzden de Osmanlı'nın halk ozanları arasındaki en büyük düşmanı olmuştur. Çünkü aynı dönem Osmanlı’nın Sünnileştirme çabasında olduğu bir dönemdir. Bu nedenle de casusluk'la suçlanarak idam edilmiştir.
Bilindiği gibi Osmanlı Sultanları valiliklerine gönderdikleri fermanlarda "Erdebil dergahıyla ilişkisi bulunan Alevilerin çeşitli bahaneler ile suçlanarak öldürülmeleri" istemişlerdi.
Halk ozanları geleneğinde sevilen ozanların isimleri diğer ozanlarcada kullanıldığı için Pir Sultan şehid edildikten sonra dahi onun ismiyle birçok eserler yazılmış ve söylenmiştir.
Pir Sultan Erdebil şahları ve dervişleriyle kurduğu ilişki çerçevesinde Oniki İmamlar yolunda elde edindiği bilgileri Anadolu’ya Şah İsmail'in takip ettiği metoda göre aktarıyordu.
Pir Sultan özellikle Oniki İmamların isimlerini yayma konusunda başarılı olmuştur.